NUH DİYARINDA HAYAT, YOL, KIYAMET, ÖLÜM, AŞURE

08 Mayıs 2020 12:49 / 1215 kez okundu!

 

 

Erciş Çelebibağı. Doğduğum yer. Arada bir sular yükselir evlerin dibine gelir, eski kaleyi ve mezarlığı ada yapar. Ada mezarlığa ölüler kayıklarla taşınır. Gün gelir sular çekilir biraz, adaya bir yol yapılır ve mezarlık yarım adaya döner. Hayat yola, yol mezarlığa ulaşır...

Urartular zamanından beri mezarlık burası, yaklaşık 3000 yıl. Bir arkeologa sormuşlar “hocam bu dümdüz yerin ortasında bu tepe nasıl olmuş?” Arkeolog yanıtlamış: “Bugün, şuradaki dümdüz alanı mezarlık olarak kullanmaya başlayalım, buradan daha yüksek bir tepe olması için 3000 yıl bile geçmesine gerek yok.”

 

****

 

NUH DİYARINDA HAYAT, YOL, KIYAMET, ÖLÜM, AŞURE

 

Görüntünün olası içeriği: açık hava ve su

 

Erciş Çelebibağı. Doğduğum yer. Arada bir sular yükselir evlerin dibine gelir, eski kaleyi ve mezarlığı ada yapar. Ada mezarlığa ölüler kayıklarla taşınır. Gün gelir sular çekilir biraz, adaya bir yol yapılır ve mezarlık yarım adaya döner. Hayat yola, yol mezarlığa ulaşır...

Urartular zamanından beri mezarlık burası, yaklaşık 3000 yıl. Bir arkeologa sormuşlar “hocam bu dümdüz yerin ortasında bu tepe nasıl olmuş?” Arkeolog yanıtlamış: “Bugün, şuradaki dümdüz alanı mezarlık olarak kullanmaya başlayalım, buradan daha yüksek bir tepe olması için 3000 yıl bile geçmesine gerek yok.”

Dedemin, onun babasının, dedesinin mezarları da burada... Hepsine Allah rahmet etsin. Mirası korumak kollamak da bizlere, Nuh’un Gemisi’nden yeniden buralarda karaya çıkan göl çocuklarına kalsın.

Vanlıların şöyle bir inancı var; Nuh’un Gemisi ne Ağrı Dağındadır, ne Cudi... Onun tufan sonrası karaya yanaştığı yer Van Gölü’dür. Gemi dımdızlak dağın tepesine bırakılmamıştır. Sulara çekil denmiş, karaya yanaşması için de geride bir avuç su bırakılmıştır, bu da Van Gölü’dür. O yüzdendir göl diyarındaki insan, hayvan ve nebat çeşitliliği; dinlerin, dillerin, etnisitenin zenginliği, Nuh’un Gemisi’nden hayata yeniden yayılmamızdan, bu toprakları yol etmemizdendir. Ki o göl, zaman zaman yükselişe geçer; tarlaları göl basar, evleri yılan... Göl köylere ulaşır, bulaklar suya akar sad İşte o zaman yaşlılar der ki “bu Allahın uyarısıdır. İnsanlık bozuldu yine. Nuh tufanı gelecek... Suların yükselişi kıyamet alâmetidir....”

Virüslü günlerimiz yeni bir kıyamet alâmeti mi yoksa?
...

Nuh hikayesi, bizim topraklara özgü bir anlatı... Aşure zaten biziz!

Harman, çorba, çimento, mozayik, ebru gibi terimlerle bu ülkenin insan çeşitliliğine gönderme yapılır. Ancak bu terimlerin katılığını ya da aşırı dönüştürücülüğünü dikkate alırsak, Anadolu insanını en iyi tanımlayan sözün AŞURE olduğunu görürüz.

Çünkü herkes hem kendisidir burada, hem de ortak bir tada, lezzete katkı sağlar. Hem hafif değişimle kendi kalıp, hem de ortak bir lezzet yaratmaktır bu.

Bu virüslü, coronalı, karantinalı #EVDEKAL günlerinde, bilelim ki evlerimiz şu tarihi anların #nuhungemisi sayılır. Ve unutmayalım ki Nuh’un Gemisi’ni iyi yöneten bir Türkiye, yarının dünyasını yöneten olacaktır.

O halde bir ses artık Küresel ısınmanın kabaran denizine; dünyanın ve çevremizin fiziki, politik çalkantılarına; içimizin agnostik girdaplarına sonsuzluğu fısıldamalı; Yeni bir Nuh'un Gemisi o deryalara güvercin salmalıdır. Hayalleri olanları engellemek boşuna... O hayal sahipleri ki bir gün herkesi E-Nuh’un Gemisi’ne ulaştıracak ve o gemi mutlaka insanlığa yeni bir mekan bulacaktır. Denizde, karada ya da uzayda…

Görüntünün olası içeriği: İlhami Mısırlıoğlu, ayakta, gökyüzü, bulut, açık hava ve doğa

Ortak gemideki nimetlerin tükenişini de beklemeden dünyaya yeni Aşureyi sunma zamanıdır. Bu aşurede herkes bir sürünün parçası değil öncelikle birey olmalı. O birey, sürüsünü yeniden tanımlamalı, sürü/insan diyalektiğine yeni bir anlam katmalı. Zaten eksi sonsuz ile artı sonsuz arasında ihmal edilebilir küçük bir nokta değil mi insan? Sonsuzluğun bilinemezliğinde tek gücü "farkındalık" olan... Hem kendinden bir şey verip herkesle hemhal olmaktan gelen özel aşure tadını oluşturmak, hem de hala kendi kalabilmek mümkündür; en azından bunun yolunda olmak/ölmek...

Urartular'dan, Hurriler'den, Ermeniler'den, Selçuklular'dan, İlhanlılar’dan, Karakoyunlular’dan, Osmanlılar'dan, Türkiye Cumhuriyeti’nden bu yana bu mezarlıkta yatanlar Nuh’un Gemisi’nin aşuresidir ve bize hala yol gösteriyor.

Zaman, bu yolu anlama, bu yola inanma, bu yola düşme zamanı...

Unutmayalım ki hayat yoldadır, yol hayattır.

Hayatımızı ıskalamayalım!

Vesselam.

>> https://www.facebook.com/nuhungemisi/videos/pcb.10157554393253089/10157554308008089/?type=3&theater

>> https://www.facebook.com/nuhungemisi/videos/pcb.10157554393253089/10157554308083089/?type=3&theater

 

İlhami MISIRLIOĞLU

08.05.2020

 

Son Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2020 19:53

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.