Macaristan ve Turancılık

19 Ekim 2018 12:40 / 780 kez okundu!

 

 

Cumhurbaşkanımızın Macaristan ziyareti öncesinde kaleme alınmış olan yazıyı paylaşırken; ilgi çekici gözlem ve yaklaşımların yararlı olmasını umuyoruz. Kırmızı Karanfil Müzik Festivali ile ilgili anılar da oldukça öğretici ve hala bugüne ışık tutuyor. 

 

****

 

Macaristan ve Turancılık

 

1984’de mültecilik yıllarımın başlarında Macaristan’a yaptığım ziyaret sonrasında orada bulduğum bir plak ilgimi çekmişti. Keçkeş isimli, ortaçağ barok müziği yapan bir topluluğun çıkardığı 33 devirli plakta Estergon Kalesi, Tuna Nehri Akmam diyor parçaları da vardı. Türkçe olarak, Macar aksanıyla ama aynı beste üzerinden söyleniyordu. Budapeşte’de yaşayan arkadaşım Tarık Demirkan aracılığıyla grupla iletişim kurup, onları 1985’de Lahey’de yapılan 5. Kırmızı Karanfil Müzik Festivali’ne davet ettim. Bu, onlar için ilk kapitalist ülke konseri olacaktı. Düzenleme komitesi içindeki birkaç eski solcu, Estergon Kalesi ve Tuna Nehri Akmam diyor bestelerinin seslendirilmesine “bunlara daha çok MHP’liler, faşistler sahip çıkıyor” diyerek itiraz ettiler. Onlara şu argümanlarla karşı çıktım:

1. Bu parçalara şimdiye dek MHP’lilerin sahip çıkmış olması, bundan sonra bizim de sahip çıkmamızı engellemeli mi?

2. 1500’lü yıllarda ortaya çıkan bu besteler Osmanlı’nın Macaristan’ı “fethi” ve Estergon’da yenilerek gerilemesi sıralarında üretilmişlerdi. O tarihi momentlerde dünyada daha “ilerici” daha adaletli bir başka devlet ya da düzen var mıydı ki biz, otomatik olarak bu müzikleri “gerici, tutucu, fetihçi bir zihniyetin müzikal silahları” diye niteleyelim? Tarih, bugünün verili koşullarından, değer yargılarından hareketle o günün yargılanıp mahkûm edilmesine anakronizm adını veriyor. Osmanlı’nın, o dönemin Avrupa’sının en yüksek ideallerini temsil ettiğini unutmayalım. Alman imparatoru tarafından hapsedilen Fransa kralının annesi işte bu nedenlerle Kanuni’ye mektup yazarak onun adaletine sığınmış, ondan destek istemişti. Kralın serbest bırakılmasıyla da karşılığını almıştı.

3. Estergon’da, kaleyi tek kişi kalana kadar savunan, teslim olmayı reddedip elinde kılıcıyla ölen kale kumandanının mezarı vardı. Mezarın üstündeki yazının çevirisi hatırladığım kadarıyla şöyleydi: “Burada, kahraman bir düşman kumandanı yatıyor.”

4. Özetle Macarlar büyük bir alicenaplıkla, o sıralarda kendilerine karşı yapılmış bu müzikleri de koruma altına almış, komplekssiz biçimde konserlerinde, ne söylediğini tam da bilemeden, Türkçe olarak söylüyor, plaklarına koyuyorlardı. Buradaki yüksek ahlaki ve kültürel duruşu görmezden gelmek mümkün müydü?

5. Kırmızı Karanfil Müzik Festivali Komitesi başkanı olarak itirazları böylece yanıtladıktan sonra Keçkeş grubunun konsere gelip istedikleri parçaları, diledikleri biçimde söylemesini sağladım. Salondaki 1500 kişinin içinde çoğunluk olan Türkiyeli izleyici, bu vefa duygusunun farkına vararak müzisyenlere harika biçimde eşlik etti. https://www.youtube.com/playlist?list=PLa66pwKMmHAydm1QJquHXnwh8eBYtxIqq

6. Aynı kafa zaten Türkiye’den davet ettiğim Mustafa Kandıralı’yı da kimi gerekçelerle engellemeye çalışmış “Türkiye’de insanlar işkence altındayken Kandıralı ile millete göbek mi attıracağız?” demişlerdi. Kandıralı’nın klarinet ustası oluşu kimsenin umurunda değildi. Hollanda’nın o sırada en tanınmış modern müzik bestecisi olan Theo Lowendie’nin, “ Mustafa Kandıralı ile ismimizin aynı afişte olması benim için en büyük ödüldür” demesi; halkın dakikalarca ayakta alkışlaması, Türkiyeli ve Hollandalıların 13 dakikalık “Caz Romansı” sessizce dinledikten sonra konserin son parçasında birlikte neşeyle dans etmeleri de görülmeye değerdi. İtirazcıların bir kısmının da, yanlarındaki Hollandalı kız arkadaşlarının zorlamasıyla havaya girip göbek atması ise traji-komikti 😊 Konser sonrası Hollanda Kraliyet Orkestrası baş klarinetçisinin Kandıralı’ya hayranlık belirterek, kadife kutuda kıymetli bir klarinet ağızlığı hediye etmesini ise elbette görmezden geldiler.

 

Bu anıları aklıma ne getirdi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Macaristan'a gidiyor. Restorasyonu tamamlanan Gül Baba türbesinin de açılışını yapacak. Görüşeceği isimler arasında Jobbik partisinden 2014 seçimleri sonrasında istifa etmiş de olsa hala asıl lider durumunda olan Gabor Vona da var. Bu Parti ana muhalefet partisi konumunda. Ve onunla görüşülecek olması başka birçok açıdan da özel önem taşıyor.

"Yanlışa cesurca karşı gelen ve Allah'tan başka hiç kimseden korkmayan Atilla'nın torunlarıyız."

Macar milliyetçiliğini savunan Jobbik Partisi lideri tarafından bundan dört yıl önce Türkiye'de ve Türkçe olarak söylenen bu sözler seçim sürecinde Macaristan'da çok tartışıldı.

Macar basınında başka iddialar da vardı:

"Jobbik lideri Gabor Vona, aslında Müslümanlığa geçti. Allah'a inanır oldu. Müslüman dünyanın daha iyi bir geleceğe sahip olduğunu düşünüyor ve Macaristan'ın yüzünü Batı'dan Doğu'ya çevirip Türkiye ile stratejik ortaklık kurmasını öneriyor."

Bu partinin gençlik kollarının sosyal medya paylaşımlarında ülkücülerin kurt işaretini kullanmaları, altına Türkçe yorumlar yazmaları da dikkati çekti.

 

Macaristan'da ne oluyor?

Aşağıdaki sorulara yanıt ararsak belki kimi sonuçlara varabiliriz.

İlk Turan Derneğinin Osmanlıdan önce Macaristan'da kurulduğunu biliyor muyuz? Ki Macaristan'da yaşayan Tarık Demirkan, Tarih Vakfı’ından çıkan Anadolu 1914 (Çeviri) ve Macar Turancılığı (Telif) kitaplarıyla bu konulara çok katkısı olacak adımlar attı.

Avrupa Parlamentosu, Macar kökenli Soros'un vakıflarının tartışmalara yol açtığı Macaristan'a neden 7. maddeyi (AB üyesi ülkelerin, “kötü alışkanlıklar” edinmesi, yani AB anlaşmaları ile garanti altına alınan hak ve özgürlükleri çiğnemesi halinde, uygulanmaya konması öngörülen bir madde) uyguluyor?

7. Madde uygulamasını aşmak için Türkiye Macaristan'a akıllı yardımda bulunabilir mi?

MHP’nin 70’li yıllardaki “para-militer” gençlik yapılanmalarıyla Jobbik’in bugünkü uygulamaları arasındaki biçimsel benzerlikler, Turan idealleri, kurt işaretleri, "Türk Dünyası" toplantılarına gözlemci olarak katılmaları; Jobbik'in, kendilerine yönelik "faşist" nitelemelerine karşı "vatansever ve milliyetçi" olduklarını söylemeleri, ister istemez MHP'nin bir zamanlar içinden geçtiği yolu akla getiriyor. Geçmiş dönemin MHP’si ile Jobbik’in tarafsız karşılaştırılması anlamlı sonuçlar üretemez mi?

Macaristan mülteciler konusunda neden bu kadar sert? Türkiye bu konuda daha ılımlı, akılcı bir yol izlemelerini sağlayabilir mi?

Şu anki iktidar partisinin sıkı mülteci karşıtı duruşu ve uygulamaları aslında Jobbik'in bu konudaki politikasını değiştirmesi için de uygun bir ortam yaratıyor. Gerek Cumhurbaşkanının gerekse de özel olarak MHP'nin bu politika değişiminde katkısı olamaz mı? Böylesi bir değişim Türkiye’yi, dünya ve Avrupa Birliği nezdinde parlatıp, vaz geçilmez yapmaz mı?

Macar dilindeki Türkçe kökenli çok sayıda sözcüğün varlığı; Türkçe ve Macarcanın Ural Altay dil grubunda -şimdilerde biraz yeri değiştirilmeye çalışılsa da- aynı şemsiye altında durması; ilk Turan derneğinin Osmanlıdan önce Macaristan’da kurulması; bu derneğin, Anadolu’daki Türk-yunan savaşı sırasında Balkanlar ve Avrupa’da oluşturulan Türkiye karşıtı önyargılarla mücadele etmeye çalışması; Balkan savaşı sonrasında Anadolu’ya gönderdikleri Turancı bir gazeteci aracılığıyla “dil olarak anlaşamadıkları ama birbirlerine çok benzedikleri”ni düşündükleri “kardeşleri”ni tanımaya çalışmışlıkları da bilince, bu alanda belirli bir arka plan olduğu daha iyi anlaşılır.

Milliyetçilikten yurtseverliğe, mülteci düşmanlığından insani vicdani destekçiliğe giden yolda yardıma ihtiyacı olanlara destek verelim.

Elinde silahla Macar savaşına katılan ama sonradan halka gül dağıttığı söylenen Gül Baba’yı analım ve diyelim ki, tarihten isterseniz kan isterseniz gül çıkarabilirsiniz. Gelin biz gül çıkaranlardan olalım.

Vesselam.

 

İlhami MISIRLIOĞLU

19.10.2018

 

http://www.izmirizmir.net/bilesenler/koseyazilari/yazi.php?yazi_no=1776

 

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.