Hollanda'da Ne Oluyor?

13 Mart 2017 00:01 / 620 kez okundu!

 

 

10 yıla yakın (1982-1992) Hollanda'da politik mülteci olarak yaşamış bir kişinin; Hollanda ile aramızdaki son gelişmeleri nasıl değerlendirdiği ilginizi çekebilir.

Hollanda'da ne oluyor?

Türkiyeliler, 16 Nisan referandumu ile ilgili faaliyetlerini toplantılarla sürdürmek istiyorlar. Bunlara Türkiye'den gelen siyasiler de katılıyor. Üstelik bunu farklı politik meşreptekiler (hem Evet hem de Hayır diyenler) sürdürüyor.

Hollanda hükumeti öncelikle Ak Partili siyasilere engel çıkardı, ardından dışişleri bakanının uçağının gelişini engelledi. Ardından karayoluyla Almanya'dan Rotterdam'a gelen başka bir TC bakanını ve yanındaki Türkiyeli, AB vatandaşı kişileri sınırdışı etti. Protesto için sokağa çıkan Roterdam'daki Türkiyelileri engellemek için de "sokağa çıkma yasağı" ilan etti. Hollanda tarihinde ender rastlanan olaylar oluyor...

Oysa Hollanda'da Türkiyelilerin dışında Marokanlar (Faslılar), Surinamlılar, Antilliler, Yunanlılar da zaman zaman kendi ülkelerindeki gelişmelere bağlı olarak benzeri politik çalışmalarda bulunmuşlardır, bulunmaya da devam ediyorlar.

Türkiyelilerin faaliyetleri neden bu kadar dikkati çekti?
Çünkü 300.000 civarındaki sayısıyla Türkiye kökenliler Hollanda'nın en büyük ve en aktif "azınlık" grubu durumunda.
Çünkü Türkiyeliler "uyum" açısından en problemli grup sayılmaktadır. Bir türlü Hollanda'nın istediği gibi bir uyum (emancipatie) sağlamayan bu kesim, son dönemde tüm Avrupa'da yükselen İslam korkusu ve karşıtlığının da hedefi durumundadır.

100 yıl önce durum 14 Şubat 1917 tarihli Tanin gazetesi haberindeki gibiydi. 50 yıl önce de (1960'lar) başta almanya olmak üzere kimi savaş yorgunu avrupa ülkeleri; çöpçü ve diğer ihtiyaçları için diş kontrolü dahil yapılarak ülkemizden işçi alıyorlardı.

Şimdi artık bu mümkün değil. O gün alınan işçilerin sayısı bugün yüzbinler, milyonlar ile ifade ediliyor. Onların çocuklarının çoğu da zaten Almanya'nın Hollanda'nın ekonomik hayatının vazgeçilmez parçaları oldu. Üstelik iş adamı, meslek sahibi, sanatçı vs. olarak... Şu sıra bu ülkelerle aramızda yaşananlar için daha çok şey söylenebilir ancak en temeldeki bu büyük değişimi akılda tutalım :)

Hollanda, Türkiye'de son 10-15 yıldır başta bulunan siyasi iktidarla ve onun lideriyle dünya ve bölgesel meselelere bakışta gittikçe daha birbirinden uzaklaşan bir çizgide. AB, NATO, İMF, AVRUPA KONSEYİ, AHİM gibi kurumlarla Türkiye üzerinde oluşturdukları vesayet ve yönlendirmede eskisi gibi başarılı olamıyorlar. 
Bir çok Avrupa ülkesi gibi Hollanda da bu duruma ayak uydurmakta zorlanıyor. Kendi içinde aşırı sağa ve ırkçılığa sürüklenişi, bu durumu daha da içinden çıkılmaz kılıyor.

Bugün Hollanda siyasetini Geert Wilders domine ediyor, hem de birinci parti olma ihtimalinin çok olduğu seçimler henüz yapılmamışken... Mevcut hükumet onun kazanmaması adına onun politikasını şimdiden yürürlüğe koymuş durumda. 33 yıl önce, Geert Wilders'ın "atası" olan ırkçı Centrum Partij'nin programatik "10 Groene Punten" (10 Yeşil Nokta)sında vücut bulmuş ırkçı, güvenlikçi, içe kapanmacı, yabancı düşmanı, göçmen karşıtı politika; Hollanda'da hayata geçiyor. İlk hedef de İslam ve Türkiye karşıtlığını oya dönüştürmek... Bu günlerde olanlara buradan bakılabilir.

3-5 yıl önce ırkçı politikacı Hollandalı Geert Wilders, Londra'daki bir toplantısına izin verilmedi diye kıyameti koparmıştı, şimdi ise kendi ülkesindeki yasağın baş savunucusu durumunda.

İki yüzlü politikanın ömrü azdır. Bizim de buna dikkat etmemiz önemli elbet. Deniyor ki "Yarın Esat yanlıları ülkemizde politik toplantı yapmak isterlerse TR'nin tavrı ne olacak? İki yüzlülük yapıp, Almanya'nın, Hollanda'nın bir dönem kendisine uyguladığı yasağı mı uygulayacak yoksa düşünce özgürlüğünden mi yana olacak?"

Soru meşrudur ama ölçü şu olmalı: Savunulan şeyler meşru mudur? Zamanın o günkü ruhu ne diyor? Irkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobia, göçmen karşıtlığı, şiddet yanlısı olmak, terör destekçisi olmak; meşruiyet dışına düşmek için yeterlidir.

Yani Türkiye o sırada Esad'ın ana yönelimine bakacaktır. Suriye'de şiddeti sürdürmek için mi çalışıyor yoksa barış için mi? PKK tarafıyla bugün sürdürülen savaşın yöntemleri de yarına ışık tutucu olabilir. Toplantı yapacak olanlar canlı bombacılar mı, canlı bombacılığın meşrulaştırıcıları mı yoksa Türkiye'ye karşı silah bırakarak, barışı, çözümü gerçekten konuşmak isteyenler mi?  

Türkiye, demokrat ve adil olmak isterse; yeri geldiğinde bu ölçülerle davranmak ve kendi ülkesinde toplanmak isteyen başka ülke vatandaşlarına (bunların bir kısmı çifte vatandaş da olabilir) bunu akılda tutarak yaklaşmak zorundadır.

Özetle bugün Hollanda'nın unutmuş göründüğü ya da bilerek isteyerek tam tersinden yorumladığı meşruiyet ölçülerine sığınarak...

 

İlhami MISIRLIOĞLU

 

Not-1: Gelişmelerle ilgili ayrıntılı haber bilgisi buradaydı: 

http://www.haberturk.com/dunya/haber/1422771-son-dakika-hollanda-bakan-kaya-ve-baskonsolosun-yolunu-kesti

Not-2: Hollanda eski dışişleri bakanının açıklaması ilginçti:

http://www.haberturk.com/dunya/haber/1423038-ben-bot-bu-yasaklama-ile-yanlis-bir-adim-attik

Not-3:  Hollanda'da #Evet çalışması yasak ama Hayır serbest. TR kökenli Hollanda parlamentosu vekili Hayır için M. Feyzioğlu ile çalışabiliyor. Hollanda'da devlet televizyonu NOS'in bu konudaki haberi şöyleydi: 

https://www.youtube.com/watch?v=TQKjeae1eDk&feature=youtu.be

Son Güncelleme Tarihi: 20 Mart 2017 11:46

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.