Fazıl Say

18 Aralık 2007 03:51 / 2572 kez okundu!

 


Fazıl bir sanatçı... Hem de dünyaca ünlü, dahi bir sanatçı. 1996 yılında o ünlüyken ama ülkemiz henüz onu yeterince tanımıyorken, yağmurlu bir günde İstanbul AKM'deki konserine gitmiştik eşimle. Beşiktaş'ta bir taksinin bir kapısından biz, bir kapısından eski karısıyla o binmişti. Küçük bir tereddütten sonra, ön koltuk boş, arka ise dörtlü olarak yola çıkmıştık.

 

***

 

Fazıl Say

 

Fazıl bir sanatçı... Hem de dünyaca ünlü, dahi bir sanatçı. 1996 yılında o ünlüyken ama ülkemiz henüz onu yeterince tanımıyorken, yağmurlu bir günde İstanbul AKM'deki konserine gitmiştik eşimle. Beşiktaş'ta bir taksinin bir kapısından biz, bir kapısından eski karısıyla o binmişti. Küçük bir tereddütten sonra, ön koltuk boş, arka ise dörtlü olarak yola çıkmıştık.

O sıkışıklıkta birden onlardan birisini bir yerlerden tanıdığımı hissettim. Eğilip utangaç biçimde sordum: "Sizi bir yerden tanıyorum galiba. Müzikle mi uğraşıyorsunuz?" Gülümseyerek başıyla evetledi. "Sanırım aynı yere gidiyoruz" deyince gülüştük. Sonra sahne arkasında onları ziyaret ettik.

Bu tanışıklıktan bir yıl sonra, o tanışıklığa güvenerek ettiğim bir telefonla New York'tan ,Tarih Vakfı için düzenlenen bir dayanışma toplantısına para almadan gelip katılmıştı.

İşte Fazıl Say'ı böyle tanımıştım. Şimdi gelelim bugüne...

Bizim toplumumuz şu sıralar biraz fazla ak-kara derdiyle yaralı.

Çoğumuz da zeten ayak uydurduk bu bölünmeye. Kendimizi hemen atıyoruz saflardan birine… Kendi safımıza eleştirici bakmak çoğun aklımıza bile gelmiyor. Belki de gerçek, bu saflardan birine düşmemiş de dağılmıştır diye düşünmüyoruz hiç. Aslında gerçek dağınık durumda... Gerçeğin sınırlarını keşfetmek için sakince, empatik düşünmeye çalışmak, nefsimizi kıyaslamak yeterli. Ama alışkanlıklar...

Laikçi, dinci ve milliyetçi tutum

Laikçiyseniz hemen Fazıl Say'ı savunacaksınız, sanatçının haklı yanlarının yanında kimi söz ve davranışlarındaki Kemalist düşüncenin tipik halka üstten bakma, seçkincilik, Avrupamerkezci bakış, batıcı tutum, rasyonalist indirgemecilik, ulusalcılık soslu milliyetçilik kodlarını görmezlikten geleceksiniz, yanlış biçimde 'Ortaçağ karanlığı' edebiyatına balıklama atlayıvermesine bile destek çıkacaksınız...

Oysa Ortaçağ, evet Avrupa için karanlıktı ama o günün İslam dünyası için değildi. Çünkü o sırada Dünyanın Merkezi Doğu'ydu. Üniversiteler, çeviri orduları, cebir, astronomi, tıp... Batı ise cadılar ve engizisyonları yaşamaktaydı ve barbardı. Fazıl Say'ın bunu bilmemesi anlayışla karşılanabilir çünkü tüm cumhuriyet dönemimiz, bu ortaçağ karanlığı yanlış edebiyatının üstüne kurulmuştur. Türkiye'nin bağımsız düşünmeye üşenen tüm aydınları bu bilinen kalıbı tekrarlayıp giderler.

Buna karşı hükümet yanlısıysanız hemen Fazıl Say'a tepeden bakacaksınız, ağzınız yarım yamalak kal dese bile içiniz güle güle diyecek ve onun kaygısında hiç gerçek payı aramayacaksınız… Onun Sivas katliamına karşı, şair Metin Altıok'a yönelik duygularına ve bunların etkisinde kalarak gösterdiği naif ama içten, duygusal tepkileri abartılı bulacak ve Madımak Oteli'nin kebapçı yapılmasına karşı çıkanlara yaptığınız gibi ona da uzaylı muamelesi yapacaksınız... Köylülerin değil köylülüğün yaygınlaşmasına ses etmeyeceksiniz.


Milliyetçiyseniz, ha Orhan Pamuk ha Fazıl Say diyerek ikisini de aynı kaba koyarken, tutarlı olmak adına katliamlara arka çıkarak Türklerin alnına aslında bir kara lekeyi kendinizin sürdüğünün farkında olmayacaksınız... Oysa hem Orhan Pamuk hem Fazıl Say, ikisi de devletimizin, cumhuriyet halısının altına süpürdüğü Ermeni Katliamı ve Sivas Katliamı gibi pisliklere kendi yöntemleriyle dikkat çekmeye çalışmışlardı. Ama siz zaten her durumda devleti savunup, bireyi teferruat görenlerdenseniz, sizin için sadece "ya sev ya terk et" sloganı temel düstur olmayı sürdürecek... Garip başka bir nokta, gidecek olanın da git diyenin de değişik dozda kup
(Körleştirici ulusalcılık paranoyası) virüsü'nün etkilerini taşıması.

Bu tartışmada dikkat edilecek şey, Fazıl Say ya da hükümet ya da ona git diyenler arasında bir tercih yapmak zorunda kalmadan, üç tarafı da eleştirebilmeyi başarmak... Çünkü üç taraf da eleştirilmeyi hak ediyor, üç tarafın da eleştiriye ihtiyacı var... Yanlış olan ise körü körüne birinin tarafını tutuvermek... Hep yaptığımız gibi...

Sanatçıları sanatlarıyla yargılamayı öğrenmek

Fazıl Say, esen %47'lik rüzgarlardan kendine özgü tarzda etkilenip, yurt dışına gitmeyi düşünebileceğini belirttiği için değişik yönlerden değişik tepkiler aldı, alıyor.

Oysa, sanatçıları sanatlarıyla yargılamayı öğrenmeliyiz. Onlar kimi konularda hepimizden fazla duyarlı oldukları için sanatçı oldular. Fazla duyarlılıklar kimi anlarda hayat için de fazla olabilirler... Bu, ne hayatın tamamen doğruluğunu gösterir, ne de duyarlılık sahibinin... Onlar sanatçı, onları sanatıyla yargılayalım... Onlar kimi zaman fazla duyarlılıktan, ortalama algı açısından kolay kavranamayan kimi adımlar atarlar, kiminde yanlış, kiminde doğru ama sonra onu sanata dönüştürüp, yaşadıklarını unutur ya da unuttururlar. Biz onların sanatını bırakıp kimi yaklaşımlarının peşine düşersek eğer, ya da bununla onları fazladan yargılarsak, işin dozunu kaçırırsak, olanlar bizim için sadece kötü bir politika olur... Üstelik sanatçının sanatının da tadı kayıp gider avuçlarımızdan... Öyle kalırız.
Orhan Pamuk'u yazdıklarıyla, Fazıl Say'ı da çaldıklarıyla, estetik yönden sorgulayalım, etik ya da politik değil! Yoksa onlar çoook yaşar, biz epeyi kısa. Üstelik ruhumuzu da öylesi gıdadan yoksun bırakarak.

Bir sürünün peşine takılmak kolay. Fazıl Sayların Orhan Pamukların gerçeğini keşfetmek zor. Zor olanı seçelim.



İlhami MISIRLIOĞLU



Sonradan eklenen not: Nazım Hikmet Oratoryosu'nda, Nazım'ın Ermeni Tehciri ve katliamı üzerine yazdığı dizeleri kullanmadığı söylenince bunu, iyi bir sanatçının köü bir tercihi olarak değerlendirmiştim. Yakın zamanda bir kanalda izlediğim tekrarda Ermeni Karabet usta ile ilgili dizelerin sorunsuz kullanıldığını gördüğümü de belirtmeliyim.

17.12.2007

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.