Fareli Köyün Kavalcısı

08 Mart 2017 17:44 / 393 kez okundu!

 

 

Dinin politikadaki etkisini çözümlemiş ender Marksist stratejistlerden Demir Küçükaydın; Ak Parti ve RTE karşıtlığında savrulduğu yanlış yoldan dönemiyor, gittikçe hem kendisini hem de onu bir biçimde hala dikkate alanları yanlışa sürüklemeye devam ediyor.

Son yazısıyla ilgili çok şey söylemek mümkün. Ancak ben bir noktasına değinmeden geçemeyeceğim...

"Kürtlerle barış stratejisine dönmek" biçimindeki formülü; Marksist strateji uzmanı olarak kendisine pek yakıştıramadım :( Şöyle formüle etmek gerçeği daha az çarpıtmak olacaktı: "Kürt siyasi hareketlerinin PKK koluyla barış stratejisine dönmek"...

Bu noktada ise elbette başka saptamalar gerekli:

1. 15 Temmuz darbe girişiminin engellenmesi sonrasında belli olmuştur ki; bu coğrafyada vesayetsiz oyun kurma gücü nispeten en fazla olan kesim TC'dir.

2. "Suriye'de bağımsız devlet" elma şekeriyle kafası karışan PKK ve onun yanlış taktiğine laf etmeyi dahi aklından geçiremeyen HDP; halk savaşı, hendekçilik, öz yönetim fiyaskolarıyla; TC'deki çözüm sürecini havaya uçurmaktan çekinmemiştir.

3. Süreçteki canlı bombacılık, feda tugayları ve diğer TAK'tiklerin iğrençliği; PKK/HDP kesiminin "meşruiyet"ine en büyük darbeyi indirmiş; hükumetin eline Sri Lanka tarzı "çözüm" umudunu kendi elleriyle altın tepside sunmuştur. "Serhıldan" çağrılarının hepsinin boşa çıkmasının, eski destekçilerinin önemlice bir kısmının desteklerini çekmesinin ana nedeni budur.

4. USA, AB, Rusya, İran arasında müttefik arama çabaları; Kürtlerin PKK kolunu giderek daha fazla yabancı güçlerin basit bir oyun aracına dönüştürmüştür. Günlük pratik buna açık örnektir.

5. Yalnız bir TC hükumeti değil başka hiçbir devlet, sınırında kendisine karşı silahlı güçleri besleyen, canlı bomba hazırlayıcılarına ev sahipliği yapan bir PKK devletine izin vermez. Bunu göremeyip "şansını deneyenler"in hali ortada. Onlara durmaksızın yanlış taktikleri önerenlerin de bu trajedideki payı az değil.

6. TC devletinin ilk başlardaki Salih Müslim politikasına yakından bakılırsa, bir gerçek de net biçimde belirir. Türkiye'ye düşman olmayan bir Kürt kantonu/bölgesi/sancağı, kendisine Kuzey Suriye'de yer bulabilirdi. Burada elbette en önemli unsur Türkiye'ye karşı silahı bırakmış bir PKK olacaktı. Hem Türkiye ile savaşıp hem de TC'nin sınırında, kenevir tarlalarını kurduğu rahatlıkla canlı bomba üretim tesisleri yapabileceğini sanmak aymazlığı, bu politikayı da havaya uçurdu. Yoksa şimdi TR ve PYD, DAEŞ'e karşı tüm sınırı birlikte temizliyor olacaklardı. Hala emin olamayan, TR - Barzani ilişkisi üzerine bir daha düşünsün.

7. 16 Nisan'daki %56-58'lik #EVET sonrasında RTE'nın; "Kürtlerle barış stratejisi" yolunda yeni adımlarla ortaya çıkması şaşırtıcı olmayacaktır. Seçeceği C.Başkanı yardımcılarından birisi muhtemelen bu stratejinin sembolü olacaktır.

8. "Silah bırakmış PKK ile barış" yapabilecek politik kapasitede, güçte tek lider ise ne yazık ki hala -belki de iyi ki- RTE'dir. Bu da "Kürtlerle barış strateji"nin sadece bir parçasıdır.

Bu gerçeği gözden gizleyen abartılı yorumların sahipleri 16 Nisan sonrası yeni abartılara, yanlış baş düşman seçimleri ve ittifak çabalarına kolayca yelken açacaklardır ama Fareli Köyün Kavalcısı'nın peşinden gidenlerin hayal kırıklığı çok büyük olacaktır.

Fareli Köyün Kavalcısı hikayesinin sonu mutlaka kötü bitmek zorunda mı? Hikayeye nispeten mutlu bir son yazmak için geç değil ;-)

Vesselam.

 

İlhami MISIRLIOĞLU
06.03.2017, İstanbul

 

>> Erdoğan’ın “Beka Sorunu” – Neyin Karşılığında Ne Verebilir? (Demir Küçükaydın)

 

 

 

Son Güncelleme Tarihi: 20 Mart 2017 11:46

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.