DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR!

26 Eylül 2019 17:35 / 924 kez okundu!

 

 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Eylül 2019’da BM oturumunda tarihi bir konuşma yaptı. Ve özetle dedi ki:
En cömert ülkeyiz...
En çok göçmen kabul eden, onlara en iyi imkanları sağlayan ülkeyiz...
DAEŞ’ten en çok zarar göreniz...
DAEŞ’e ilk ve en ciddi darbeyi vuran ülkeyiz...
Aylan bebeği unutmayalım, bir gün sizin başınıza da gelebilir 😞 

 

****

 

                      DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR!

 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Eylül 2019’da BM oturumunda tarihi bir konuşma yaptı. Ve özetle dedi ki:

En cömert ülkeyiz...
En çok göçmen kabul eden, onlara en iyi imkanları sağlayan ülkeyiz...
DAEŞ’ten en çok zarar göreniz...
DAEŞ’e ilk ve en ciddi darbeyi vuran ülkeyiz...

Aylan bebeği unutmayalım, bir gün sizin başınıza da gelebilir 😞 
Ülkemiz 5 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor.
İdlip’te binlerce insanın yaşamını kurtardık ancak 4 milyon kişinin daha bize yönelmesini kaldıramayız.
Suriye’de geri dönülebilen tek yer Türkiye’nin güvenli kıldığı yerleridir.
Suriye’nin bütünlüğü için çalışıyoruz, anayasa adımları atılacak.
PKK/YPG yapısının ortadan kaldırılması şarttır. Amerika ile görüşmelerimiz sürüyor. Ancak kendi planımız da hazır. 30 km derinlikte, 480 km sınır boyunca barış koridoru oluşturacağız. Tüm dünya elini taşın altına koymalıdır.

Nükleer silahlara ya herkes sahip olmalıdır ya da hiç kimse! Elinde nükleer güç olanın diğerine karşı bunu baskı unsuru olarak kullanması kabul edilemez.
İran’a adil davranılmalıdır.
İsrail doymuyor... Filistin’in bu planlı yok edilişine engel olmayacaksa BM neden var?
Kıbrıs’ta garantör olmaya devam edeceğiz. Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarından bölgedeki her ülke adaletli biçimde yararlanmalıdır. Tek taraflı adımlara izin vermeyeceğiz.
Karabağ’daki Ermenistan işgali görmezden gelinemez.
Keşmir için Pakistan ve Hindistan, adaletli bir çözüm için görüşmelidir.
Arakan müslümanlarının soykırımını BM de tesbit etti. 
Afganistan’da bunca yıl süren çatışma artık sona ermelidir.
Irkçılık, ayrımcılık ve müslüman düşmanlığının tüm dünyada yükselmesine izin verilemez.
Şii-Sünni çatışmasını sürdürenleri muhasebeye çağırıyorum.
Ve daha nice konu...

Etkili bir konuşmaydı. Tarihi bir konuşmaydı. Bir dünya lideri konuşmasıydı.

Tek eksik, İsrail'in içine yönelik vurgunun yetersizliğiydi. Konuşmasında aslında Amerikadaki Yahudilere yönelik saldırıları da eleştirmesi bu yoldaki ilk adımdı. Şu anda İsrail’deki politik durum bir dönemeç noktasında olduğu için bir dünya liderinden daha ötesini beklemek zorundayız.

"İsrail doymuyor" denilerek İsrail haritalarının gösterildiği bir konuşmada aşağıdaki notun olması akıllıca olmaz mıydı?

"İsrail'de başa gelecek yeni hükumetin yeni bir sayfa açma şansı var. Eski hükumetlerin izlediği savaşçı, yayılmacı politikalardan kendisini ayırabilir, ayırmalıdır da. Çünkü o politikalarla ne İsrail halkı ne de bölge ülkeleri huzura kavuşamaz. Tüm coğrafyamıza barış gelsin istiyorsak İsrail'in eski savaşçı, şiddet yanlısı politikasından vaz geçmesine yardımcı olmalıyız. Biz Türkiye olarak barışçı bir İsrailin var olma hakkının her zaman savunucusu oluruz. Filistin'i yok eden, komşu ülkeleri istikrarsızlığa iterek onların topraklarını ilhak eden bir İsrail; kendi devletinin ve halkının da huzurunu, refahını, geleceğini tehlikeye atıyor demektir. Coğrafyamızdaki sahici barış ve huzur için İsrail'in, Türkiye'nin dostluğuna ihtiyacı var. Biz dosluk elimizi uzatıyoruz. Bu dostluk için uzanan elin boş kalmaması, en başta İsrail halkı için önemlidir. İzlenen yanlış politikalardan dolayı ve Filistinlilerin sonsuz felaketine dayandığı için her an çökebilecek sahte ittifaklarla örülmüş bu coğrafyada aslında İsrail derin bir yalnızlık içindedir. Bu yüzden de Türkiye'nin dostluk eli boş kalmamalıdır. İsrail halkını ve sorumlu tüm İsrail politikacılarını, akademisyenlerini, sanatçılarını bu tarihi dönemeçte sorumluluk almaya davet ediyorum. Bir avuç maceraperestin, Kudüs’ün statükosunu bozarak, Filistin’i ve Filistinlileri yok ederek attığı adımlar gerçekte İsrail’i yok edecektir. Bu politikalara şimdi de değilse ne zaman karşı çıkılacak?"

Böylesi bir çıkış ve İsrail halkına ısrarlı çağrılar mutlaka sonuç verecektir. 
Bölgede Türkiye ve İsrail’in “şeytani olmayan”, barışçı işbirliği tüm coğrafyanın kaderini değiştirebilir. 
Bunu tek istemeyen savaş ve silah baronlarıyla, dinî şartlanmışlıkla beyni kavrulmuş Neo-Con-Evangelist işbirlikçilerdir.

Ancak bu coğrafyanın barışa derin susamışlığı ve adaletli, akıllı liderleri, özlenen çözüm için yeterli olacaktır.

Vesselam.



İlhami MISIRLIOĞLU

24.09.2019

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.