BÜYÜK RESMİ ANLAMAK

20 Haziran 2019 15:26 / 408 kez okundu!

 

 

Dünya’daki ve Türkiye’deki büyük değişimin farkında mıyız?

Geçenlerde İstanbul’daki bir toplantıda Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkan yardımcısı Mehmet Uçum’un da özellikle altını çizdiği gibi;

Dünyada herkesin kabul edebileceği, ortak bir meşruiyet kaynağının varlığı bu denli zayıfladıysa;

Erdoğan’ın “Dünya 5’ten Büyüktür” diyerek eleştirdiği, büyük devletlerin araçsallaştırılmış bir yapısı durumuna sokulmuş BM’in bile etkinliği bugün en minimal düzeyde ise; yeni açıkladığı Kaşıkçı raporunda S. Arabistan’ı suçlayan, Türkiye’den özür dilemeye çağıran, FBI’yı da Amerikan bağlantılarını soruşturmaya davet eden BM’nin yaptırım gücü, şu an ciddi bir test ile karşı karşıya ise;

 

****

 

BÜYÜK RESMİ ANLAMAK

 

Dünya’daki ve Türkiye’deki büyük değişimin farkında mıyız?

Geçenlerde İstanbul’daki bir toplantıda Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkan yardımcısı Mehmet Uçum’un da özellikle altını çizdiği gibi;

Dünyada herkesin kabul edebileceği, ortak bir meşruiyet kaynağının varlığı bu denli zayıfladıysa;

Erdoğan’ın “Dünya 5’ten Büyüktür” diyerek eleştirdiği, büyük devletlerin araçsallaştırılmış bir yapısı durumuna sokulmuş BM’in bile etkinliği bugün en minimal düzeyde ise; yeni açıkladığı Kaşıkçı raporunda S. Arabistan’ı suçlayan, Türkiye’den özür dilemeye çağıran, FBI’yı da Amerikan bağlantılarını soruşturmaya davet eden BM’nin yaptırım gücü, şu an ciddi bir test ile karşı karşıya ise;

Avrupa Birliği içindeki ortak hukuk uygulamasının oranı % 20’lere düşmüşse; Avrupa ülkelerinin çoğunda ırkçı, faşist, yabancı, mülteci düşmanı partiler tavan yapmışsa;

ABD; ekonomik kararlar, dolar, asker ve medya gücüyle Çin’e, Rusya’ya, İran’a, Venezuella’ya, Türkiye’ye hatta AB’ye karşı değişik biçimlerde bir tür seferberlik ilan etmişse;

Türkiye’nin en zayıf ve en yalnız olabileceği nokta olarak hesap edilen Kıbrıs’ta ABD’nin Kıbrıslı Rumlar ya da Yunanistan üstünden bir oldu bitti yaratıp sonra da ağabey olarak meseleyi onlar lehine “çözme” hazırlığı ortadaysa; buna karşı savaş gemilerinin korumasında Türkiye ikinci sondaj gemisini devreye sokuyor, akıllı bir hamle olarak el altında tutulan Kıbrıs/Maraş bölgesini açmayı gündeme getiriyorsa...

Tüm dünyada güç savaşları ana belirleyici öğe olarak yeniden öne çıkıyor demektir.

Dünyanın şekillenmesi bu doğrultuda ise Türkiye’nin burada kendi pozisyonunu çok iyi tarif etmesi, kendine ait görüşünü net biçimde oluşturması kaçınılmaz.

100 yıl önceyi düşünelim, Osmanlı’nın son dönemlerini, parası ödenmiş iki savaş gemimizin İngiltere tarafından bize verilmemesini anımsayalım... O dönemde yakın coğrafyamızdaki petrol sahalarının yaklaşık %70’inin Osmanlı’da olduğunu, bunun özellikle İngiltere’nin nasıl iştahını kabarttığını, bu bölgenin haritasını kendine uygun biçimde çizmek için elinden gelen her şeyi yaptığını ve sonunda da başardığını akılda tutalım...

Şimdi de USA aynı hesapların içinde. PKK/YPG’e ağır silahlar vererek, parasını ödediğimiz F-35’leri tartışma konusu yaparak, S-400 almamızı engellemek için deli dana gibi çırpınarak, arkasına İsrail, AB, S. Arabistan, Mısır, BAC, G.Kıbrıs, Yunanistan ve AB’yi alarak Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarına göz koymuşluğunu ayan beyan belli ediyor iken; tarih bilincine sahip bir ülke olarak Türkiye ise Kıbrıs’a deniz altından su bağlayarak, Maraş’ı gündemine alarak ileri hamleler yapıyor. Kuzey Kıbrıs’ın haklarını, Türkiye’nin bölgesindeki haklı çıkarlarını savunmakta kararlı olduğunu dosta düşmana her fırsatta gösterdi, gösteriyor...

İşte bu politik değişimlerden dolayı dikkatli olmaz, büyük resmi gözden kaçırıp küçük hesapların içine düşersek ülkemizin haritasını, sınırlarını tartışma konusu yapacak olanlara fırsat sağlamış oluruz.

Böylesi bir ortamda en yaşamsal konu, Türkiye’nin coğrafi birliğini, bütünlüğünü korumak zorunda oluşumuzdur. Ülkemizin bu doğrultudaki çabalarını engelleyen her strateji, bütünlüğümüze bir tür saldırıdır.

Amerika’nın, Türkiye’de Gaidolar yaratma planının, İstanbul belediyesi seçimlerine ilgisinin farkında olmak bu yüzden yaşamsaldır. Bu planı boşa çıkarmak elimizdedir.

İşte bu nedenle her türlü şiddet siyasetine karşı çıkmak, terörizmle mücadele etmek meşrudur, şarttır. Bu konu Türkiye’nin kırmızı çizgisidir.

Böylesi bir ortamda elini, meşruiyetini daha da güçlendirebilmek için Türkiye devleti özellikle yeni reformlarla daha demokratik bir devlet olmak zorunda. Daha demokratik bir anayasa ihtiyacı bu yüzden hala güncel. Yapılacak kısa, özlü, çoğulcu, demokratik, özgürlükçü bir anayasa coğrafyamızın tümüne örnek olacaktır. Diğer bir çok ülke yeni anayasamızı kopyala/yapıştır yaparak peşimizden gelecektir.

Türkiye’deki değişimin ilk adımlarından birisi için yola çıkılmıştır. Geçen hafta kamuoyunun bilgisine taslağı sunulan, en önemli paydaşlardan olan baroların da büyük katkısı alındığı için onlar tarafından da sitayişle savunulan Hukuk Reformu;

Bir süredir kendini iyice belli eden savunma alanındaki baş döndürücü kendine yetme atılımı;

Katar’da, Suriye’de, Kıbrıs’ta, Akdeniz’de oyun bozuculuktan oyun kuruculuğa geçişi;

Türkiye’nin S-400’ler kararında direnişi; ki CHP ve kimi sahte solcular “Amerika’ya cevabımız nerede? Neden geç kaldık? Bu iktidar basiretsiz” yalanlarını yayarken; o ABD’yi, bize alçakça, kibir dolu mektup yazan, yazdığını anında basına sızdıran savunma bakanı olmayı uman yardımcıyı kovmaktan başka çare bulamayan bir politika izlemek zorunda bırakan o direniş;

Büyük devlet olmanın gereği olarak da mektubu yazmak, uygun zamanı beklemek, gereken diplomatik kanalları kullanmak, pazarlıkları yapmak, cevabı gönderince basına hemen sızdırmamaya özen göstermek ve böylece başta Amerika’ya, içimizdeki kifayetsiz muhterislere, kötü solculuğun geçmişte takılıp kalmış küflü unsurlarına, #KategorikMuhalif cepheye sıkı bir ders vermek de o direnişin kaymağı olmuştur.

Büyük resmi anlama çabasına devam...

Ordusunun içinden darbeciliğin her türlüsünü büyük ölçüde temizlemiş bir devletin askerlik sistemini değiştirmesi de bu ortamda çok önemlidir.

Askerlik sistemi

İşte satır satır okunması gereken metin: Askerlik sisteminde flaş gelişme

 

İlhami MISIRLIOĞLU

19.06.2019

 

Son Güncelleme Tarihi: 20 Haziran 2019 15:49

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.