Türk Elitizminin ekonomi politiği

26 Nisan 2013 19:58 / 1619 kez okundu!

 


Her toplumsal ideal, öncelikle bir gruplaşma, daha sonra bu gruplaşmanın sonucu olarak bir grup ekonomisi yaratır. Bu grup ekonomisi daha sonra grubun genişlemesi için kullanılır. Genişleyen bu ideal grubu grup ekonomisi dönüp daha geniş olarak yeniden üretir. Ta ki bu ekonomi, tüm ideallerin dışında ve üstünde kendi başında bir varlık girişim haline gelir, başlangıçta var olan idealler söz konusu ekonomiyi sürdürmek üzere, sadece birer sembol haline indirgenir.

Bu durumun yakın örneklerini hem siyasi tarihte hem de dinler tarihinde görmek fazlasıyla mümkündür. Hilafetin Emeviler’in eline geçtikten sonraki İslam, Columbia devrimcilerinin uyuşturucu karteli, Katolik kilisenin teşekkülünden sonra Hristiyanlığın durumu bu baptan örneklerdir.

Bağımlı kapitalistleşme, Marksist literatüre 1950’li yıllarda Latin Amerikalı sol/sosyalist kalkınma ekonomistleri tarafından sokulur. Paul Baran bunun başında gelir. Bizim ülkemizdeki ekonomik gelişim ve sosyal bölüşüm mekanizmalarını açıklamakta başarılı olabilme şansı yüksek olan bu teori, nedense çok fazla dikkat çekmez, Türkiye sosyalistleri, emperyalizmi soyut bir Leninizm üzerinden tartışmayı tercih eder. Oysa ki, yüzyılın başından itibaren Kuzey Amerikan Emperyalizminin arka bahçesi olan Latin Amerika Lenin’in soyut düzlemde tartıştığı emperyalizmin ampirik laboratuvarı haline gelir.

Kapitalizmin sonsuz döngüsünü gerçekleştirmek üzere daha zayıf ve geri ülkelerde sömürgeler arayacağı Lenin tarafından yüzyıl başında zaten teorize edilir. Ancak o yıllarda emperyalizmin çevre ülkelerde gerçekleşme biçimi, yani “modus operandi”si uygulamalı olarak bilinmemektedir henüz. İşte bağımlı kapitalistleşme teorisi (“dependency theory”) emperyalizmin çevre ülkelerdeki gerçekleşme biçimini, bunun yarattığı sosyal ve amme idaresi yapısını sistematik olarak ilk kez açıklamaya çalışır. Gerçi Kemal Tahir’in de hakkını yememek lazım, şimdilerde dizi olan “Yol Ayrımı” romanı ülkemizde bu konudaki ilk çabadır, Kemal Tahir kurtuluş savaşı kahramanlarımızın nasıl da genç cumhuriyetin yeni yetme “kompradorlarına” dönüştüğünü ve ülkenin nasıl bağımlı kapitalist çevre ülke konumuna sokulduğunu bu romanıyla kaleme alır.

Buna göre, bir modernite projesi olarak Kemalizmi gerçekleştirmek üzere devlet maliyesi ve otoritesinin imkanları, projenin gerektirdiği alt ve üstyapı harcamalarına gidecektir. Bu gereklerin bir kısmı yerli kaynaklardan sağlanırken, önemli bir kısmı da yabancı kaynaklardan sağlanır. Bu tedarik de her zaman grup içinden ya da grup elemanlarının yakınları tarafından sağlanır ve görünür olan da proje gerçekleştirmesini sağlamak üzere hizmet çabasıdır. Ancak pasta büyüdükçe, bir ayrıcalıklılar sınıfı ve bu ayrıcalıklılar sınıfının belirlediği icazetliler sınıfı tanımlanır. O andan itibaren, yaşanılan şey bu ideal gerçekleştirmenin bir sembol değere dönüştürülmesi, asıl olanın ise kurulmuş ekonomi politiğin yaşatılması olmuştur. Gerçekte aynı ideolojiyi gerçekleştirme iddiasında olan onlarca farklı grup ve onların kombinasyonları tanımlanabilir ve ancak değişen tek şey aynı ideolojinin çeşmeleri farklı insanların bahçelerini sulaması, kovalarını doldurmasıdır.

Bu paylaşım konfigürasyonların dışında istekleriyle kalanlar veya dışarıda bırakılanlar (ki paylaşılan miktar hiçbir zaman herkesi tatmin edecek büyüklükte olmadığı için, mutlaka önemli bir çoğunluk dışarıda bırakılacaktır) hainler ya da ideal için tehlike oluşturanlardır. Bunların dışarıda bırakılması yetmediği gibi ayrıcalıkların yeniden üretilmesini sağlamak üzere bu hainler, alçaklar ve işbirlikçiler her zaman izlenmeli veya karşılarında teyakkuzda olunmalıdır.

Ancak gelgelelim, üleşim mekanizmaları içinde bağımlı kapitalizmi karakterize eden önemli ve belirleyici bir taraf bulunur. Az önce ideolojik ideali gerçekleştirmek üzere gerekli alt ve üstyapı harcamalarından söz ederken bunların bir kısmının iç, bir kısmının da dış kaynaklardan sağlandığını söylemiştik. Bu projeler doğaları itibariyle modernist olduklarından gereklerinin büyük çoğunluğu dışarıdaki kaynaklara (teknolojilere) ihtiyaç duyar ve bunların dışarıdan temin edilmesi gerekir. Giderek ideolojinin yerli aktöreleri bu dıştan sağlanan teknoloji ve kaynak teminin temsilcileri, takipçileri, kazananı olurlar ve bunlara toplam bir grup olarak “komprador burjuvazi” denilir.

Uzun yıllar bu ülkede dış bağımlılığının ya da bağımlı kapitalistleşmenin sorumlusunun Demokrat Parti olduğu söylenegelir ki bu çok da doğru bir söz değildir. Zira, ulusal bir burjuva yaratılacağı ve bunun devlet tarafından finanse edileceği kararı 1923 yılındaki İzmir İktisat Kongresinde alınır. Böylesi bir kararın zaten bağımlı kapitalistleşmeden farklı bir sonuç doğurmayacağı açıktır. Devlet kalkınma ve kurumsallaşma için para harcayacaktır, bu para da bir seçilmişler sınıfı üzerinden harcanır. Bu sistemde bürokrat her zaman anahtar aktör durumundadır. Zira devletin parasının harcanması onun imzasıyla gerçekleşir. İşte parayı veren bu bürokratlar ve bu parayı devletin ihtiyaçları için harcayanlar “Türkiye’nin Komprador Burjuvazisi"ni oluşturur ve bu yapıya da Türkiye’de CHP denir.

Zaman, devlete bağımlı olmayan bir Anadolu burjuvazisini oluşturmuş, onlar da AKP’yi iktidara getirmişlerdir. Eski kompradorlardan daha güçlü olduğu için de emperyalizm, oyununu bu yeni iktidar üzerinden sürdürmeyi tercih etmiştir. Siz bakmayın CHP’nin AKP’yi emperyalizmin uşağı olarak suçladığına, bu ülkeyi vakti zamanında Amerikan Emperyalizminin kucağına oturtanlar Kemalizm’in her dönemdeki Modus Oprenadisi olan bürokrasidir. O nedenle hazmedilemeyen şey vatanın satılıyor olması değil, işbirliği içinde oldukları eski dostun bir başka sevgili bulmasıdır. Çıkardıkları bunca gürültü ise terkedilmiş bir sevgilinin hezeyanlarıdır, yoksa vatana olan koşulsuz bağlılık değil.


Prof. Dr. H. Murat ÇELİK

26.04.2013

Son Güncelleme Tarihi: 28 Nisan 2013 01:06

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.