Zodyak’ın 12. ve son burcu sevgili Balık hoş geldin!

27 Şubat 2010 00:18 / 2139 kez okundu!

 


Hasbel kadar astroloji bilgimle 16 Mart 2007’de İzmirizmir.Net’te yazı yazmaya Balık’larla başlamıştım. Zaman göz açıp kapayıncaya dek geçiverdi... 3 sene bitivermiş bile. (Yeri gelmişken söyleyeyim; haber portalımızın 3. yaşgününü de önümüzdeki günlerde kutlayacağız inşallah.)

Her ne konuda olursa olsun yazmak heyecan veriyor insana. Hele okunmak, o heyecanı “çok”lara katlayan, tutkuya dönüştüren, keyif veren harika bir duygu.

Beni okuma lütfunda bulunan arkadaşları bilemem ama ben bu süre içerisinde keyfin yanı sıra çok şey de öğrendim. Zaman zaman yanlı (olumlu/olumsuz), genellikle sivri dilli ve hatta acımasız davrandığımın farkındayım ama benim doğduğum gündeki olumsuz özellikleri (eleştirici, ukala) okursanız bazen bana da hak verebilirsiniz. Eh, ne de olsa ben de ölümlü, bir garip insanım işte...

Aslında hak vermeniz de gerekmiyor, sadece anlamaya çalışabilirsiniz. Hatta ve hatta kabul edebilirsiniz. Beni böyle kabul ettiğiniz taktirde, sizi her dakika iğnelemek yerine hepinizi Balık’a ait en önemli özelliklerden biri olan şefkatten bayıltacağıma söz veriyorum; izci sözü!..

Siz yine de verdiğim sözlere fazla kanmayın, bir zaman sonra fazla övmekten sıkılıp, yermeye başlarım nasıl olsa!

İzmirizmir.net yeni yüzü ile sizlerle olmaya başladığından beri günlük yorumlar yerine sadece aylık yorumlar yazabildim daha çok. Bunun nedeni “site yeni yüze taşınırken” tüm arşivimiz yani 2008 Aralık öncesine ait tüm köşe yazısı, haber, şiir, yorum, resimler ne yazık ki eksik olarak aktarıldı. Eksik arşivin yeniden elden geçirilip tamamlanması bizim için çok zordu, biz de kalbimiz kırık, moralimiz bozuk da olsa belki bir gün düzeltebiliriz umudu ile kaldığımız yerden devam ettik. Bu tarih öncesindeki yazıları tıklayanlar yazıların ve fotoğrafların eksik olduğunu görünce ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır.

Ben de 2 yıl boyunca doğum günü yorumu olarak günlük yazdığım 600 küsur yazı için bağrıma taş bastım, bir süre daha yazdım ama daha fazla da devam edemedim. Aylık yazdığım yorumlarıma da bu ay itibari ile son veriyorum. Önceki yorumları okumak isteyenler benim sayfama veya Spiritüalİzmir bölümüne bakabilirler.

Bu kadar uzun bir girişten sonra balığımız “bayatlamadan” anlatmaya devam ediyorum.


BİR YUNUS'LA AYAKLARINIZIN YERDEN KESİLMESİNİ İSTER MİSİNİZ?

Adeta kutsal bir kıvılcım taşıyan Sevgili Balık,

Tüm burçlardan öyle muhteşem bir sentez oluşturmuş ve kendini öyle bir gizlemişsin ki, seni ancak zamanla tanımak mümkün olabilir. Kendinden önce gelenlerden aldığın etkilerle kafamızı allak bullak etmen an meselesidir. Aldığın etkiler senin gibi bir iyilik meleğini pek çok farklı yöne çekiştirip duruyor. Bu çekiştirmeler sonucunda kendini adeta kapana kısılmış gibi hissediyor ve hassas ruhunu koruyabilmek için kıpırdamamayı tercih ediyorsun ürkek Balıkçım.

Pek çoğumuz senin çok uykucu olduğunu düşünürüz, oysa bu kendini ve hayat hakkında karışık olan kafanı dinlemek için bulduğun iyi bir kaçış yöntemidir. Bu karmaşık enerji akımlarını ancak astral seyahatlerle yani rüyalarınla dengeleyebilirsin. Rüyalar siz Balık’ların doğalarının bir parçasıdır.

Bu arada en çok rüya gördüğüm ve de rüyalarımı hatırladığım zamanların Şubat ve Mart ayları olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bunun Balık’larla ve onların doğdukları dönemle bir ilgisi var mıdır bilemiyorum ama gördüğüm rüyaların hayal gücü açısından son derece zengin olduklarını söylemeliyim.

Zıt yönlere doğru yüzmeye çalışan iki balığın yer aldığı bir sembolle temsil edilen Balık burcu arkadaşım, mutlu olabilmek için ne olursa olsun bir orta yol bulmak zorundasın. Aksi halde çevrendeki insanlar senin çift kişilikli, karmaşık, gizemli ve zor bir insan olduğuna kanaat getirebilirler.

Gahl Sasson’a göre senin burcunun sembolü balık değil, iyiliği ve enerjiyi simgeleyen ve de yeryüzündeki en zeki canlı olan Yunus’lardır.

Öyleyse senin gibi muhteşem bir yaratığın genel özelliklerine şöyle bir bakalım:

Mistik ve şiirsel,
Duyarlı,
Şefkatli,
Çok yetenekli
Ruhsal,
Duygusal ve zeki,
Alıcı ve sezgili,
Zarif hareketler,
Hayalci ve yaratıcı,
Cömert,
Açık fikirli

Ancak bu olumlu özelliklerinin yanı sıra kargaşa, bağımlılık, sınırsızlık ve gerçekçi olmamak, belirsizlik, hassasiyet, oyalanma ve melankoli gibi yine burcunun getirdiği olumsuz özelliklerin de var.

Tüm burçlar içerisinde senin kadar kendisini karşısındakinin yerine koyabilen bir başka burç neredeyse yok. Aslında hepimizin sahip olması gereken bu yegane empati yeteneği senin gibi bir Balık’ın neredeyse tüm hayatını kapsıyor. Ancak sen buna böylesine kendini kaptırır ve de bir sınır koymazsan, başkalarının acıları ve üzüntüleri yüzünden bitap düşebilirsin.

Doğuştan sahip olduğun hayal gücünü ve mistik tarafını kullanarak hayatta istediğin her şeyi gerçekleştirebilirsin. Böylece diğer insanların yeteneklerini keşfetmeleri için yol göstericilik ve yine onlar için kullandığın şifacılık yeteneğinle kendine de bir faydan dokunabilir.

Öyle çok yeteneğe sahipsin ki, bunların bir tanesine bile konsantre olmak ve onu hayata geçirmekte zorlanıyorsun. Oysa yüksek enerji akışını düzene koyabilmek ve bu sayede isteklerini gerçekleştirebilmek için inancını daima en yüksek seviyelerde tutmalısın.

Kendinden önceki burçlardan aldığın özelliklerin yanı sıra onlardan farklı olarak adeta bir "balığı" diğer burçlardan ayıran olağanüstü bir özellik geliştirmişsin:

"Garip bir güçle kendini aşıp dünü, bugünü ve yarını bir arada görebilme yeteneği."

“Dünyevi ihtiraslara hemen hemen hiç sahip olmayan senin gibi Neptünlü’ler, milyoner olmaktansa, milyoner gibi yaşamayı tercih eden bir hayat felsefesine sahipsiniz.”

Sevgili bilge Balık, her zaman doğru ve iyi olmaya gayret ediyorsun ve insancıl ideallerin seni adeta yaşadığın zamanın ilersine taşıyor.

Yaşamın kendisini zaten bir tiyatro sahnesi olarak olarak gördüğünden mi nedir, doğuştan utangaç ve çekingen bir yapıya sahip olduğun halde tüm zamanların en çok ve en tapınılası oyuncuları senin gibi Neptünlüler’den çıkıyor. Üstelik ister Balık ol, istersen de yükselenin Balık olsun, fark etmiyor.

Örneğin Elizabeth Taylor, Rex Harrison, Robert Redford...

Yalnızca oyuncular mı, hepimizin gözlerini faltaşı edecek olağanüstü isimler var: Albert Einstein, George Washington...

Sanatın tüm dallarında hep Balık hep Balık: Frederic Chopin, Enrica Caruso, Harry Belafonte, Michelangelo, Victor Hugo, Handel, John Steinbeck, Auguste Renoir, Rimsky Korsakov, Rudolf Nureyev, …

Öyleyse işe rüyalardan ve hayallerden başlayalım. Mistik Balık'ınıza, ballandıra ballandıra rüyalarınızı anlatın. Ortam da hazır; malum, bol rüyalı, hülyalı Şubat, Mart ayı. Hemen istiareye yatabilirsiniz. Neler göreceğinize de siz karar verin artık, herkes kendi rüyasından sorumlu vallahi.

Karşınıza bir Yunus çıkarsa sadece sempatik değil, aynı zamanda empatik olduğunuzu da belli edin.

Kafaları karışıp da kendilerini kapana kısılmış hissettikleri anda çantanızda onların önüne hemen koyabileceğiniz fast food programlarınız olsun.

Bu cici çocuklar bir an içten ve samimi iken, bir anda bir yıldız kadar uzakta olabilir, telaşlanmayın, sevmeye devam edin, aman üstüne de fazla düşmeyin, size bir kez bağlanmışsa nasılsa geri gelecektir.

Karşınızda “Belki” diye konuşmaya başlarsa korkmayın, çünkü evet veya hayır diye konuşmaktan hoşlanmaz.

Ona, herkese ve hatta planetinize karşı duygulu ve duyarlı olun.

Size tekrar geri döndüğünde, komiklik yapın, güldürün, eğlendirin.

İşte ondan sonra bu zarif ve hassas Yunus’la birlikte aynı suda yüzmenin keyfine ve ayrıcalığına varacaksınız.


Daha ne bekliyorsunuz? Böyle bir Neptünlü'ye rastladıysanız umarsızca direnmeyi bırakıp, onu anlayışla ve nezaketle hayatınızın baş köşesine buyur edin. Ama yine de dikkatli olun lütfen, elinizden kayıp gitmesin, ne de olsa kendileri bir balık!

Mutlu Yıllar Sevgili Balık!

"Tekne kazıntısı" olmanın keyfini çıkart bakalım.

2010'da her şey istediğin gibi olsun.


Sevgilerimle,

Hürkuş
20.02.2010

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
1
Yorumlar
02 Mart 2010 05:57

Yeni üyeniz olarak herkese merhabalar.
Şimdiden ikizler burcunu merak eder oldum.

28 Şubat 2010 01:08

Seferis

Yıllar yılı kendimi balık olarak bilmişken, 44 yıldan sonra Yunus olduğumu öğrenmem ve bu güne kadarki en kapsamlı bilgiye ulaşmam sayenizde oldu. Teşekkürler, sevgiler.
21 Şubat 2010 12:47

sultan

Hürriyet Hanım siz bence Koçları yazmaya başlasanız iyi olur. Biliyorsunuz onlar çok sabırsızdır. Balık bayatlamadan, koç gelsin isterler. Raytingleriniz çok yüksek. Facebook'ta balık sürüleri çok etkilenmiş bu işten. Astrolojinin ilk bebeği koçlar ile zincirin son halkası balıklar ya kesiliyorlar ya yeniyorlar ama diğer burçlar her daim sahnedeler...Yazık etmeyin onlara, onların yaşam hakkını koruyun lütfen. Yazın, yazmaya devam edin iyi geliyorsunuz bize:) Yalnız bu raytingler yüzünden Tumurcan kızılderili, maya, ağaç astrolojisi yazacak bu gidişle:)))
20 Şubat 2010 23:42

Valla kıskandım...

Bir günde bu kadar okuma, bu kadar mesaj, yorum.

Demek ki akıcı, esprili anlatımın yanı sıra usta bir astroloğumuz var.
Pervin hanımın bahsettiği çakma yazarlardan değil.

Konudan hiç anlamayan bendenize bile merak ettirip hangi medeniyetin takviminde ne olduğumu bile araştırma merakı aşılamıştır sevgili Hürkuş....

Yalnız bir konuşmamızda Maya Takviminde bazı burç insanlarının ellisinden sonra mutluluk bulacağını söylediğinde, "ellisini gören Maya olmuş mu ki, nerden biliyolarmış" diye sormuştum da oldukça gülmüştük...

Demek ki kendisi eli değmişken Maya buçlarını da bir düzenlemelidir.

Millet 2012 derdinden birbirini yemeden!

Sevgilerimle
20 Şubat 2010 19:16

msakaryalı

Hürriyet hanım,
İlk defa astrolojiyle ilgili - hem de uzun- bir yazıyı sıkılmadan ve zevkle okudum.
Ellerine ve aklına sağlık.

Muammer
20 Şubat 2010 12:40

elif

Hürriyet Hanım doğru söyle, oradaki tüm güzel özellikleri beni tanıdıktan sonra hissettin di mi :)) yoksa senin gibi bir eleştiriciden böyle bir balık yazısı okumak mümkün değil :)) ve Pervin Hanım sanırım her zaman söylediğiniz gibi 'balık hafiza' lafını özellikle üstüme alıyorum ki, aynı zamanda bir fil hafızasına sahip olduğumu daa bilmenizi önemle rica eder, sadece işime gelmeyenleri unuttuğumu beyan ederim..... ahahahahaha :))))
20 Şubat 2010 11:46

sultan

Haaa bir de sevgili kardeşim kendine yapmış olduğun haksızlığı da düzelteyim izninle; Biz astrolojiyi bir üst kurum haline getirmeye başladığımızda sene 1996-97-98 di. O zamanlar gazetede günlük burçları gazetenin ya çaycıları ya da dış haber müdürleri yazıyordu. Hattta size bomba gibi bir sır vereyim yeni TKP'nin şimdiki yöneticilerinden biri o zamanlar bir gazetenin dış haberlerindeydi. Veee o uydurmak zorunda kalırdı o sayfaları. Şaka değil benim de o bölümü uydurmuşluğum var, ona yardım olsun diye. (1985-87 arası) Fakat 1990'ların başında Endonezya ve Çin hayatıma girdiğinde dolayısı ile Çin Astrolojisi ile tanıştığımda hepimiz büyülenmiş gibi olmuştuk. Latin astrolojisi de hak ettiği değeri o zaman bulmuştu bizim nezdimizde. Ünlü astrologlar Linda Goodman ve Suzanne White el kitaplarımız olmuştu. Biz Zodyak gecelerini düzenlemeye başladığımızda kendini gerçekten astrolog zanneden bazı kişilerde önce bizim geceler ve günlerde sonra da bizim dışımızda para kazanmaya başlamıştı. Zodyak Geceleri ile aynı burçtan insanlar şık giysileri ile şık mekanlarda yaşgünlerini toplu olarak kutlamaya başlamıştı. Buna biz şimdi farkındalık yaratan geceler de diyebiliriz. Hilton'da günlerce süren İndo-chine geceleri de aynı tadlarda başka bir konseptti. Bu izmir'de gazetecic bir öğretim görevlisinin iletişimde başarılı örnek bir dosya olarak gösterdiği çalışmadır. Astrolog diye geçinenler o zamana kadar sadece "geyik" yapmakla suçlananlarken bizimle beraber "sınıf" atlayarak bir saygınlık kazanmışlardı. Saygınlık ve para birlikte. Türkiye''ye astroloji tarihi hazırlanacaksa biz öncüler olarak bu işin en tepesindeki emekçileriz. Siz de el ilanları, afişler, burçların özelliklerini anlatan metinleri hazırlayarak bir ilk'e imza atmıştınız, unutmayınız sevgili kardeşim. Paris Üniversitesi bile bu bölümü bizden sonra kabullendi kürsü olarak. Kelebek etkisi bu olsa gerek. Ortak zihin. Astroloji ile ilgili hiç birini aşağılamadan anlamaya çalışmak ve analitik olarak onları yorumlamayı bizler başlattık. Bunu "aptal kız" sohbetinden bizler çıkardık. Bizim gibi insanlarla, buna hem akıl, fikir hem de ruhen hazır olanlarla. her ay her gazetede tam sayfa haber olurdu organizasyonlarımız.
Biz sadece astroloji ve kendimizce genel kültürümüzle zaten hep 12 den vurduk insanları. UNUTTUN MU? Bir hatırlatayım dedim...
Bilmeyenlere de feed back:)))
Sevgiler...
Pervin
20 Şubat 2010 08:47

sultan

Tek kelime ile olağanüstü bir anlatım. Yaratıcı benzetmeler ve zekice zıplamalar tam senin işin.
İkizler kadını tam bir çağlayan anlatımlarında. Bence sen hep yazmalısın, iletişim senin işin. Hele astroloji bilgin ortada astrolog diye gezenler (Ki onları biz yarattık) senin eline su bile dökemezler. Sen kaynaklardan yararlanabilirsin ama derin astroloji bilginle hepsi ile çok rahat hesaplaşabilirsin, yarışabilirsin...
Ve kazanırsın.
Abla ya da editör "gazlaması" değil bu gerçek. Okuyucular konuşsun ben değil elbette.
Balıklara soralım bakalım ne diyecekler? Gerçi hafıza sorunları vardı di mi? :)))

Teşekkürler, Saygılarımla.
Pervin
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.