SORGULAYICI TEZLER

11 Mart 2021 14:40 / 3228 kez okundu!

 

 

Bir yazının kaderini ilk cümlesi belirler. Sorgulanmamış ezberler, düşünme etkinliğinin önündeki engellerden biridir. O halde şimdiye dek pek sorgulamadığımız ezberleri sorgulamak düşünmeye başlamak için kendisinden kaçınamayacağımız bir koşuldur.

 

****

 

SORGULAYICI TEZLER

 

Bir yazının kaderini ilk cümlesi belirler. Sorgulanmamış ezberler, düşünme etkinliğinin önündeki engellerden biridir. O halde şimdiye dek pek sorgulamadığımız ezberleri sorgulamak düşünmeye başlamak için kendisinden kaçınamayacağımız bir koşuldur.

1. Sorgulanmamış ezberlere ilişkin tartışmaya açık fikirler aşağıdadır. Bu sorgulamayı yapmadan Türkiye’nin politik ortamını doğru anlamının bir başka yolu yoktur.

Sekülerleşme süreci, depolitizasyon sürecidir. Bu dini meselelerden çok politik ortamdaki duruma ilişkindir. Esas yangın politika yapma tarzındadır. Çünkü,

2. Buna bağlı olarak liberal politika algısı, apolitiktir; liberal tezlere dayalı politika yapma tarzı aslında politikayı elemeye hizmet eder. Örneğin,

3. Özgürlüğün politik düzeni inşa etmek bakımından bir işlevi yoktur. Politik yapıyı anlamak için şu da önemli:

4. Tanrı'nın ölümü, insanın tanrılaştırılmasıyla sonuçlandı. Bu bakımdan ateistler bile seküler iman sahipleridir. Kullandıkları dil, teolojik dildir. İmansızların da imanı vardır; örneğin teolojik şeceresi oldukça gerilere giden özerkliğe iman gibi. Özerk kimdir? Tanım gereği elbette “kadiri mutlak”. Hareket noktası Tanrı ya da tanrısal nitelikler değil artık. İnsan sadece ne olduğunu henüz bilmediği İnsan’dan hareket ediyor. Bu gerçekle yakından ilişkili bir biçimde, 15 Temmuz ile birlikte düşünülmesi ve ezberlerin bozulması gereken bir başka konu hukuktur.

5. Ülkemizde pozitif hukuk algısını, bizzat hukuk olarak kabul etmek, yönetim sorunları üzerinde düşünmenin önünde duran ciddi bir sorundur. Bu soruna ilişkin olarak:

6. Anayasa; bireysel hak ve özgürlüklerin tesisinden daha çok devletin egemenliğine ve bölünmezliğine işaret eder. Doğrusu bu.

7. Devlet teşkilatında güçler ayrılığından değil güçlerin birbirinden ayırt edilmesinden söz edilebilir. Tersi doğru ve realist olmaz; devlet kuramı bakımından.

8. Halkı temsil etmeyen bir devlet, içeriğini kaybetmiş demektir. 15 Temmuz’da devlet, halkın devleti olmak üzere içerik kazanmıştır.

9. "Çoğunluk karar verir." sözü, gerçeği olmayan bir mistifikasyondur. Kararı halkın iradesini temsil eden egemen verir. Politik realite böyledir. Bu politik realiteyi 15 Temmuz sonrası bilincimize işledik. Bunu anlamayanlar ya da anlamak istemeyenler “tek adam” safsatasını dillerine pelesenk ettiler ve etmeye devam etmekteler.

10. Hukukun bağımsızlığı algısı, politikanın devre dışı bırakılmasını içerir. Oysaki hukuk bağımsız değildir bilakis politik iradeyi temsil eder. Özellikle “kuruluş” veya yeniden yapılanma dönemlerinde bu çok daha belirgin hale gelmekte.

11. Demek ki politik olaylar; istisnalar ve olağanüstülükler bakımından hukuku aşar. Türkiye’deki muhalefetin göremediği ya da görmek istemediği bu politik realitedir.

12. Ve bu demektir ki, olağandışılıklar hukukun ilgası gibi görünse de hukukidir.

13. İstisnalar kurallar karşısında belirleyici olduğundan yasal olmayan hukuki olmayan demek değildir.

14. Politik bağlamın kurucusu mekândır. Bu yüzden ülkenin coğrafi konumu ve sınırları politik etkinliği belirler. O halde politik alanda evrensel ilkelere göre politikayı anlamak ve politika yapmak yersizdir, mekansızlıktır, içi boş ilkelerle hareket etmektir. Bu da liberal teoriye bir eleştiri olarak anlaşılmalıdır.

15. Çoğulculuk apolitik bir tutumdur. Karar almanın önündeki engellerden en ciddisi çoğulcu hülyadır. Tartışarak sorunların çözüleceğine iman etmek, bir inanç meselesidir. Bu gerçeği hazmetmeye hazır mıyız? 

16. Çoğulculuk politik birliği reddeder. Politik birlik sağlanmazsa devlet teşkilatı elemine olur ve başka bir politik birliğin hükmü altına girer.

17. Karar alamamak, politik süreç içinde olmamak demektir. Özellikle güçler çatışması söz konusu ise.

18. Politika, çatışma olasılıklarını yönetme sanatıdır.

19. "İnsanlık" kavramı, emperyal çıkarlar gereği tekil politik birliğin/bir devletin -tüm insanlığın değil- çıkarına hizmet eder. Nerede bir savaş insanlık adına sürdürülüyorsa orada emperyal çıkarlar gizleniyor demektir.

20. Devletin reddi, politik olanın reddidir. Bu da liberal politika ilkelerine yönelik bir eleştiridir.

21. Bu bakımdan liberal görüşün politik bir vizyonu yoktur.

22. Son olarak, insani etkinliklerde esas olan kaos ve talihtir. Eğer bir düşman tanımı yoksa, niçin politika yapılsın? Türkiye’nin düşmanları vardır ve onlar açıkça tanımlanmalıdır. Çok şükür ki, Türkiye’deki yenilenen devlet yönetimi dostunu ve düşmanını iyi tanımlamakta ve tanımaktadır. Suriye’de, Irak’ta, Akdeniz’de ne işimiz var diyenler, dostunu ve düşmanını ayırt edemeyecek halde olanlardır. Ne yazık ki bu yeteneksizlikleriyle Türkiye’yi yönetmeye talip olabilmektedirler. Ne diyelim? Allah korusun.

 

Hasan BASRİ

08.03.2021

 

Son Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2021 17:28

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.