DEVLETİN İTİBARI

20 Ocak 2021 19:00 / 2687 kez okundu!

 

 

"Solcu kesim “devletin itibarını iade etmek” sözünü duyunca sözün gerisini dinlemeden kulaklarını tıkar. Oysaki solcu siyaset teorisyenleri, devleti genel olarak içinde bulunduğu itibarsızlık durumundan çıkarmak isterler. Bu da ahlaki ve etik değerler bulmaya ilişkin bir girişime yol açar."

 

****

 

DEVLETİN İTİBARI

 

Devletin itibarını iade etmek için düşünmek ve tartışmak gerekliliktir; özellikle dünyanın ve bölgemizin koşulları göz önünde tutulduğunda...

Solcu kesim “devletin itibarını iade etmek” sözünü duyunca sözün gerisini dinlemeden kulaklarını tıkar. Oysa ki solcu siyaset teorisyenleri, devleti genel olarak içinde bulunduğu itibarsızlık durumundan çıkarmak isterler. Bu da ahlaki ve etik değerler bulmaya ilişkin bir girişime yol açar.

Peki solcular neden devlete karşıdır? Çünkü solcular şimdilerde Anglo-Sakson liberal teorinin etkisi altındadırlar. Sözün kısası solcular farkında olmasalar da liberaldirler. “Solcu”, solcu değil, liberal teorinin tutsağıdır.

Hakikati siyasetten men etmek liberal teorinin karakteristiğidir. Tartışma esnasında liberalizm kendi tezlerini hakikat formunda ileri sürerken, çok geçmeden bütün siyasi pozisyonlar arasında tarafsız olduğunu söylemeyi de ihmal etmez. Aslında onun aradığı siyasi çoğulculuğun liberal homojenliğidir.

Kant için devlet, bütün organların üstünde bir organdır. Bu anlamda devlet siyasi bir birliktir. Toplumdaki çeşitlilik ve çoğulculuk devlette birliğe kavuşur. Bir halkın üyesi olmak ve etik bunu gerektirir (konuyu Sittlichkeit’a dek açmak gerekir ama yeri burası değil).

İhtilaf durumları halkın birlik ve bütünlüğünü tehdit edici boyuta vardığında, bu ihtilafı çözme işinde karar mercii yine devlettir.

Kant, özellikle tehdit edici ihtilaf durumlarında devletin yüksek yargıç olduğunu düşünür ve devlete karşı herhangi bir bireysel direnme hakkını dışarıda bırakır. Devlet diğer toplumsal kurumların üstünde bir kurumdur. Hiçbir kurum, devletin bireyden talep ettiği davranış biçimi ve adanmayı talep edemez.

Devletin birliği ve bütünlüğünü göz ardı ederek ihtilaf durumlarında çoğulculuk çağrısı yapanlar devleti kurumların yanında bir kurum olarak görüp devletin siyasi birliği sağlama rolünü ilga ederler. Bu bağlamda “çoğulculuk”, emperyalist bir tekçi dayatmadır.

Toplumsal olarak ortaya koyulacak bir değerin zorunlu ön koşulu devlettir. Devlet olmaksızın toplumsal değer ortaya konamaz. Çünkü devlet toplumun eti kemiğidir.

Devlet güçlü olmazsa değeri ortaya koyacak olan halkın tözsel homojenliği mümkün olmayacaktır. Değerler olmadan etik bir yaşam da mümkün değildir. Ve bir dostlar topluluğunu bir arada tutan, değerlerdir; evrensel değerler değil.

Bu bakımdan devlete itibarını iade etmek konusu düşünmeye değer.

 

Hasan BASRİ

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.