ŞİDDET ÇÖZÜM DEĞİL

10 Ekim 2019 16:09 / 518 kez okundu!

 

 

Bu coğrafyanın en talihsiz halklarından biri Kürtler. Onca nüfusa rağmen, bir devletleri yok. Oldukça dağınık yaşıyorlar. Hani "Coğrafya kaderdir!" der ya İbn-i Haldun, bu söz tam da Kürtlerin dramına uygun bir söz. 

Bu dağınıklıkta, coğrafya etkisi, egemen devletler ve emperyalistlerin kafasına göre çizdiği hudutların belirleyici olduğu muhakkak. 

Bu sınırların, yüz yıl önce bilerek böyle sorunlu çizildiği de yaşadıklarımızı açıklıyor. 

 

****

 

ŞİDDET ÇÖZÜM DEĞİL

 

Bu coğrafyanın en talihsiz halklarından biri Kürtler. Onca nüfusa rağmen, bir devletleri yok. Oldukça dağınık yaşıyorlar. Hani "Coğrafya kaderdir!" der ya İbn-i Haldun, bu söz tam da Kürtlerin dramına uygun bir söz.

Bu dağınıklıkta, coğrafya etkisi, egemen devletler ve emperyalistlerin kafasına göre çizdiği hudutların belirleyici olduğu muhakkak.

Bu sınırların, yüz yıl önce bilerek böyle sorunlu çizildiği de yaşadıklarımızı açıklıyor.

Fakat başka temel bir sorun daha var. Tarihi süreç, sosyoloji, dağınık yaşayan Kürtlerin birlikte hareket edemeyişi, ortak bir gaye olmayışı, ulusal taleplerden ziyade grup, aşiret, cemaat talepleri ve bunların farklı ideolojik tutumları, ana problem gibi görülüyor.

Bu yeni de değil, fi tarihinden günümüze... Hal böyleyken, hangi devlet, "Hadi ben yokum ne yaparsanız yapın!" der ki? Hangi devlet, sınırlarında aşiretlerin, örgütlerin çatışmasına göz yumar veya kendisine karşı kullanılma ihtimalin gözden kaçırır ki?

Ya da hangi devlet, Milletler Cemiyeti'nde kabul edilmiş sınırlarından vazgeçer ki?

Geçmiş zamanların kılıç-kalkan dönemi de yok. Terörün tanımı ve bazı prensipler var artık.

Özgürce talep edebilme hakkı, adalet talebi, eşitlik talebi gibi, çerçevesi demokrasiyle oluşturulmuş, bir çok talep için mücadele dönemi var artık.

Kaldı ki bunun için, geçmişe nispeten çok aşama kaydedilmiş olup, demokratik kanallar açılmışken maalesef bunu istismar eden bir HDP'ye rağmen, bu noktadan geriye dönüş olmayacaktır.

Suriye'de küçük hesaplar uğruna, Türkiye'deki kazanımları heba etmenin bedeli, PKK ve türevlerinin çok umurunda olmasa gerek.

Oysa demokrasi istismarı veya şiddeti yöntem olarak benimsemek, öncelikle kendilerine çok zarar verir.. Dünyanın geldiği nokta ve konjonktürden bağımsız bir sonuç elde etmenin zorluğu da ortada üstelik.

Çözüme giden yol, eksiklerimizi ve sorunlarımızı doğru tanımlamakla ve belki yılları alacak çalışmalarla olabilir.

Yanılabilirim elbette ama gördüğüm daha ilk aşamaya bile varılamamış olması. Yani bir ortak güdü yok.

Daima problemin kaynağı olarak başkalarını işaret eden parmak, belki de uzunca bir süre yönünü tersine çevirip, daha az duygusal ama akılcı olan bir yol denenmeli.

Hiç şüphesiz ki, insanca ve adaleti esas alan her hak talebi de kutsaldır ve desteklenmeyi bekler.

Nihayet, sabırla ve doğru davranıldığında, hak daima galebe çalar..."

 

Güldalı COŞKUN

10.10.2019

 

Son Güncelleme Tarihi: 18 Ekim 2019 12:12

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.