Dicle’nin ölümü

04 Ekim 2012 16:27 / 1712 kez okundu!

 


Kuralları bozamayan bir istisna gibi yaşayıp, ‘çok acı var’ notunu bıraktığı Ekim sabahı sulara karıştı.

Çok kelimesinin acıyı tanımlamak için ne kadar az olduğunu hatırlatarak…

Yoksulluğu, açlığı, savaşları, kadın cinayetlerini, çocuk ölümlerini çoğaltarak sürüp giden sistemin kaidelerine uymaya razı gelmeyip, postal ya da takunya seslerinin yankılandığı bu korku toplumunda daha fazla yaşamak istemedi.

Başkalarının acılarını yüklenmekten yorulan o kalpten geriye; kocaman güldüğü fotoğrafları ve onu özleyenlerin gözlerindeki hüzün kaldı.

İşçi, çocuk, kadın, namus, töre, adalet ve benzeri sözcüklerin gerçek anlamlarını sorgulayan çalışmalar yapıyordu. Platonik öğrencilere sahip olacak kadar sevilen bir öğreticiydi kendi alanında.

Ağız dolusu gülmeyi de, başka hayatların gözyaşlarını kirpiklerine gizlemeyi de bilen kadınlardandı o.

‘Bir biriktirme masalı’ adıyla yazdığı düşsel öyküde, insanın ihtiyacı kadar olandan daha fazla hiçbir şey biriktirilemiyor, bankalardaki yüksek miktarda paralar ya ortalığa saçılıyor ya da kendini yakıyordu. Sistemin diğer kötü işleyen kurumlarıyla birlikte büyük medya kuruluşları da çöküyor, sadece kişisel e-postalar çalışıyordu.

Oysa tanımadığı insanlardan taşıyamayacağı kadar acı biriktirmiş Dicle, kendi masalında.

Ölü çocukların sesleriyle doldururken belleğindeki görünmez çekmeceleri, namus temizlemek (!) için öldürülen kadınların otopsi raporlarından örmüş bilincini.

Bütün iktidarlar kanatırken kalbini, aç insanların bakışlarını tek tek karşısına dizmiş, geceleri.

Sokaklarda yaşayan hayvanların kederlerini içinde hissetmiş.

Bir ceylanın derisine göz dikerek kendi insanlığını avlayanların acizliğini ve koltuklarını kapladıkları o derinin altında kanayan hayatları görmüş her bakışta.

O kalabalık kalbinde kendi acılarına ne kadar az yer ayırmış…

Ömrünü, değiştirmeye gücünün yetmediği bu acımasız hayatın dışına sürgün etti Dicle Koğacıoğlu.

Binlerce böceğin kayıtsız şartsız yaşamayı sürdürdüğü yeryüzünden, kır çiçeklerinden biri daha koparılmış gibi eksik bırakarak bizi…

Ve hayatın çirkinleştirilmesine karşı suskunluk biriktiren her birimizin, bütün erken ölümlerde payı olduğunu hatırlatarak…

Hatırlatarak…


Gönül İLHAN

04.10.2012


(Dicle Koğacıoğlu 13 Eylül 1972 - 5 Ekim 2009)

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.