2019 YILI 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ'NDEN ARTA KALANLAR…

11 Mart 2019 13:30 / 805 kez okundu!

 

 

Sosyalistim diyerek bir şeylerden payelenmeye çalışan birçok erkek sosyalist yine kadınları susturmak isteyebiliyor. Bunu bizzat ben kendim yaşadım. Yaşam savunuculuğu yaptığım toplumsallaşmış bir örgütte bir sosyalist parti üyesi üstelik bir gazeteci Y.K toplantısında (ben de Y.K üyesiydim) suların özelleştirilmesiyle ilgili hazırladığım basın metnini açıklamak istediğimde bana, “Bu gün sen konuşmayacaksın” dedi. Bunu diyebilen asla sosyalist olamaz. Olsa olsa sözde sosyalisttir. Sosyalizm ideolojisini kullanıyordur. Ve en önemlisi kadınların insan olmaktan kaynaklı konuşma kendilerini ifade etme haklarına saldırdığı için bana göre insan da değildir. Sözde insandır. Çünkü dünyadaki her yaşta ve her cinste insanın konuşma ve kendini ifade etme özgürlüğü ve hakkı vardır. Bu hakkı hiç kimse onların elinden alamaz.

 

****

 

2019 YILI 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ'NDEN ARTA KALANLAR…

 

Evet, yıllar hızla geçiyor. Yine bir 8 Mart haftasını geçirdik. Yine çeşitli etkinlikler yapıldı. Salonlarda, alanlarda kadınlar var oldular. Kadın emeğinin görünür olması için ortaya çıkan bu gün maalesef metalaştı. Hediyeler indirimler, partiler, seyahatler falan derken 8 Mart anlamını ve önemini iyice yitirmeye başladı.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün önemini herkes biliyor. Bilmeyenler de araştırsınlar. Araştırmak iyidir. Tüm dünyada emek için direnen kadınları saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Kaybettiklerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Işıklar içinde uyusunlar. Yolları yolumuzu aydınlatacak.

İzmir’de bu yıl birçok yerde salonlarda 8 Mart etkinlikleri yapıldı. Kitlesel eylem olarak gece yürüyüşü ve kadın mitingi yapıldı. Ayıca bir de HDP bileşenleriyle birlikte Manisa’da bir etkinlik yaptı. Bunlara biraz sonra değineceğim.

Yerel seçimlere denk gelmesi nedeniyle bu yıl maalesef kadınla seçim malzemesi yapıldı birçok yerde. Kimi adaylar kadınlara yemek davetleri, kimisi kahvaltılar organize etti. Mağazalar indirimler yaptılar.

Ama Çanakkale Kepez’de gerçekleşen panel Türkiye’deki partilerin kadına bakış açısını ve kadınları nerede gördükleri gerçeğini çok iyi yansıtıyordu. Kadınlardan çok tepki gördü.

Bu panelde bütün partilerin Kepez belediye başkan adayları anlaşmışlar. Hepsi konuşmacı. AK Parti, CHP, MHP, Bağımsız aday ve DSP. Konu başlığı şöyle; “Kepez’de kadın olmak.”

Konuşmacıların hepsi erkek. Bu panelde hiçbir kadın aday olmaması ve bütün konuşmacıların (moderatör de erkek) erkek olması bize siyasal alanda kadınların temsil edilme durumunu ortaya koyuyor. Küçük bir ilçe her şeyi belirlemez diyebilirsiniz. Ama şu var ki o partilerin programlarında kadınlarla ilgili somut bir şeyler olsaydı ya da varsa bile yaşama geçebilseydi, böyle bir panel yapılmazdı. Aslında parti programlarında kadınlara geniş yer veren örneğin sosyalist partilerde de sorun yaşanıyor. Bu da konunun başka bir boyutu.

Sosyalistim diyerek bir şeylerden payelenmeye çalışan birçok erkek sosyalist yine kadınları susturmak isteyebiliyor. Bunu bizzat ben kendim yaşadım. Yaşam savunuculuğu yaptığım toplumsallaşmış bir örgütte bir sosyalist parti üyesi üstelik bir gazeteci Y.K toplantısında (ben de Y.K üyesiydim) suların özelleştirilmesiyle ilgili hazırladığım basın metnini açıklamak istediğimde bana, “Bu gün sen konuşmayacaksın” dedi. Bunu diyebilen asla sosyalist olamaz. Olsa olsa sözde sosyalisttir. Sosyalizm ideolojisini kullanıyordur. Ve en önemlisi kadınların insan olmaktan kaynaklı konuşma kendilerini ifade etme haklarına saldırdığı için bana göre insan da değildir. Sözde insandır. Çünkü dünyadaki her yaşta ve her cinste insanın konuşma ve kendini ifade etme özgürlüğü ve hakkı vardır. Bu hakkı hiç kimse onların elinden alamaz.

Özde insanlar tartışırlar, konuşurlar, birbirlerinin fikirlerine saygı duyarlar, en önemlisi insanı severler. Ve hiç kimseyi susturmazlar doğal olarak.

Küba devrimi insanı merkeze koyduğu başarılı oldu. Küba halkı insanları sevdiği için onlar adına bir şeyler yaptılar, buna inandılar. Küba’da bir doktor “hastalarıma sağlık ve sevgi götürüyorum” diyor. Bu çok önemli.

Bizim ülkemizde durum çok farklı. İnsanlar birbirini pek sevmiyor bana göre. Egolar tavan yapıyor. Bu örgütlerin birçoğu oraları savaş alanı gibi görüyor, cepheleri ele geçirmeye çalışıyorlar. Bu kolektif çalışmanın ruhuna aykırıdır. Böyle örgütler asla verimli çalışmalar yapamazlar. Başarılı olamazlar. Hastalıklı bir ego savaşı yaşanıyor. Bu da toplumsal çalışmaları felç ediyor. Dolayısıyla Türkiye’de çok büyük bir örgütlenme sorunu yaşanıyor. Artık kronikleşmiş durumda.

Bu Türkiye’deki toplum yapısının gelişmişlik düzeyini gösteriyor.

Avrupa ülkeleri bunları çoktan aşmış. O yüzden daha örgütlüler.      

Kepez’e dönecek olursak, bu öncelikle kadınlara karşı yapılan çok büyük bir haksızlıktır. Kadın konuşamaz mı? Kendini ifade edemez mi? Bu hakkı ona doğa vermiştir doğduğunda. Hiç bir erkeğin kadınların bu en doğal hakkını elinden almaya hakkı yoktur. Artık bizi rahat bırakın. Bizim adımıza, yerimize bir şey yapmayın, konuşmayın. Çünkü biz kadınlar canlıyız, yaşıyoruz. Bu dünyada varlık gösteriyoruz. Bunu görün artık. Yeter...

Evet İzmir’deki kitlesel etkinliklerin ilki 8 Mart günü yapılan gece yürüyüşü ve basın açıklamasıydı. Bu etkinlik Alsancak’ta Kıbrıs Şehitleri caddesinde ÖSYM önünde başladı.

Katılım çok yüksekti. Hep bir ağızdan biz de varız, var olacağız, geceler de, gündüzler de bizim dedik. Çok coşkulu ve olaysız geçen güzel bir etkinlik oldu.

9 Mart günü HDP’nin Manisa’da kadınlara yönelik büyük bir meydanda bir etkinliği oldu, oraya katıldım ve sosyolojik olarak gözlem yaptım. Parti programında kadınlara çok yer veren HDP‘nin durumunu gözlemledim.

Alana girer girmez kendimi halayda buldum. Çok özlemişim halay çekmeyi. Çok iyi beceremesem de bana iyi geldi bu kadar yoğun çalışma arasında. Rengarenk yöresel kıyafetler içindeki kadınlar çocuklarını alıp gelmişler bu buluşmaya. Alan bayraklar ve renkli giysili kadınlar ve çocuklarla bir bayram havasında. Alandaki bütün kadınlar halay çekiyorlar. Çocuklar gönüllerince oynuyorlar eğleniyorlar.

Bütün kadınlara barışı simgeleyen beyaz tülbentler takıldı. Daha sonra Manisa il eş adayları ve ilçelerin adayları kendilerini tanıtıp kadınları selamladılar. Sunucu Demokratik Bölgeler Partisi'nden bir kadındı. İlk kez sunuculuk yapıyormuş. Ama gayet başarılıydı.

En son Urfa milletvekili Ayşe Sürücü konuştu. Çok genç bir kadın. Tanıştım kendisiyle; oğlumdan 3 yaş büyükmüş. '89 doğumluymuş. Ayşe Sürücü dünyadaki bütün emekçi kadınları selamladı. Kadın gücünün güzel insanlık yolunda öncü rol üstleneceğini vurguladı.

Etkinlikte konuşan bütün kadınlar bize sevgilerini ve saygılarını ilettiler Türkçe ve Kürtçe olarak. Ayrıca bize her konuda çok güzel bir konukseverlik gösterdiler Manisa’da yaşayan kadınlar. Eşimin asker olması dolayısıyla Şırnak ve Erzurum’da görev yaptım. İlk görev yerimde Gaziantep’ti. O bölgelerdeki köylerde çok konukseverlik gördüm. Güzel ülkemizin her bölgesinde köylerde insanlarımız çok konukseverlerdir. Ben birçok bölgede köylerde çalıştığım için bunu çok iyi gözlemledim.

Daha sonra halaylara devam edildi Manisa’da. Ben o gün kadınların sosyalleşmeye ne kadar çok ihtiyaçları olduğunu gördüm. Oynamaya, eğlenmeye uygun ortamları yok ev kadınlarının. Üstelik çoğu yoksulluk ve açlık sınırında ya da yoksul ve açtı o kadınların. Nerede oynayıp eğlenecekler. Ama orada senede bir gün de olsa gönüllerince gülüşerek oynadılar. Kadınların bu tür etkinliklere ne kadar çok ihtiyacı olduğunu gördüm. Bu çok insani bir ihtiyaç. Ayrıca her bölgemizin folkloru ve kültürü çok özel ve güzel. Gerek giysileri ve gerekse halaylarıyla bunları yaşatmaları çok anlamlı ve hakları. Bu anlamda Manisa’daki bu kadın etkinliği çok güzeldi. Bu etkinlik de sorunsuz gerçekleşti.

Bizim için orada nöbet tutan emekçi kadın polislerin de Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutlayarak teşekkür ettikten sonra alandan ayrıldım. Onlar da benim bu yaklaşımımdan dolayı mutlu oldular.             

İzmir’deki 2. kitlesel eylem 10 Mart günü yapılan kadın mitingiydi. Cumhuriyet meydanında toplandık ve Gündoğdu meydanına doğru yürüdük. Rengarenk kıyafetler içinde hepimiz çok coşkuluyduk. KESK, DİSK, İzmir Kadın Platformu, partiler, gruplar ve bireysel katılan kadınlar sloganlarımızla Gündoğdu meydanına kadar yürüdük. Alana coşkuyla girdik.

Katılımcılar adına yapılan konuşmalardan sonra Yasemin Göksu konseriyle eğlendik, oynadık, halaylar çektik. Konuşmalarda kadınlar olarak taleplerimizi dile getirdik. Bize dayatılanlara hep birlikte dur diyeceğimizi söyledik. Biz de varız, var olacağız dedik. Miting olaysız gerçekleşti. Hepimiz mutlu bir şekilde evlerimize gittik. Alandan çıkarken yine bizim için sabahtan beri nöbet tutan kadın polislere teşekkür ederek Dünya Emekçi Kadınlar Günlerini kutladım. Çok ince olduğumu söylediler ve teşekkür ettiler. Aslında biz kadınlar birbirimiz çok seviyoruz. Yaşam boyu hep evde, işte komşularımızla, arkadaşlarımızla dayanışma içerisindeyiz. Çünkü hepimiz insanlık dışı şeylere maruz kalıyoruz zaman zaman. Aynı sorunları yaşıyoruz. Ve hep böyle bir ihtimalle yaşıyoruz. Doğal olarak dayanışma içerisine giriyoruz.

Doğa da bizimle dayanışmaya girdi, yağmur yağmadı. Güzel bir bahar günü yaşadık bu yıl 8 Mart'ta. Ben kendi adıma çok mutlu oldum. Bütün kadınların da mutlu olduklarını gözlemledim. Bir arada olmanın verdiği güçle daha büyük kazanımlar elde edeceğimize inanıyorum.

Dünyadaki tüm kadınlar olarak insanca yaşayabilmek için, bize dayatılanlara “Dur” demek için güzel insanlık yolunda hep birlikte dayanışma içerisinde mücadele edeceğiz.

Nice 8 Martlara…

 

Göknur YUMUŞAK

Sosyolog ve Tarımcı

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.