Tarihsel Süreç

18 Ağustos 2009 19:41 / 1879 kez okundu!

 


Kitap okuyan insan, bazen, düşüncelerinin, tarihte birçok yazar, filozof, bilim adamı tarafından dile getirildiğini, yazıldığını görebilir. Hayret eder veya gururlanır. Tarihin ünlüleri, okuyarak, yaşayarak öğrendiklerimizi yıllarca, yüzyıllarca önce düşünüp bulmuşlardır. 

Örneğin; Montesquieu, iklim ve coğrafyanın insan uygarlığını nasıl etkilediğini araştırıp, bulup, söylemiş. Deniz kenarı, nehir, buzul, çöl, dağ, ova, soğuk gibi öğeler o yörenin insanının kültürünü etkiliyor. Ve o kültür tarih sahnesine erken veya geç çıkabiliyor.

Jean Jacques Rousseau, çağdaş uygarlık insanı iyileştirmek yerine yozlaştırır, demiş. İnsan iyiye gidiyor mu, gitmiyor mu? Bunu çözmek zor. Bir ömür çözemeyebilirsiniz. Nedir, iyi ve kötü olan? Ne, nerede, ne zaman iyi veya kötüdür?

Alıştıklarımızın, alıştırıldıklarımızın zaman içinde değişmesi midir yozlaşma? Gladyatörlük mü iyidir, boks mu? İnsan eskiye oranla daha az gaddardır. Erkek kadın eşitliğinde olumlu değişim olmuştur, erkek kadın ilişkileri yumuşamıştır. Din olgusu yumuşamıştır. Zamanla o da değişecektir.

Biz ancak kendi ömrümüz içinde bazen bu değişimlerden ürker olabiliriz. İnsan, diyelim, kötüye gidiyorsa da, gider bir yere tosar bir gün, sonra yine bir yerden başlar. Var tarihte bu. Kavimler, imparatorluklar. Yok olmuş gitmiş. Sürer gider bu iş.

Acaba, imparatorluklar, çağdaş oldukları için mi, yoksa olamadıkları için mi yok oldular?

İbn-i Haldun, geçmiş ile şimdinin karşılaştırılması, değişim genellikle çok yavaş olduğu için, dikkatle yapılmalıdır, demiş. Coğrafi ortam, yaşamı belirleyen etkenlerdendir, demiş. Ayrıca, yerleşik, göçebeden zekidir, ama bu yerleşiğin giderek üretim, ticaret, sanat ile uğraşması, ihtiyacı, hırsı arttırır, ahlak bozulur, demiş.

Yani İbn-i Haldun, bunları, Montesquieu ve Rousseau’dan 3-4 yüzyıl önce söylemiş.

İbn-i Rüşd, filozof, Aristo ve Platonu yorumlamış, İslam+Yunan sentezcisi, Gazali’ye yanıt vermiş. Din üzerine, tartışılabilecek birçok sözü var. Ama şunu da demiş: Kadınların işi sadece çocuk doğurmak değildir, çalışmalılar, ekonomi için şarttır. Bunu 800 yıl önce söylemiş.

Aristo’yu bilmeden bilime, akıla yaklaşmak zor. 2400 yıllık adam. Öğretmeni Platon (Eflatun). Babası hekim. Doğumu Makedonya. Sonradan Midilli’li. Filozof, doğabilimci, gökbilimci, şair, mantıkçı, dil’ci, mekanikçi. Ruh, maddi bedenden ayrı değildir demiş. Dil, insanı belirleyen ilk öğedir diyen de, metafizik kendinden başka amacı olmayan şeydir, insan bunu meraktan yapar diyen de o. Aşırılığı değil ortayı tutun diyen, cesur insan doğru şeyi doğru amaç için doğru zamanda göze alan ya da ondan korkan insandır diyen.

Platon, o da 2400 yıllık. Aristo’nun hocası. Sokrates ise öğretmeni. Ahlakçı, matematikçi, felsefeci. Diyalogu yazıya döken kişi. O zamanlar açık havada diyalog ile ders yapılırmış. Hocası Sokrates’in “felsefe erdem ve iyi yaşamdır, erdem bilgidir” özdeyişini hayatına işlemiş Platon. Öğrenmek zihne yeni bilgiler sokmak değildir, onlar sizde zaten vardır, siz onları kendinize anımsatırsınız, demiştir.

Sokrates, 2500 yıllık. İncelenmemiş bir yaşam, insan için yaşanmaya değmez diyen, o. Evren düzenli bir bütündür diyen de. Hiç kimse bilerek kötü olmaz, kötülüğün kaynağı yanlış bilgidir, sözleri de onun.

İbn-i Sina, 1500 yıllık. İslam bilgini. Filozof, hekim. Buhara’lı. Mantık, matematik, astronomi, müzik, metafizik. Kitapları Latinceye çevrilmiş. Tıp kitabı Avrupa’da ders kitabı olarak okutulmuş. Ruhlar ölümden sonra yaşar, beden dirilmez, demiş.

Her düşünür bir ilim söylemiş. Birikmiş. Dönüşümler yaşanmış. Kavramlar eskimiş yenileri gelmiş. Düşünceler değişmiş. Süreci kavrayamayanlar bazı beklentilerin gerçekleşmesi için bin yıl, beşbin yıl beklenmesi gerektiğini anlayamazlar. Elli yıl beklemek bile zor gelir.

Sürekli etrafla çatışanın da ömrü huzurlu geçmez. Hoşgörü çok şeyin çözümüdür.


Gökhan Özgen
18.08.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
07 Temmuz 2010 15:46

Nurten Düzkantar

bazen insan kendini evrensel akışa teslim edebilmeli o akışta yaşadıklarımızdan alacağımız dersler çoktur, onların bize kattığı değerlerle biz oluruz...ne güzel yazmışsın en güzeli de huzurun hoşgörüden doğduğu sözler ne kadar da doğru ellerine bu güzel düşünceleri paylaşan yüreğine sağlık..
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.