Sen ve Zen

17 Haziran 2009 02:19 / 1803 kez okundu!

 


Maddiyattan maneviyata yol alırken yolum sana düştü. Biriktiricilikten kurtulurken. Sahip olmak yerine olmaya çalışırken. Zihnimi boşaltırken seninle doldu.

Herkes bir şeylerin peşinde koşarken sen yeni mantram oldun. Mülkiyet hastalığından kurtulup sana sahip olmamaya çalıştım. Olumlu düşünüp diri olmaya çalıştım. Dere gibi akmaya. Akışa uymaya.

Her şey frekans meselesi ama dekoderin olacak ki çözeceksin.

İnsan olmak ne zor. Hayat kaotik ama basit, gizemli ama sıradan, neşeli ama hüzünlü. Bütün bunlar nasıl oluyor da oluyor. Derinleşmek ama sadeleşmek ne zor. Hedef yükseltmek ama hedef küçültmek aynı zamanda ne zor. Derin maviliklerde sarhoş olmamak ne zor. Derinlikten korkmamak da. 

Derin olmak yüzüklerin efendisindeki yüzük gibi, güçlü olmayan taşıyamıyor. Sindirmeyen merhaba uzaylı konumuna düşüyor. Olumlu enerjiyi taşıyabilmek de zor. Kendini kozmik dünyanın aracı kanalı sanmamak da. Herkes transistorlü radyo gibi bir kanal yakalıyor, tutturup gidiyor. Dünyanın dengesi öyle bozuldu ki yakında buzul çağı başlayınca hepimiz kristalleşeceğiz. 

Sonuçta herkesin bir paradigması, bir trafiği var. Herkesin bir Ferrari’si yok ki satsın. Veya bir Secret’ı. Denize dalacaksan Sharm El Sheik’e gidersin, boğulmamış olursun.

Derin suların mavi gülü idin sen. Derin mavilerin de fırtınaları olur, köpek balıkları olur. Derin mavilikler ve gökler. Her şey mavi. Güller derin dalar kartallar ise yüksekten dalar. Ama sen bir gün mavi bir gün kırmızı oluveriyordun. Gül goncası. Yoksa sen batmış bir yelkenli gül müsün. Beni ancak reiki vererek kurtarırsın.

Geçmiş yaşamlardan bir tanışıklık mı var acaba. Sezgilerim böyle söylüyor. Yoksa bir imge misin. Kendi özümün yansımasını mı görüyorum sende. O zaman aynan temiz senin. Odandaki akıllı cam da temiz olmalı. Bak oraya bir mavi kalp çizdim.

Beni paralelize ediyorsun. Halbuki Gaudi’nin eserleri dışında hiç böyle olmamıştım. Her şey göreceli aslında bir Escher grafiği gibi.

Sen özümü sevdin sunduklarımı değil. Belki de ben senim. 

Bildiğim bütün nefesleri uygulasam da normale dönemiyorum. Çünkü seninle uçmaya başladım yükseklerde. Hız nefesimi kesiyor, oksijensiz kalıyorum. Derinden yüzeye çıkmalıyım. Derinde de nefessiz kalıyorum. Gizli bahçende kayboluyorum.

Zensiz olmuyor. Sensiz de. 


Gökhan Özgen
17.06.2009




 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
25 Temmuz 2009 23:26

sule

Merhaba Gökhan,yazdığın herşeyi okuyorum,okurken de kimi zaman kendimden bişeyler buluyorum. Yaptığın herşeyde olduğu gibi,yazarken de sevgini,yüreğini ortaya koyuyorsun,herzamanki gibi samimisin!
Bu sitede senin yazını okuyan kişiler bilmeliler ki sen sadece iyi bir yazar,çevirmen,uzman değil hepsinden önemlisi;çok iyi bir insansın,kirlenmemiş bembeyaz bir insan....
03 Temmuz 2009 15:12

melekg

beğenerek okudum..hatta tekrar tekrar okudum..  nice  yeni  "derin ve güzel"  yazılara.. 
17 Haziran 2009 14:43

yayinci

Sanki benim düşüncelerimi dile getirmişsiniz. Her kelimesine katılıyorum. Teşekkürler.
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.