Noktürn

26 Ağustos 2009 22:15 / 2098 kez okundu!

 


Gölgeler dans ediyordu mezarlıkta. Ona bir gül götürmeye gitmiştim. Mezarlık şeytanın fırçasıyla kapkaraydı. Cesetler kanıyordu fırtına başladığında. Alacakaranlıkta ona bir öpücük verdim. Kanlı bir öpücük. 

Ölesiye sevmiştim onu. Benimle öl demişti. Sevdiğimiz herkes, her şey ölür.

Yalnızdım. Tanrıçam ölmüş, gündüz bitmişti. Anılar dans ediyordu kederli kalbimde. Şeytan dilediğini yapmış karanlığa almıştı onu kara bir kış gecesinde. Deniz kıyısına gidip ağlıyordum. Onun sesini işitiyordum.

O benim sabah yıldızımdı. O öldüğüne göre diğer herkes ölmeliydi. Acı çekmek tatlıydı, inanç kalmamıştı. Noktürn dinliyor siyah orkide yetiştiriyordum. Rüzgarda ağlıyor, onunla sonsuzlukta kavuşacağımı düşlüyordum.

İç sessizliğim kaybolmuş, umutlar unutulmuştu. Kader ölüydü artık. Yaşayanlar arasında hayatı taklit ediyordum. Protesto edip hayatta kalmalıydım. Bir katarsis yolu olmalıydı. Bir melek gelip, kapkara deliliğe geçmeden beni keder tarlalarına gömmeliydi.

Kapkara dünyada, güneşin karanlığında, kader köprüsünde onun gözyaşlarını hissediyordum. İçten ölüydüm ve nefret tohumları yeşeriyordu. Keder bahçelerinde gezerken ölülerin kahkahalarını işitiyordum. Bizden daha ölüsün diyorlardı. Geleceğin yıkıntıları arasında hayaletlerle konuşuyordum artık.

Yediklerim acı, yağmur yakıcı, bütün ihtiras çiçekleri simsiyahtı. Delilik nehirlerinde yüzüyordum nehirler sonsuza dek yanarken. Ölü sözcükler parlıyordu zihnimde. Rüyalarımda gökten mezartaşları yağıyordu.

Uykumda uçuyordum göklerde, küçük şeytanlar da yanımda uçuyordu. Yeryüzüne bakıp ölenlerin yanına uçuyor, ruhlarını huzura kavuşturmaya çabalıyordum.

Geceler ağlıyordu kapalı gözlerimin ardında. Kargalar zehirli hediyelerini getiriyordu dolunayda. Karanlıkta sadece o parlıyordu ruhumda. Karanlığın krallığında onun kanlı parlak gözyaşlarını görebiliyordum.

Donmuş ruhum uykumda onun yanına kanatlanabilir mi acaba? Uykuya, düşlere yatıp denemeliyim. Gündüzler dayanılmaz oldu artık. Yeraltı dünyasına geçip şeytanın cennetinde siyah güllerle sonsuz aşka kavuşabilir miyiz onunla. Bir özgürlük şarkısı ile birlikte sonsuzluğa uyanabilir miyiz. 

Aklım karanlık çağına girmişti artık, keder melekleri kurtuluş yok diye fısıldıyordu. Kara cennette son bir öpücük fırsatını kolluyordum.

Ölmek için güzel bir geceyi bekliyordum. Mezarsız ruhlar için güneşin yandığı bir geceyi. Alevlerin şeytanları ve ışığın melekleri siyahlar giymiş olarak ve ölümü fısıldayarak mezarlık kapısından içeri sokacaklardı beni.

Sonsuz aşkın, sonsuz gençliğin de ödenecek bir bedeli var. Kavuşmanın da. 


Gökhan Özgen
26.08.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
07 Temmuz 2010 12:49

Nurten Düzkantar

nokturne eşliğinde defalarca okuyup, yaşadım ellerine yüreğine sağlık. :))
28 Ağustos 2009 00:12

mesut turgay kılıcoğlu

seni okumak seni tanıyabilmek  kalemin ucundan düşenleri anlayabilmek o kadar güzel.ki,  başka bir hayatın içinde kayboluşlar gibi.  tek kelimeyle güzelin ötesinde.
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.