Facebook'la beni!

24 Haziran 2009 00:24 / 2150 kez okundu!

 


Feysbuuk’la beni. MSN’ne ekle. Akşam orda konuşuruz. Zamanım yok, işim çok deme. İstersen bulursun beni. Gerçekten istersen bulursun beni. Ararsan Google’da bulursun. Yeter ki iste. Olmazsa cepten çaldır, öttür, mesaj çek.

Eskiden dansa davet vardı. Şimdi nete gel. Eskiden dansa ayak uyduramamak, partnerinin ayağına basmak vardı. Şimdi üfff! Ne ağır yazıyorsun nette! Hadi yolladım, çabuk indir şu fotoğrafımı, müziği, yazıyı. Üfff! Çok sıkıcısın, uykum geldi, ben kapatıyorum, baaaay.

Eskiden, otobüs duraklarında, yaşgünü partilerinde, düğünlerde, İngilizce kurslarında, folklor, dağcılık gibi kültür derneklerinde, klüplerde tanışır, konuşurdu insanlar.

Şimdi Myspace’te arkadaş olunuyor. Myspace. Benim mekanım. Benim yerim. Herkesin ortak benim yerim’i. Artık mekan, uzay, uzam, boşluk kavramları da değişti. Yeni kara delik internet. Yeni big-bang. Net boşluğunda herkes arkadaş. Herkes sevgili, aşkım. Hepimiz tek bir aile olduk. Gösteri toplumundan piksel toplumuna geçtik. Herkes adsız kahraman. Herkesin nick’i var. Herkesin bir kendi, bir net kimliği var. Yani kimlikler net değil.

Superman, telefon kulübesine girince elbisesini değiştiriyordu. Biz de odalarımıza, yatak odalarımıza girince ikinci kişiliğimize bürünüyoruz. Gündüz insan gece yabancılaşan insan. Gündüzleri Dr. Jekyll, geceleri Mr. Hyde. Gösteri toplumundan, enformasyon çağından, simülasyonun, manipulasyonun egemen olduğu net çağına girdik. Ama hiçbirşey net değil. İnsanlar halen gerçek deneyimleri, içtenliği, doğallığı, samimiyeti, anlamlı hayatı istiyor. Nette bile gerçeği arıyor.

Dünyanın kalbi nette atıyor. Rüzgarın fısıltısını duyamıyoruz artık. Birbirimizin çığlığını duyamıyoruz. Ay’ın esrarını Google’dan inceliyor, sabahın kuş cıvıltılarını sabaha dek chat yaptıktan, briç, sudoku oynadıktan sonra başka bir dünyada olagelen olgular, MySpace değil de, başka evrenlerin yaratıkları gibi işitiyoruz. Kahvaltı yapıp sonra yine chat’e devam ediyoruz. Ama yan yana değil. Böyle daha güvenli. İnsanlar, birbirimizi tanıyalım sonra görüşürüz diyorlar MSN’de. Tanımak da yazışmak sadece.

Yeni arkadaşlıklar oluştu. Yahoo’da, Google’da binlerce grup var. Nutella severler, Campbell çorbası severler, 60’ların siyah beyaz filmlerini severler vb. Gençler Warcraft, Counterstrike oynuyor, babaları Travian.

Artık herkes yazıyor nette. Herkes kendince ünlü. Andy Warhol, bu dünyada herkesin ünlü olabileceği bir 15 dakikası vardır demişti. Hayat hızlandığı için. Üstelik bunu internet yokken söylemişti. Şimdi nette, insanlar artık hiç kimse olmaktan çıkıp özel biri olabiliyor. Hepimizin bir 15 dakikası var kullanabileceği.

İletişim gurusu Marshall McLuhan, medya araçlarının mesajın kendisinin yerine geçtiğini söylemişti. Yani, manipülasyon yapan medya aracının kendisi mesaj haline geliyor. Bunu TV, dergiler, radyo, müzik endüstrisi için söylemişti.

İnternetle her şey yine değişti. Tarihin sonu geldi mi derken şimdi gösteri, enformasyon, iletişim toplumları ve çağlarının da sonu geldi herhalde.

İnsanların nette de olsa yazmaları, yazışmaları, düşüncelerini belli etmeleri, tartışmaları hoş. Arkadaşlık kurmak, gruplar kurup sonra buluşup tanışmak (avantajı da gerçekten ilgi duyduğun konulara ilgi duyanlarla buluşuyorsunuz yahoo grupları sayesinde örneğin), ayrıca, kendini göstermek, kendini tanıtmak için olanak sağlıyor internet. Bilgi tekeli kırılıyor. Herkes bir şekilde var olabiliyor. Yaşamın içinde hissediyor kendini.

Ayrıca güç yine bizde sayılır. Üyeliklerini sonlandırınca ya da netten çıkınca odanızın mahremiyetine dönüp, seçilmiş yalnızlığınıza kavuşabiliyorsunuz.

Gökhan Özgen
24.06.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
24 Haziran 2009 20:40

deepblueeagle

sevgili emin yasa altun arkadaşım. siteye girip okuyorsun galiba benim yazıları. naber. neredesin. izmirde görüşemedik henüz. melike'ye selam. görüşelim. ayhan ve hüsnü ile görüştük.
24 Haziran 2009 20:36

deepblueeagle

aaa naber gülseren? okumuyordun galiba yazdıklarımı.

teşekkür ederim.

msn ye girmemeye özen gösteriyorum. çıkması zor oluyor.:) 

ankarada mısın hala. bursaya mı gittin yoksa. bursaya yerleşmek istiyordun. meral'e selam söyle.

izmirde görüşürüz tabii ki. anladım, dr. seda'ya geleceksin.

arkadaşlara selam söyle.

24 Haziran 2009 15:49

temmuzz

Selam Gökhan,
ne güzel yazmışsın böyle. akşam msn ye gelde iki laflıyalım olur mu? :)))
temmuz sonunda İzmir'deyim. ararım seni.. sevgiler...

Gülseren-Ankara


Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.