Coral'dan Özgen'e...

07 Ağustos 2009 15:32 / 2334 kez okundu!

 


Bu hafta, Alaçatı'da Aşk romanı üzerine geçtiğimiz günlerde yazdığım yoruma, kitabın yazarı Mehmet Coral'ın yolladığı yanıtı sizlerle paylaşmak istedim. Ayrıca lütfedip yanıtladığı için de kendisine teşekkür ediyorum. 

***

Sevgili Gökhan;

İnce vurgularla altyapısı hazırlanmış, duyarlı bir örgüye sahip yazını okudum. Mutlu oldum.

Yazar, yaşamı ve onu kuşatan tüm imgeleri, duyuları, duyu altlarını, var olanın tüm konturlarını, elindeki yazın malzemesiyle karmak ve ondan gerçekte olmayan bir bütünlük çıkarmak zorunda hisseder kendini. Aslında yanlış bir savdır bu. Arasını bir ışık hızıyla katettiğimiz hayat denen sırat'ı betimlemeye çalışmaktır bu yanılgının adı. Peki ama, neden bu tutkuya kapılır yazar?

Ya da, kulağını kestikten sonra piposunu tüttürerek neden self portrait'ini tuvale aktarmak arzusu duyar biçare Vincent?

Amadeus, belki de bir kaç saat sonra kimsesizler mezarlığında üzerine kireç dökülerek gömüleceğini bildiği halde hangi saikle o inanılmaz tını zenginliğine sahip Lacrimosa sını, Confutatis maledictis, Flammis acribus afflictis, Voca me cum benedictis, Lacrimosa dies ilia, diye yaşam ötesi bir arya olarak az sonra kavuşacağı sonsuzluğu, geride bıraktığı bedenli türdeşlerine armağan etmek ister?

HallacıMansur'un başının üzerindeki enginlere "Enel Hak!" diye çığırması bütün bu sorulara verilmesi olanaksız yanıtın öz'e indirilmesidir. 

Bana göre, yaratılmış olanın, bedenlenerek koptuğu kaynağa dönüş özleminin en güçlü simgelendirilmesidir bu.

ALAÇATI'DA AŞK'ta, Derin Mantra'nın kitabın sonlarında Rum kilisesinin yıkıntıları arasında Fadime anaya rastladığında kendi kendini sorguladığı "Varlıkla Yokluk arasındaki çizgi"yi arayışı da budur. Gerçek AŞK budur. Yaşamı katederken insanlar bedenlerini aşabildikleri sürece AŞK'ı tadarlar. Cinsellik, bu misyonun alt öğelerinden biridir sadece. Aslolan, ruha, insanın özündeki yaratıcının derinliklerine inebilmek, burada eş ruhunu bulabilme arayışıdır. Mutluluğun lotus çiçeği oralarda açar. Om mani padme hummmm, derin mantrasını yineledikçe içsel odyssea'sı son limana ulaşmaya yakındır artık.

Dikkatini çektiği gibi, AA'da simgesel örgü, dramatik kurgunun önünde seyrediyor. Blake'in dizelerini, Dünyayı görmek için bir kum tanesinde / Ve bir yaban çiçeğinde cenneti / Tut sonsuzluğu avucunun içinde / Ve tek bir saatin içinde ebediyeti, rehber olarak aldığım bir gezintiye çıkarak başlamıştı AA'yı yazma serüvenim. Bu yüzden simgeler çokluğu tekliğe indirme arayışıma yardımcı oldu. Her türlü fazlalığı atmak, ayıklamak, varlıkla yokluğun kesişme noktasını bulmaktı hedefim. Bu sanıldığı kadar kolay olmayan bir süreçtir. Biliyorsun, "hiçbir gerçek yazar amacına cehennemi geçmeden asla ulaşamaz.." Yaşamdan büyük yanılsamaların kompozisyonunu yaratmaya kalkışmak bile "Deliliğe Övgü"düzmektir aslında. Kitapta tanımlamaya çalıştığım gibi, "..Gerçeğin arka yüzüne bakmaya çalıştığın aynanın sır'ına çarpma.." olasılığının her zaman diğer bütün ölçütleri aştığı bir mecraya girmeye cesaret edebilmektir. Ama, yine de, Stendhal'in dediği gibi, "Macera kendi değerini biçemez. Yaşanması gerekir." Yazma erkini de ancak yaşlı Plinius'un özdeyişine uygun bir biçimde kullanırsan okurun karşısına, ".. En azından denedim!" diyerek çıkmaya hak kazanırsın.

Kısaca, her yapıt onu izleyende bıraktığı iz oranında büyüktür. Zira, güzellik ona bakanın gözlerindedir.

Yazı yeteneğini, yapıt vermeye kanalize etmen dileğiyle seni kucaklıyorum, dostum.

Sevgiler..

Mehmet Coral
02.08.2009


ALAÇATI'DA AŞK-Mehmet CORAL-Roman 

http://www.izmirizmir.net/bilesenler/forum/baslik.php?baslik_no=1826

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
12 Ağustos 2009 20:15

deepblueeagle

müzeyyen hanım. evet. yöneticileri, yazarları, üyeleri, okurları ile seçkin bir site. yedi aydır köşeyazıları, dört aydır da çeşitli konularda yazıyorum. dilerim siz de siteyi benimser, hatta katkıda bulunursunuz. belki mesleki, belki diğer ilgi alanlarınızda yazarsınız. sitede yazan iki doktorumuz daha var. ocak ayında bir kez yöneticiler ve yazarlar görüşmüştük. evet, yönetici, yazarlar, okurlar bir araya gelebilir. iyi bir fikir. belki yakında toplanırız. rezzan hanım da yazabilir siteye. bu arada yanılmıyorsam coral bey de karşıyakalı.

ceylan hanım, milliyetteki yazıyı okumadım. sivrisinek nedeni ile kitabın yazılamaması ne komik di mi. yanıt yazarak çok iyi etmişsiniz. artık alaçatının nefis bir romanı var. ayrıca, roman yorumumdan da söz etmeniz çok hoş. roman nedeniyle hayatınızın değişmesi, daha olumlu olması ne güzel. kitaplar, edebiyat ile ilgili duyduğunuz heyecanı, coşkuyu çok iyi yansıtıyorsunuz. hissediliyor.

11 Ağustos 2009 19:28

menderes

Ne güzel siteymiş bu. Klüp gibi. Belki de birbirlerini hiç tanımayan benzer akıl ve beğeni sahiplerini bir platformda birleştiriyor. Çok hoş bir girişim. Geliştirilmesi lazım. Örneğin bir yemek vesilesiyle tanışma gibi.
11 Ağustos 2009 11:39

ceylan


Selam. 
Bugün Milliyet Ege'de Hamdi Türkmen'in Alaçatı üzerine yazdığı yazıyı okudunuzmu Allahaşkına. Efendim beldeyi bir yazar kitap yazmak için ziyaret etmiş, ama sivsinek soktuğu için daha başlayamamış. Konuyla ilgili olduğu için aşağıda ona yolladığım maili sizlerle paylaşıyorum.
Sevgiler;
Ceylan

Sayın Türkmen;

Bir Alaçatı sever olarak bugünkü yazınızı ilgiyle okudum. Söylediklerinize katılıyorum, ancak es geçtiğiniz bir şeyi hatırlatmak isterim.
Alaçatı Alaçatı olalıberi hiç bir zaman Mehmet Coral'ın son romanı ALAÇATI'DA AŞK ta olduğu kadar şiirselleşmedi, güzellemesi yapılmadı.
Bu yaz Alaçatıya damgasını vuran bu olağanüstü edebi kalitesi olan eser oldu. Sadece Alaçatıda kasaba nüfusundan fazla sattı.
Okumadıysanız bir bakmanızı tavsiye ederim, veya
izmirizmir.net te Gökhan Özgen imzasıyla çıkan yazıyı okumanızı öneririm. 
Alaçatı, Mehmet Corala bu eseri bize armağan ettiği için uzun yıllar borçlu olacaktır. Belki adı sokaklara verilecek, güzellemesinden alıntılar yapılacaktır.
Bir okurunuz olarak bunları not etmenizi dilerim. Özellikle, bir başka yazarı sivrisinek soktuğu için yeni kitabına başlayamadığını belirttiğiniz için.

Saygılarımla;

Ceylan Tepeköylü
Y.mim.
10 Ağustos 2009 23:14

deepblueeagle

teşekkür ederim. bir sanat yapıtının okurları aynı duygularda birleştirmesi ne hoş. Coral bey de hayranları olmasını hak ediyor. iyi bir roman okumak insanı ne denli heyecanlandırıyor değil mi. edebiyatseverler belli olur zaten. ellerinde hep kitap vardır. kitaplıklarını gülümseyerek uzun uzun seyrederler. koklarlar bile kitapları. okşarlar. yorumları, gazete kesiklerini kitabın içine koyarlar. romanların içinde kendilerini bulurlar. kendilerini buldukları romanları daha çok severler. belki, yaşamı daha anlamlı kılmak için okurlar. yanıtlar bulmak için. romanlar, kitaplar gerçekten de insanı değiştirir. romanı içindeymiş gibi okur roman severler. genelde düşünceden çok hisleri ile okurlar. sezgileri ile. sanatsal hissederler yani. roman bitince dünyaya tekrar düşmek kolay olmaz. bu nedenle, hayatı uzun bir romana, özel, duyarlı, anlamlı bir şiire çevirmek lazım. yaşam, romanlardan çok daha sürprizli. romanlar da aslında ne denli yaşama yakınsa o denli seviliyor. insan yaşamını yönlendirip şekillendiriyor kitaplar. insan buna izin verirse elbette. benim de yaşamımı değiştiren o kadar çok kitap var ki. dünyamı durdurup, temizleyip tekrar başlamama yol açan. sorgulamama. kitap okumayan bir insanın yaşamda farkında olarak yaşayıp huzurlu, mutlu olmasına bence olanak yoktur. insanın iyimser olup yaşama umutla bakmasının birinci koşulu okuması. ancak iyi okurların bir iç dünyası, gizli bahçesi olabiliyor. ancak onlar hayal kurabiliyor.

sanat yapıtları, romanlar, yazılıp, basılıp, bir okur tarafından okunduğu andan itibaren bağımsız oluyorlar. bir varlık oluyorlar.

Derin ve İmbat da, Vedat Türkali’nin Bir Gün Tek Başına’sındaki Kenan ve Günsel, Buket Uzuner’in Ada ve Tuna’sı, Tutunamayanların Hikmet Benol ve Selim Işık’ı veya Bay Darcy, Gregor Samsa, Raskolnikov, Oblomov gibi, Bukowski’nin Chinaski’si, Fowles’un Conchis’i gibi aramızda yaşayan ölümsüz kahramanlara dönüştüler. Onlar da artık hep bizimle. Böylece Derin, ölmemiş oluyor.

romanı okuyup heyecanla yorumunu yazarken, okurlardan ve hele de yazarından tepki geleceğini hiç beklemiyordum. ben de Mehmet Coral beye gönderdiği mail için tekrar teşekkür ediyorum. o da okurları için mutlu olmuştur.

yorum yazan arkadaşlara ve diğer herkese bol okumalar, olumlu, coşkulu ve neşeli günler dilerim.
10 Ağustos 2009 16:51

menderes

Sitenizin varlığını ve Mehmet Coral hakkında güzel bir yazı yazdığınızı meslektaşım Dr. Rezzan Egeli den öğrenmiştim. Ben de üye oldum.
Bir Coral okuru ve hayranı olarak ben de yazınızı okudum ve beğendim. Kutlarım sizi. Onun cevabındaki edebi kalite de bütün kitaplarını okumuş biri olarak beni şaşırtmadı. Bundan sonraki yazılarınızı izleyeceğim.

Dr. Müzeyyen Menderes
Karşıyaka

07 Ağustos 2009 16:25

rezzan


Olağanüstü bir yazı.
Amerikada bulunduğum yıllarda, bunun gibi yazılara, "I'm left speechless!" derlerdi. Yani söyleyecek bir şey bulamıyorum falan gibi bir şey. Tek yapabildiğim metni print ederek, Alaçatı'da Aşk'ın içine yerleştirmek oldu.
07 Ağustos 2009 07:59

ceylan

Muhteşem.. Harika..Nefis..

"HER YAPIT ONU İZLEYENDE BIRAKTIĞI İZ ORANINDA BÜYÜKTÜR.  ZİRA GÜZELLİK ONA BAKANIN GÖZLERİNDEDİR."

Başka ne denebilirki? 
Kafamda biriken bütün soruların yanıtı size yazdığı bu iki cümlenin içinde duruyor zaten!!!!!
 Ben de bıraktığı iz, hayatımı değiştirmek oldu..
BRAVO Mehmet Coral... Kalemine, yüreğine, ellrine sağlık..
BRAVO Gökhan Özgen, bu büyük yazara söylettiklerinle dünyamı değiştirdiğin için.............

Ceylan Tepeköylü
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.