Türkiye'de hayvan hakları ve savunucuları

08 Temmuz 2014 15:32 / 1964 kez okundu!

 

 

Son zamanlarda köpek ve kedilerin halk veya mahalleli tarafından zehirlenerek öldürülmesi sık olarak gündeme gelmeye başladı. Konuyu medyadan ve basından takip eder olduk. Son haberlerden biri de hem sosyal paylaşım sitelerinde hem de basında yerini aldı.

En son haberlerden biri de “Karabağlar bölgesinde mahalleli tarafından zehirlenen köpekler göz yaşarttı“ haberiydi. Hem aç, hem susuz kalan hayvanlara bir darbe de halktan geldi... Üstüne üstlük işkenceye ve tecavüze de maruz kalıyorlar. Belediye yasa gereği kısırlaştırılan, aşılanan ve kayıt altına alınan köpekleri alındıkları bölgeye bırakıyor. Ya sonra!!!! Mahalle halkı çocuklarımıza saldırdı söylemiyle zehirleyip yok ediyor. Doğruluk payı var mı? Evet var. Her ne kadar Hayvan Dostları reddetse de, ne yazık ki var... Ama hiç mi ev sahibinin suçu yok diyeceksiniz… Tabii var… Köpekleri taş atarak, kışkırtarak saldırgan yapma yolunu seçen çocuklar, tabii bu arada çocuklar da köpeklerden nasibini alıyorlar. Konuyu medyadan ve basından delili ispatlı takip etme İmkanınız var... Her zehirleme ve öldürme durumunda hayvan savunucuları ayağa kalkıyor. Etkinlik ve yürüyüşler, yetkililerle görüşmeler gırla gidiyor. Dilekçe yazıp netice alamayanlar tekrar klavye başına oturuyor, yazıyor, yazıyor... Karşılığında yetkililerden bir cevap geliyor akıllara zarar "Öyle bir bulguya rastlanmadı!!!"

"Ya arkadaşlar, siz hayvan mı seviyorsunuz, kendinizi mi???? Belediyeler çok, hem de çok daha akıllı hareket ediyor. Belediyeler köpekleri bulundukları bölgeye yasa gereği bırakıyor, köpekler hemen bölgede bulunan kedileri temizlemeye yani "PARÇALAMAYA" başlıyor.. Böylece "Tavşana kaç, Tazıya tut!" oyunu başlıyor... Parçalanan kediler ve can çekişmeleri halkta bu sefer infial yaratıyor. Köpekler zehirlenerek öldürülüyor… Hayvan savunucuları halkı suçluyor... Belediyelerin ancak kendine gelip çalışmaya başlayacağını "AMAN HEVES KIRMAYIN!" sözleriyle dile getiriyor!!! Belediyeler ise kıs kıs gülüyor... Hayvan sever hevese takılmış, yasa 2004 yılından beri uygulanmayı bekliyor. Yani 10 yıllık bir süreç ve bu süreç de uygulanmayan yasa nedeniyle sokak nüfusunda patlamalar yaşanıyor... Ne hevesi? Ne gücenmesi?  

Artık belediyeler zahmet edip zehirleme yapmıyor, taşeronluğu bıkkın ve yılgın mahallelilere devretmişler... Hayvan severler yürüyüş yapıyor; "Köpekler yerinde kalacak!!! Asla alamazsınız!!! Tabii köpekler kalıyor, belediyeler düzeysiz çatışmalardan hiç hoşlanmıyorlar… Zaten köpeklerin kısa sürede yer değiştirip, cennete gideceğini biliyorlar... Belediyelerin köpekleri bıraktıkları mahallede çok değil bir hafta sonra tekrar halk tarafından zehirleme başlıyor... Zehirleme olmasa açlık ve susuzluk kapıda bekliyor... Köpekler ölüyor... Kısırlaşmış, kayıtlı, küpeli köpekler, hayvan mezarlığı dahi olmayan ülkede çöpe gidiyor.

Aslında Belediyeler hayvan savunucularının isteği doğrultusunda ve yasanın gerektirdiği gibi  hayvanları aldıkları bölgeye kısırlaştırarak  bırakıyorlar... Adı doğal yaşama bırakma olan bırakma şekli aslında olmayan doğaya bırakma oluyor. Böylece yetkililer hem görevlerini yapıyor, hem de  üstlerinden yükü atıyorlar... Sonrasında olanlar daha vahim. Sokak kanunu devreye giriyor… Köpekler kedileri öldürüyor, köpekleri halk öldürüyor... Belediyelerin bütçesi rahatlıyor. Çünkü zehir için artık ödenek ayırmıyorlar… 5199 sayılı yasanın 14. ve 21. maddesi hayvan öldürmeyi reddediyor... Ama ne yazık ki 3285 sayılı madde zabıta uygun bulduğunda “zehirler” maddesi duruyor. Hatta bu madde 5199 sayılı yasanın içinde de 31. madde olarak yer alıyor. Ne kadar trajikomik değil mi??? Her durumda ve bir şekilde hayvanların yok edilmesi için yasaya çıkışlar koymuşlar. Korunması için konan 21. ve 14. maddeler "HALKI" unutuyor, onlar ücretsiz taşeron...

Hayvan savunucuları arasında da gizli hesaplaşma ve savaş var. Medyatik hayvan savunucusu kendine rakip gördüğü başka bir hayvan savunucusu ile savaşa girmiş. Karşısında güçlü duran diğer becerikli yol arkadaşını nasıl yolun dışına iterim hesabı yapıyor… Çünkü önderlik kendinde olmalı, Hürrem Sultan’a taş çıkartan dolaplar döndürüyor. Gerçekten Osmanlı Sarayı yanında şaşırıp kalır!!! Gözü hayvan ölümlerini görmüyor, çünkü gözü hayvanların sırtından isim yapmaya kilitlenmiş. hırstan kör olmuş... İnsan ile uğraşmak damarlarındaki kanı değiştirmiş…

Her şey bir yana, bir başıbozukluk almış başını gidiyor. Neden başıbozukluk, çünkü bazı ilçe belediyeler çalışıyor, bazıları çalışmıyor. Çoğu belediye için hayvan konusu “itle uğraşmak” adı altında aşağı buldukları bir konu olarak beyinlerine işlenmiş. Bir belediye başkanı tüm canlıların belediye başkanıdır. Tüm canlıların sorunlarını çözmek için o koltuğu işgal eder. Ben sadece insana bakarım, bitki, hayvan ne umurum diyemezsin arkadaş !!!

Bir diğer konu da; Orman Su Bölge Müdürlüklerince sınavla seçilmiş, Valiliğin onayı ile o göreve layık  görülmüş. Yerel Hayvan koruma görevlilerinin sisteme çok az katkısı olması ile ilgili. Burada olağanüstü, fedakarca çalışan arkadaşlarımıza lafım asla olamaz... Yerel Hayvan görevlisinin mahallesindeki hayvanlar doğum yapıyor, yani ürüyor. Yerel hayvan koruma görevlisi seyrediyor. Sorduğunda görmedim, fark etmemişim diyor fütursuzca. Bazı hayvan savunucuları hayvanların kısırlaştırılmasına karşı. Doğaya aykırı buluyor. Tabii bu arada yaşadığı yerde ağaçsız alanların, beton blokların farkında değil. "Hangi doğa" diye sorduğunda, cevap veremiyor.

Halkı eğitelim deniyor ama ne yazık ki Hayvan Savunucusu, kendinin de eğitime ihtiyacı olduğunu bilmiyor. Gerçekleri göremiyor. Denge kurması gereken yerde, dengesiz savunmalar yapıyor. Cahili, okumuşu, okumamışı, belden aşağı konuşup, latife yapan, kalitenin dibe vurduğu umursamaz kişilerin kol gezdiği yerde, hayvanlar yok olup gidiyor. Bir de bu tür kişilerin kabilelerinde, bilgisiz, alt kültür şak şakçıları var... Üstüne üstlük hayvanlar üzerinden büyük paralar kazanıyorlar. Makbuz yok, hesap yok, merhametten kazanç sağlayan, sahtekar hayvan sever kabileler son dönem bir hayli çoğaldı. Bitmedi daha; bunları kendine dalkavuk yapan, kendini akıllı olarak değerlendiren, basamak olarak kullanan, hayvan savunucusu olduğunu söyleyen gizli katiller de hayvan dostlarının arasında dolanıyor... Bu akıllı geçinen gizli katiller, katliam yapılan barınakları koruyor, kolluyor. Neden mi? İtibar görsün, sözü dinlensin, daha üst basamaklara tırmanıp, medyada sıkça boy göstersin.

Sahipsiz sokak hayvanları ile ilgili hiç bir sistemin oturmadığı bir ülkede bu tür insanlar toz duman, talan, yağma yaparak bu coğrafyayı kendilerine cennet, hayvanlara cehennem yapmakta pek usta oldular maşallah... Bulunduğumuz coğrafyada her işimiz Allaha kaldığı için söylenecek de tek bir söz var: “Allah hayvanların yardımcısı olsun.”

 

Funda Bayrı ERSOY

 07.07.2014

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.