TARİH KÜLTÜREL ÇATIŞMALAR TARİHİDİR

13 Ocak 2022 16:38 / 240 kez okundu!

 

 

Zayıf ve güçlü topluluklar birbiriyle çatıştığında genellikle güçlü olan kazandı ve zayıf kültürü yuttu. Ama bu, onu imha ettiği anlamına gelmiyor. Yok etti evet; fakat kendi kültürüne onlardan da bir şeyler kattı. Onları kendi içinde eritip absorbe ederken kaçınılmaz olarak kendi bünyesine katmış oldu. Böylece egemen kültürler, zamanla hem kendi yeni deneyimleriyle hem absorbe edip hücrelerine taşıdıkları zayıf kültürlerin katkılarıyla zenginleştiler. Büyük medeniyetler imparatorluklar yarattılar.

 

****

 

TARİH KÜLTÜREL ÇATIŞMALAR TARİHİDİR

 

İlkel çağlardan itibaren insan toplumları birbirinden kopuk yaşadıkları dönemlerde farklı deneyimler edindiler. Benzer deneyimler de olsa çoğu zaman farklı sonuçlar çıkardılar. Bunun sonucunda da farklı kavramlar oluşturup kendilerine özgü kültürel birikimler yarattılar. Nüfus arttıkça ve çevreye yayılma hızlandıkça da 'temas' başladı. Farklı kültürlerin teması çelişti ve çatışmalar ortaya çıktı. Tarih bu farklılıkların, onların birbirleriyle temaslarının ve çatışmalarının üzerinde yürüdü. Zayıf ve güçlü topluluklar birbiriyle çatıştığında genellikle güçlü olan kazandı ve zayıf kültürü yuttu. Ama bu, onu imha ettiği anlamına gelmiyor. Yok etti evet; fakat kendi kültürüne onlardan da bir şeyler kattı. Onları kendi içinde eritip absorbe ederken kaçınılmaz olarak kendi bünyesine katmış oldu. Böylece egemen kültürler, zamanla hem kendi yeni deneyimleriyle hem absorbe edip hücrelerine taşıdıkları zayıf kültürlerin katkılarıyla zenginleştiler. Büyük medeniyetler imparatorluklar yarattılar.

Farklı kültürleri bir araya getirerek yeni bir kültür, yeni bir uygarlık, yeni bir devlet yapısı ortaya çıkaran egemen kültür, içine aldığı kültürleri kendine benzetmeye (asimilasyon) çalıştıysa da çoğunda başarılı olamadı. Ama olmuş gibi göründü. Fakat bir zaman geldiğinde ayrışma kaçınılmaz oldu, hanedanlar çöktü imparatorluklar dağıldı. Onların yerine yenileri kuruldu. İnsan toplumları tarih ve uygarlık yolunda bu çatışmalarla yürüdüler.

18. Yüzyıla gelindiğinde Avrupa'da kapitalizm ortaya çıktı. Kapitalizm ilkel sermaye birikimini, emek sömürmesiyle değil, başka kültürlerin değerleri üzerinden, onları yağmalayarak sağladı. Bu birikimle girişimcilik doğdu ve artı değere el koyarak büyüdü. 18, 19 ve 20. yüzyıllar kapitalizmin altın çağları oldu. Dünya kültürüne teknolojiden sanata kadar pek çok yeni şey kattı. Bununla birlikte sömürü o kadar pervasızca ve acımasızcaydı ki kapitalizmin en önemli taşıyıcı gücü kol emeği, yönetici gücü sermaye ile sık sık ve çetin mücadelelere girdi. Öyle ki bu mücadeleler yeni bir sınıf bilinci ve sınıf ideolojisi doğurdu.

Bu yüzyılların sosyologları bu gelişmeyi gel-geç bir olay olarak ele almadılar. Genel geçer ve değişmez bir kural olarak ele aldılar. Ve geçmişte de farklı gelişmişlik düzeylerinde buna benzer olduğuna hükmettiler. Ve tarihi karıştırarak orada, bu hükümlerini kanıtlayıcı veriler aradılar. Buldular da. Daha doğrusu bulduklarını sandılar. Düşüncelerine uyan verileri kendi dünya görüşlerine veri yaptılar, uymayanları da ya görmezden geldiler ya uyuyormuş gibi sonuçlar çıkacak şekilde yorumladılar ya da istisna saydılar. Bütün bu çabalardan çıkan sonuç şuydu: 'Tarih, sınıf mücadeleleri tarihidir'.

Halbuki tarihe baktığımızda sınıf mücadelelerinin işgal ettiği yer, kültürel çatışmaların kapsadığı alanın çok küçük bir oranındadır. En çok bilineni Spartaküs köle isyanıdır ve başarısız olmuştur. Peki merak ediyor muyuz başarılı olsaydı ne olacaktı? Bunun bir örneği var. Şimdi tam hatırlayamayacağım bir yerde bir köle isyanı köle sahiplerini ve onların silahlı gücünü yenilgiye uğratıp baş eğdiriyor. Sonuç ne oluyor? Köleler kendilerini efendi ilan ediyor ve eski kölelik rejiminin unsurlarını köleleştiriyor. 

Peki 21. yüzyıla gelince ne oldu? Şöyle bir etrafımıza bakalım; sınıf mücadelesi diye bir şey var mı? Bunun taşıyıcı güçleri mevcut mu? İşte bunlar olmadığından hala geçen yüzyılın sosyolojik bilgi ve çıkarsamaları üzerinden fikir yürütmeye çalışanlar, 'sarı yelekliler' gibi homojen olmayan kümelenmelerden kendi 'inançları' için argüman üretebilirim sanıyorlar.

Günümüzde gerçekte var olan, değişik kültürlerin mücadelesidir. Çok yerden yere vurulan Huntington, bunu çok önceden yazdı. Günümüzdeki kültürel çatışmalar o yazdı diye olmuyor. Fransa, camileri Huntington memnun kalsın diye kapatmıyor, başörtüsünü o yüzden yasaklamıyor. Bunlar kültürel çatışma öğeleri. Bu gidiş sürerse silahlı çatışmaları da doğuracak ve yeni bir tarih yazılacak.

 

Firuz TÜRKER

11.01.2022

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.