SEN KENDİNİ KANDIRMAYA DEVAM ET

12 Ağustos 2017 23:03 / 362 kez okundu!

 

 

15 Temmuzda bir darbe girişimi olmuş. Darbeciler hezimete uğramış ama 250 cana kıymışlar. İki binden fazla insanı yaralamış, bir kısmını sakat bırakmışlar. Ülkenin en yetkili idari birimlerini bombalamışlar. Üslerinden büyük şehirlere götürülmek üzere yola çıkarılmış füze bataryaları halkın kurduğu barikatlar ve araçların lastiklerini kesmeleri sonucu hedeflerine varamadan yolda kalmış. Yakalananlar derdest edilmiş, yakalanamayan tüymüş. Yabancı ülkelere sığınmış. Bunların birinin cebinden en başta cumhurbaşkanı ve başbakanın isimlerinin bulunduğu 'öldürülecekler listesi' çıkmış. Bu listedeki isimler ve ülke, halkın cesareti, kahramanlığı ve özverisi sayesinde kendini kurtarmış, ayakta kalmış. Ülkenin önde gelen yöneticileri 'şapkasını alıp Malezya'ya kaçmamış', bu şanlı direnişte halkla beraber bu ihanete direnmiş ve önderlik etmişler...

Sadece ülkenin değil, dünya tarihine geçecek bir onur sayfası değil mi? Ama nedense bazılarına 'inanılası' gelmiyor. Onun yerine darbeyi planlayanların, kışkırtanların ve bu işe kalkışanların olayın üstünü örtme, yok sayma, sıradanlaştırma; dahası bir oyun, darbe mağdurlarının bir kurgusu gibi gösterme yalanları daha 'inanılası' geliyor. Darbecilerin 'haklarını' savunmak, bu olaydan mağdur olmuşların haklarını savunmaktan daha öncelikli geliyor. Asıl 'oyun' asıl komedi olan budur.

Darbecilerin hiç biri (Semih Terzi hariç) darbe girişimi sırasında infaz ya da linç edilmemiştir. Hepsi yargı önündedir. Şaklabanlıklarını tezgahlıyorlar. Sen kalk devlete, bunların nasıl 'adil' yargılanacağı hakkında akıllar ver, tavsiyeler ve eleştirilerde bulun. Tek tip elbise giydirilecek diye 'insan hakları' tartışması başlat. Adamların sırıta sırıta mahkemeye geliş 'haklarını' savun. Bu ülke 4-5 tane klasik, modern, post modern darbe görmüş. Bana kalsa idam gömleği benzeri tek tiple mahkemeye getirilmeliler. Hangi hukuk? Hukuk öyle sizin kitaplarda teorisini okuduğunuz sırça köşk hukuku değildir.Bir de 'devrim hukuku' vardır. Sokakların, halkın hukuku vardır. Yani gerçekliğin hukuku. Ömer Halis Demir, Semih Terzi'ye nasıl 'hukuksal' davranmalıydı? 'Sizi isyana kalkışmak, seçilmiş yönetime karşı darbeye teşebbüs etmek suçlarından tutukluyorum. Konuşmama ve avukat tutma hakkınız vardır, lütfen silahınızı teslim edin' mi demeliydi?

Bu kişiler ekmek çalarken yakalanmadı. Ya da tecavüzden, sıradan bir katil olayından, ehliyetsiz araç kullanmaktan tutuklanmadılar. Bir halkın geleceğine kast ettiler. Bırakın geçerli mahkemeleri, 'halk mahkemesinde' yargılanmalılar. Buna rağmen sen kalk bunların pamuklara sarılması için hukuk üzerinde tepin dur. Yemezler...

Bu sıradan bir durum değildir. Devletin 'adil yargılama' kadar; suç işleyenlere, işledikleri suça tekabül eden yaptırımları ve cezayı uygulama görevi de vardır. Yoksa bütün halkın on parmağı bu görevi ihmal eden hukukun ve de yöneticilerin yakasında olacaktır. Evet... Radikalizmi savunuyorum. Darbecilere hiç bir müsamahaya yer yok. Hangi cici bici sebeple olursa olsun. Yoksa başımız bitten, sırtımız darbecilikten kurtulmayacak. Akıl vermeye kalkanlar, kendi başlarına geldiğinde o verdikleri akılları kendileri uygulasınlar...

 

Firuz TÜRKER

12.08.2017

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.