MESELE CHP MESELESİ DEĞİL

22 Şubat 2021 12:32 / 1111 kez okundu!

 

 

Doğrusunu söylemem gerekirse 2002'de AK Parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde ettiğinde Türkiye'nin çok hızlı bir değişim sürecine gireceğini hiç hissetmemiştim. Hatta 'endişeli' tarafta idim. '80 Darbesi'nden sonra beynimiz öylesine yoğun bir manipülasyonla bombardıman edilmişti ki insanın Tayyip beyin 'biz değiştik' dediğine inanası gelmiyordu. Öyle böyle değil; öylesine büyük bir soygun ve baskı döneminden geliyorduk ki umuda inanmak kolay değildi. Kumarhanede ağzı burnu kırılan başbakanlar, dolar ve borsa spekülasyonları, işkencehaneye dönüşen cezaevleri, keyfi idamlar, Tayyip beyin geçmişinden kayıt edilip böyle zamanlar için saklanmış herkesi kucaklamayan videoları, Sincan'da tankların yürümesi, demokrasiye 'balans ayarları', Aczimendi ve benzeri din kisvesi altındaki şarlatanların provokatörlükleri, batan banka ve bankerler ve 2001 krizi ile çöken devlet.

 

****

 

MESELE CHP MESELESİ DEĞİL

 

Doğrusunu söylemem gerekirse 2002'de AK Parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde ettiğinde Türkiye'nin çok hızlı bir değişim sürecine gireceğini hiç hissetmemiştim. Hatta 'endişeli' tarafta idim. '80 Darbesi'nden sonra beynimiz öylesine yoğun bir manipülasyonla bombardıman edilmişti ki insanın Tayyip beyin 'biz değiştik' dediğine inanası gelmiyordu. Öyle böyle değil; öylesine büyük bir soygun ve baskı döneminden geliyorduk ki umuda inanmak kolay değildi. Kumarhanede ağzı burnu kırılan başbakanlar, dolar ve borsa spekülasyonları, işkencehaneye dönüşen cezaevleri, keyfi idamlar, Tayyip beyin geçmişinden kayıt edilip böyle zamanlar için saklanmış herkesi kucaklamayan videoları, Sincan'da tankların yürümesi, demokrasiye 'balans ayarları', Aczimendi ve benzeri din kisvesi altındaki şarlatanların provokatörlükleri, batan banka ve bankerler ve 2001 krizi ile çöken devlet.

 

Halk bu alçaklığın faturasını tüm düzen partilerine kesmişti. Tümünü sandığa gömdü. AK Parti'den başka bir tek Baykal'ın başında olduğu CHP girebildi meclise. O da zaten bir dönem önce baraj altında kaldığından klasik iki ana siyasi çizgiden biri olarak girdi meclise. Halk, AK Parti'ye umut için şans vermeyi seçmişti.

 

AK Parti'nin ilk yılları iyi saatte olsunları, yani şu yukarıda saydığım işlerin faillerini ürkütmemeye çalışmakla geçti. Başka da çare yoktu zaten çünkü AK Parti'yi yemek için sırtlanlar gibi bekleşiyorlardı. Buna rağmen yapılanlar az buz değildir. En önemlisi 2008 krizinin ülkemizi teğet geçmesiydi. Emperyalist bağımlılık ve soygun düzeniyle asıl hesaplaşma 2012'den sonra başladı. FETÖ komploları da... Yargı aracılığıyla yapılan saldırılar, Gezi, hendek terörizmi, ve 15 Temmuz ihaneti...

 

Toplumların yaşamında köklü değişimler kolay değildir. Önemli bir bölüm, ne kadar eza cefa çekiyor olsa da yerleşik nizamın alabora edilmesinden ürker. İleriyi göremediği için bir bilinmezliğe sürüklenildiği hissine kapılır. İşte CHP bu kesimin oylarına talip oldu. Kaset operasyonu sonrasında da toplumun korku ve endişelerini pompalayıp, AK Parti iktidarının yaptığı her şeyi kötüleyerek yenilikleri 'kötülük' hanesine yazdı. Yapılan yatırımlar kötüydü, tüp geçit çökecekti, büyük bir havaalanın yapmak kötüydü, Suriyelilere kucak açmak kötüydü, güney sınırımızda kurulmak istenen 'garnizon' devlete engel olmak kötüydü, Libya yasal hükümetiyle dayanışma kötüydü, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmek kötüydü, Akdeniz'de hidrokarbon yatakları aramak kötüydü, S 400 almak kötüydü, savunma sanayini millileştirmek kötüydü, Karadeniz'de doğalgaz rezervi bulmak bile kötüydü.

 

Bütün bunların ülkemizin hayrına olmadığına inandırmaya çalıştılar milleti. ABD'nin ve onun aparatı FETÖ'nün de yardımıyla müttefikler de edindiler. AK Parti iktidarının ilk yıllarında kullandıkları 'İran olacağız, Malezya olacağız' öcülerinin yerine bunları koydular. Asıl hareket noktası ülkenin içine girdiği baş döndürücü değişimden endişe duyanların endişelerini körükleyerek buradan kendilerine bir iktidar çıkarmaya çalışmaktı. Amerika'ya ve AB'ye olan kölece bağımlılık son bulmasın istiyorlardı. Kendi ikballerini bunun sürmesinde görüyorlardı.

 

Ama bekledikleri gibi olmadı. Hırçınlaştılar. Zırvalamaya başladılar. Zırva tevil götürmez. Halkın büyük kısmı değişimden, büyük bir devlet olmaktan yana tutum aldı. Yeniden uyanan bir millet olarak ayağa kalktı. 15 Temmuz'da büyük bir feraset gösterdi. İşte o gece tam bir kırılma noktası idi. Artık bu değişim, tersine döndürülemeyecek, sürecekti.

 

Firuz TÜRKER

20.02.2021

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.