İSYAN ATEŞİ

09 Eylül 2018 10:26 / 238 kez okundu!

 

 

Uzun yıllar önce bir film izlemiştim. Adı 'İsyan'dı. Daha doğrusu Türkçeye öyle adapte etmişlerdi. Orijinal adı 'Quemada' olan bu film, İngilizlerin bir İspanyol sömürgesi olan adada, bir 'isyanı' nasıl manipüle ettiklerinin öyküsünü anlatıyordu. Bir kaç yıl önce bu öyküyü özetleyen bir şeyler yazmıştım. Sonunda halkı ayaklandırmayı başardılar. Ama İspanyol sömürgeciler kovuldu onların yerini İngilizler aldı, değişen bir şey olmadı.

 

 

****

 

İSYAN ATEŞİ

 

'Ege denizi kararınca

Dağlar uykuya dalar

Yine ıssız ovalarda

İsyan ateşi yanar'

 

Gençliğimde öğrendiğim ve çok sevdiğim bir 'devrimci' türkünün sözleridir bunlar. Yönetilen sınıfların, insanlık tarihi boyunca kendisini yöneten ve sömürenlere karşı isyan etme hakkını vurgular. Kölelik düzeninde, ilkel kast sistemlerinde, kapitalizmin 'vahşi' evresinde ve ulusların ve ülkelerin boyunduruk altına alındığı sömürgecilik ve yeni sömürgecilik dönemlerinde ezilen ve sömürülenlerin isyan etmekten başka çareleri yoktu. Sosyalizm, bu isyan ruhunu kendisine ilke edinerek vücut buldu. Sömürenler, sömürü düzeninden kendi istekleri ya da ikna edilmeleri yoluyla vazgeçmeyecekleri için sömürü düzenini yıkmanın tek yoluydu isyan.

 

Fakat tarihteki isyanların çoğu başarılı olamamış ve kanlı biçimlerde bastırılmıştır. İlginçtir, başarılı olanlar da yeni bir sömürü düzenine dönüşmüştür. Anlaşılan sömürü olmadan uygarlık yolunda ilerlemek mümkün olamıyordu. Fakat bu kez sömürülenlerin hakları gündeme geldi. Bu haklar o uzun yıllar boyu yaşanan isyanların ve verilen mücadelelerin sayesinde elde edilmiş ve statüye bağlanmıştır. Bu statü sabit olmayıp,  zamanla gelişmekte, ülkeden ülkeye de farklılıklar göstermektedir. Çalışan hak ve özgürlüklerinin statüsü, sömürüyü ortadan kaldırmaz, sadece yönetilen haklarını güvenceye bağlar. Bu hakların elde edilmesi ve geliştirilmesi mücadelesine 'demokrasi mücadelesi' deniyor.

 

Günümüzde de isyanlar olmaktadır. Son yıllarda 'Arap Baharı', Irak, Suriye, İran, Venezuella, Brezilya, Şili gibi ülkelerde gördük ve görüyoruz bunları. Fakat 2008 krizine rağmen, her ne hikmetse kapitalizmin kalelerinde böyle isyanlar görmedik. Ya da cılız bazı eylemler izledik. Onlar da kısa sürede bastırıldı.

 

Bizim sol (bunlara sol demek içimden gelmiyor ama onlar kendilerini öyle adlandırdıkları için mecburen aynı terimi kullanıyorum) güya bu 'isyan ruhu' na sahip çıkmanın hala solculuğun bir gereği olduğunu sanıyor. İşin garibi asıl isyan edilmesi gereken emperyalist boyunduruğu bir kenara bırakıp, hatta onunla işbirliği yaparak, antiemperyalist gerçek bir isyanın başını çeken ve halkını da arkasından sürüklemesini başarabilen bir iktidara, sırf dindar olduğu için 'isyan' etmeye çalışıyor.

 

Uzun yıllar önce bir film izlemiştim. Adı 'İsyan'dı. Daha doğrusu Türkçeye öyle adapte etmişlerdi. Orijinal adı 'Quemada' olan bu film, İngilizlerin bir İspanyol sömürgesi olan adada, bir 'isyanı' nasıl manipüle ettiklerinin öyküsünü anlatıyordu. Bir kaç yıl önce bu öyküyü özetleyen bir şeyler yazmıştım. Sonunda halkı ayaklandırmayı başardılar. Ama İspanyol sömürgeciler kovuldu onların yerini İngilizler aldı, değişen bir şey olmadı.

 

Günümüzde de bu manipülasyonların devam ettiğini düşünüyorum. Yukarıda saydığım bazı ülkelerdeki 'muhalefet eylemleri' nin devrimcilikle, demokrasi mücadelesiyle falan ilgisi alakası yok. Aynı plan, uzun zamandır ülkemiz üzerinde de uygulanmaya çalışılıyor. En son şu döviz spekülasyonu, halkı canından bezdirip yöneticilerine 'isyan' ettirmeyi amaçlıyor. Kendini 'sol' diye yutturmaya kalkan gruplar da, bu emperyalist stratejiye uygun davranarak onlarla birlikte aynı hedefe kurşun sıkıyor.

 

Öyle her gördüğünü baban sanma. Her halk hareketi, sırf yönetime başkaldırıyor diye 'devrimci eylem' olmaz.  Mısır'da İhvan'a karşı olan sokak muhalefeti Amerikancı bir darbeye zemin oluşturdu ve diktatör Sisi'nin başa gelmesine yol açtı. PKK da, Amerika'yla el ele kol kola 'devrim ve demokrasi' laflarını geveliyor. AK Parti ve MHP 'faşizmine' karşı demokrasi mücadelesi verdiğini söyleyen bu örgütün kendi içinde demokrasiden bir kırıntı dahi yoktur.

 

Son söz; hiçbir şey göründüğü (daha doğrusu görünmeye çalıştığı) gibi değildir. Kırmızı başlıklı kızı yutmaya çalışan babaannenin aslında bir kurt olduğu gibi.

 

Firuz TÜRKER

08.09.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.