HALKLARIN GÖZÜ AÇIKTIR

07 Mayıs 2019 15:09 / 608 kez okundu!

 

 

Gençliğimde çok ilginç 'devrim' teorileri işitmiştim. Sağlam bir sınıf temeli olmayan küçük burjuva devrimciliği sabırsızdır. Ölmeden devrimi görmek, yaşamak, hatta 'yapmak' ister. Devrimler ise isteğe bağlı değildir. Öyle ısmarlama devrim olmaz. Devrim dediğin küçük bir kitlenin bir iktidarı devirmesi değildir. Neredeyse tüm halkın ayağa kalktığı tarihsel hareketlerdir devrimler. O koca kütle de kolay kolay kıpırdamaz. Bu da ne sakal ne de bıyık olabilmiş küçük burjuvazinin sabrına sığmaz. O koca kütleyi itekleyerek zirveden yuvarlanan bir çığ gibi aşağıdaki tekelci burjuvazinin tepesine yıkabileceğini sanır. Çoğu zaman da ayağı kayar ve kendisi yuvarlanır. Castro ve yoldaşlarının Moncada kışlasını ya da Fransız 'baldırı çıplaklarının' Bastil'i basmasıyla başlayan süreçlerin her zaman her yerde olabileceğini sanarak (daha doğrusu umarak) 3-5 kişiyle isyana kalkışınca tüm ülke halkının arkasına takılacağı hayaline kapılır. Evangelistler de Tanrı'yı kıyamete zorlayabileceklerini sanmaktadırlar.

 

****

 

HALKLARIN GÖZÜ AÇIKTIR

 

Gençliğimde çok ilginç 'devrim' teorileri işitmiştim. Sağlam bir sınıf temeli olmayan küçük burjuva devrimciliği sabırsızdır. Ölmeden devrimi görmek, yaşamak, hatta 'yapmak' ister. Devrimler ise isteğe bağlı değildir. Öyle ısmarlama devrim olmaz. Devrim dediğin küçük bir kitlenin bir iktidarı devirmesi değildir. Neredeyse tüm halkın ayağa kalktığı tarihsel hareketlerdir devrimler. O koca kütle de kolay kolay kıpırdamaz. Bu da ne sakal ne de bıyık olabilmiş küçük burjuvazinin sabrına sığmaz. O koca kütleyi itekleyerek zirveden yuvarlanan bir çığ gibi aşağıdaki tekelci burjuvazinin tepesine yıkabileceğini sanır. Çoğu zaman da ayağı kayar ve kendisi yuvarlanır. Castro ve yoldaşlarının Moncada kışlasını ya da Fransız 'baldırı çıplaklarının' Bastil'i basmasıyla başlayan süreçlerin her zaman her yerde olabileceğini sanarak (daha doğrusu umarak) 3-5 kişiyle isyana kalkışınca tüm ülke halkının arkasına takılacağı hayaline kapılır. Evangelistler de Tanrı'yı kıyamete zorlayabileceklerini sanmaktadırlar.

 

Bizde de çok duydum bu teorilerden. 68 Kuşağı neredeyse bu hayalin özlemiyle ömür tüketti. Olmadı da olmadı. Ama 15 Temmuz'da Amerikan uşaklarının kalkışması üzerine ayağa kalkan halk, milyonlarla sokakları meydanları doldurdu. Silahsız, çıplak elle ölüme meydan okudu. Darbecilerin namlularını kıvırıp... Ben buna derim devrim.

 

Ne hikmetse Guaido da böylesi hayallere kapıldı. Arkasında Amerika var ya, ona güvenip, yanına da bir manga subay astsubay, 3-5 manga da asker eskisi alarak darbe yapabileceğini sandı. Bir kaç yüz yandaşını da sokaklara saldı. Ama Venezuela halkının büyük çoğunluğunu arkasına alamadı. Venezuela hakkında söylenen bütün olumsuzluklara, açlığa, yoksulluğa rağmen Venezuela halkı, seçtiği yönetime ve ülkesine sahip çıktı. Bu Amerikancı Truva atının peşine düşmedi. Çünkü biliyor ki o yola giderse şimdikinden daha kötü olur. Şu anda elindeki iki dilimi de kaybeder. Üstelik onurunu da. Halkların gözü açıktır. Onlar biliyor ki şimdi çektiği sıkıntıların asıl sebebi ise Guaido'nun peşinden gitsinler ve Amerika'ya el aman dilesinler diyedir. İranlılar da biliyor bunu. Onlar için de ve de bizim için de aynı şeydir. Doları 6 TL'ye çıkaran her kim ise bunu gardımızı düşürmek için yapıyor. Bir kere boyun eğdin mi boynundan boyunduruk, ayaklarından pranga bir daha kolay kolay çıkmaz.

 

Hz. Musa İbranileri Mısır'dan çıkardıktan ve kölelikten kurtardıktan sonra onları Sina dağının eteklerine götürdü. Taşlık bir arazi idi. Ne ot biterdi ne de av vardı. Aç kalmasınlar diye Allah onlara her gece bıldırcın ve pilavdan oluşan 'taam' indirdi. Ama onlar bir süre sonra soğan sarımsak niye yok diye Hz. Musa'ya isyan ettiler. Musa peygamber 10 emri almak üzere Allah tarafından Sina dağına çağırılınca ziynet eşyalarını birleştirip eriterek tapınmak üzere put yaptılar. Hz Musa Sina'dan indikten sonra domuz şeklindeki bu altın putu kırdı ve onları azarladı.

 

Kimi halklar bilir ki sabırla koruk helva olur. Kimi halklar da zorluklar karşısında çabuk su koy verip kolay teslim olur. Onların kölelikleri uzun sürer. Ölenler, köle olarak yaşamaktansa özgürce ölümü seçenlerdir. Ama kendileri ölürken çocuklarına bir miras bırakırlar; Özgürlük. 

 

Firuz TÜRKER

04.05.2019

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.