FETÖ'nün SİYASİ AYAĞI AK PARTİ'DİR

19 Temmuz 2019 17:54 / 326 kez okundu!

 

 

15 Temmuz'da CHP sözcüsünün mecliste yaptığı konuşmayla başlatılan, Kılıçdaroğlu'nun salı günkü grup konuşmasıyla sürdürdüğü, CHP’lilerin dillerinin ucunda olup da ağızlarından bir türlü çıkaramadıkları baklayı ben söyleyeyim.

CHP 15 Temmuz'a darbe demiyor. İlk başlarda tiyatro diyordu; sonradan kontrollü darbe demeye başladı. Baktılar bunlar çok saçma oluyor şimdilerde 'darbe girişimi' diyorlar. Onların asıl darbe dedikleri 20 Temmuz, darbecileri devlet mekanizmasından temizlemek için çıkarılan OHAL kararnamesidir. Bu yolla FETÖ'yü koruma ve kollama görevini yerine getirerek dikkatleri asıl darbe faillerinden, darbenin mağdurlarına yöneltmek istiyorlar.

 

****

 

FETÖ'nün SİYASİ AYAĞI AK PARTİ'DİR

Fotoğraf açıklaması yok.

 

15 Temmuz'da CHP sözcüsünün mecliste yaptığı konuşmayla başlatılan, Kılıçdaroğlu'nun salı günkü grup konuşmasıyla sürdürdüğü, CHP’lilerin dillerinin ucunda olup da ağızlarından bir türlü çıkaramadıkları baklayı ben söyleyeyim.

 

CHP 15 Temmuz'a darbe demiyor. İlk başlarda tiyatro diyordu; sonradan kontrollü darbe demeye başladı. Baktılar bunlar çok saçma oluyor şimdilerde 'darbe girişimi' diyorlar. Onların asıl darbe dedikleri 20 Temmuz, darbecileri devlet mekanizmasından temizlemek için çıkarılan OHAL kararnamesidir. Bu yolla FETÖ'yü koruma ve kollama görevini yerine getirerek dikkatleri asıl darbe faillerinden, darbenin mağdurlarına yöneltmek istiyorlar.

 

Gerçi Kılıçdaroğlu daha eski bir konuşmasında, 'FETÖ'nün bir numaralı siyasi ayağı Beştepe'de hukuksuz olarak oturan kişidir' diyerek % 52 halk oyuyla seçilmiş Erdoğan'ı, hem hukuksuzlukla hem de darbenin bir numarası olmakla suçlamıştı. Şimdi de 'darbenin cumhurbaşkanı kim, başbakanı kim olacaktı' diye soruyorlar. Onu da ben söyleyeyim. Darbe başarılı olsaydı cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanı da Binali Yıldırım olacaktı. Yani FETÖ'nün bir numarası cumhurbaşkanı olmayacaktı da, 15 Temmuz akşamı darbecilerle pazarlık edip anlaşarak usulca Atatürk hava limanından sıvışan kendisi olacak değil ya.

 

Kılıçdaroğlu bununla kalmıyor. Erdoğan'ı sorgulayacak yürekli bir savcı da arıyor. O savcı, 17-25 Aralık'ta vardı. Eğer Erdoğan yapılmak istenenin farkına varıp da ameliyatını geciktirmese idi ya masada bırakılacak, ya da narkozdan uyandığında elleri yatağının demirine kelepçelenmiş olarak bulacaktı kendini. Böylece FETÖ'nün bir numarası ortadan çekilmiş olacağından meydan Gülen'in kendisi ile iki numarasına kalacaktı.

 

Bütün bunlar niçin şimdi yeniden pişirilip piyasaya sürülüyor? Ben yeni bir büyük plan yapıldığını düşünüyorum. Üç vakte kalmaz eğer böyle 'yürekli' bir FETÖ'cü savcı çıkar da cumhurbaşkanını sorguya çağırırsa hiç şaşırmayalım. Gerçi geçmişte Ankara cumhuriyet başsavcılığı, savcı Kürşat Kayral eliyle zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü sorguya çağırmaya kalkmıştı. Yargıtay 11. ceza dairesi de Gül'ün cumhurbaşkanlığı süresince yargılanamayacağını belirterek dosyayı Ankara cumhuriyet başsavcılığına iade etti. Daha sonra da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında takipsizlik kararı verildi. Tabi şimdi bunları hatırlamak ne Kılıçdaroğlu'nun ne de Abdullah Gül'ün işine gelmez.

 

Evet; eğer öyle bir savcı çıkarsa ne olur? Bir kere Erdoğan buna pabuç bırakmaz ve davete uymaz. Ardından doğal olarak o savcı hakkında FETÖ'den soruşturma açılır. Büyük ihtimalle de o savcı gerçekten FETÖ'cü çıkar. Böylece Kılıçdaroğlu ve CHP'ye tadına doyum olmayacak malzeme oluşur. Erdoğan'ın ifade vermekten korktuğundan tutun da savcının FETÖ'den suçlanarak harcandığına varıncaya kadar bir sürü manipülasyon üzerinde tepinip dururlar. Yani plan, iyi plan. Bakalım böyle bir savcı var mı, göreceğiz.

 

Halbuki geçmişte bir savcı, Deniz Baykal'a yönelik kaset komplosu nedeniyle Kılıçdaroğlu'nu, hem de sadece tanık olarak ifadeye çağırmıştı da Klıçdaroğlu o çağrıya uymamıştı. Çünkü Kılıçdaroğlu o zaman, Deniz Baykal'ın kasetini izleyen Erdoğan'ın görüntüleri olan bir başka kaseti izlediğini söylemişti. Kendisi buna bile uymadı.

 

Madem ki Kılıçdarolu Erdoğan'ı FETÖ ile ilgili ifadeye çağıracak 'yürekli' bir savcı arıyor, ben de Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz gecesi darbecilerle ne konuştuğunu, ne üzerinde anlaşıp da tankların önünden çekilip geçip gitmesine izin verildiğini merak ediyorum. Bunu sorgulayacak bir savcı da yok mu acaba? Ve de Kılıçdaroğlu o savcıya gidip o geceki müzakereleri ve neler konuşulduğunu anlatacak mı? Hadi savcılarda bu yürek yok. Kılıçdaroğlu'nda çıkıp da bunu kamuoyuna açıklayabilecek yürek var mı? Benim de sorduğuma bakın. Yani 'darbe olsa tankın üzerine ilk ben çıkarım' deyip de, gerçek bir darbe ve tanklarla karşılaşınca müzakereyi seçen birinde ne yürek olacak ki!..

Çizim: Erhan YALVAÇ

 

Firuz TÜRKER

18.07.2019

 

Son Güncelleme Tarihi: 22 Temmuz 2019 14:24

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.