DOSTLARINIZLA BİRLİKTE

02 Ağustos 2020 12:26 / 2550 kez okundu!

 

 

CHP Kurultayı siyasi söyleme yeni bir terim kattı; 'dostlarımız'.
Dostun olduğu yerde düşman da olur; demek ki dostluk yapılacak birileri varsa düşmanlık yapılacaklar da var. Siyasi partilerin dostları olmaz, müttefikleri olur. Siyasi partiler yasası ittifaklara uygun hale getirilmiştir. Bunun da somut örnekleri vardır. Cumhur ve Millet ittifakları. Siyaset dostluk-düşmanlık üzerinden yapılmaz. Siyasi rekabet ve ideolojik karşıtlık üzerinden yapılır. 'Sınıf düşmanlığı' tezi ve askeri terimler üzerinden siyaset mazide kalmıştır. Bakıyorsun hemen her siyasi partide her sınıf, etnik ve dini kimlikten üyeler var.

 

****

 

DOSTLARINIZLA BİRLİKTE

 

CHP Kurultayı siyasi söyleme yeni bir terim kattı; 'dostlarımız'.

Dostun olduğu yerde düşman da olur; demek ki dostluk yapılacak birileri varsa düşmanlık yapılacaklar da var. Siyasi partilerin dostları olmaz, müttefikleri olur. Siyasi partiler yasası ittifaklara uygun hale getirilmiştir. Bunun da somut örnekleri vardır. Cumhur ve Millet ittifakları. Siyaset dostluk-düşmanlık üzerinden yapılmaz. Siyasi rekabet ve ideolojik karşıtlık üzerinden yapılır. 'Sınıf düşmanlığı' tezi ve askeri terimler üzerinden siyaset mazide kalmıştır. Bakıyorsun hemen her siyasi partide her sınıf, etnik ve dini kimlikten üyeler var.

Şimdilerde 'kutuplaşmaya karşıyız, herkesi kucaklayacağız' gibi söylemler kullansa da CHP eskiden ezelden husumet üzerinden politika yapmaktadır. Bu söylemler aldatma için söylenmiş yalanlardır. 'Devri sabık yaratmak' 'getireceğiz, yargılayacağız, hesap soracağız' gibi söylemler bu partinin dilinden hiç eksik olmamıştır. Bu parti siyaseti dostluk-düşmanlık üzerinden okumaktadır. Seçim kaybettikçe büyük bir hınçla öç alma duygusunu körükleyici söylemlere yönelmektedir.

Siyasette geçerli terim 'ittifak'tır. Bu gün anlaşabildiğinizle ittifak yaparsınız, yarın o anlaşılan konu halledilir anlaşmazlık noktaları öne çıkar, yolları ayırırsınız. Nitekim son yerel seçimlere AK Parti ve MHP ittifaksız girmeye karar vermişti. Fakat karşı taraftaki bu dostluk-düşmanlık figürleri üzerinden yapılan siyaset tekrar bir araya gelmelerini gerektirdi. Çünkü Türkiye'yi bir siyaset mühendisliği ile yeniden dizayn etmek isteyen güçler işe muhalefeti dizayn ederek başlamışlardı. İttifak ne kelime, hiç bir zaman bir araya gelemeyecek güçler büyük bir 'ustalıkla' aşure kazanına doldurulmuştu.

Kılıçdaroğlu'nun ittifak değil de dostlar sözcüğünü seçmesi özellikledir. Çünkü ittifaklar ilkeler üzerinden yapılır. Dostluk ise öyle değildir, duygusaldır biraz. Özellikle de birilikte yaşanmış güzel şeylerle dolu bir geçmişe dayanır. Kılıçdaroğlu'nun dostları ile ortak bir geçmişi yoktur. İşte böyle dostlar alışverişte görsün kabilinden al gülüm ver gülüm ilişkileri ile bir 'dostluk' icat etmektedir.

İşin aslı ittifak dediğiniz ilkelerle olduğundan dostluk sözü kurulan kirli yakınlaşmayı bir perdeleme sözcüğü olarak seçilmiştir. Çünkü ortada ilke milke yoktur. Ortak düşmana karşı muharebe vardır. Şeytan gelse yeri vardır; muhtemelen o da oradadır zaten. Masaya yatırılan Türkiye'nin çıkarları değildir, Hz. Mevlana'nın gücüne gitmesin ama 'her ne olursan ol gel, yeter ki Tayyip'e düşman ol, o zaman bizim dostumuzsun' anlayışıdır.

Bu 'dostlar' deyimi ile siyaseten ve ideolojik olarak asla bir araya gelinemeyecek çevrelerle kendi kitlesi arasında bir sempatik alan yaratma amaçlanmaktadır. Çünkü o kadar değişik siyaseti bir araya getirmek yetenekli bir madrabaz becerisi gerektirir. Bu beceri Kılıçfdaroğlu'nda yoktur. Ona sufle verenler tarafından kulağına üflenmektedir.

CHP bu anlayışla Millet İttifakı garabetinde ayrılıkçı ve terörizm yanlısı bir parti, Türk Milliyetçiliği iddiasındaki bir parti, aslında AK Parti'nin yanında olması gerekirken bir alicengiz oyunu ile bu kazana atılmış siyasi İslam'ı savunduğunu söyleyen bir parti ve FETÖ'den PKK'ya, 'sol' görünümlü terör savunucularına varıncaya kadar bilumum zerzevatı toplamayı başarabilmiştir. Şimdi sıra yeni çeşnidedir. Dostlar asıl bunlardır. Çünkü bunlarla da ideolojik olarak bir araya gelmek mümkün değildir. Ama 'baş düşmanı' yenmek için 'dostluk' adı konularak bir menfaat birlikteliği kurulabilir.

Saadet eliyle AK Parti'den, İYİ Parti ekiyle de MHP'den Cumhur ittifakını zayıflatacak bir kitle koparılmıştır. Ama bu yetmemiştir. Dolayısıyla yeni 'dostlara' ihtiyaç vardır. Bunlar Davutoğu ve Babacan eliyle AK Parti'den koparılıp başını CHP'nin çektiği Millet ittifakı'na yamanacaktır. Böylece Cumhur İttifakı'nı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yenmek hesap edilmektedir. Bu 'dost meclisinin' adayı da Abdullah Gül olacaktır. Gül, davetli olduğu halde Ayasofya açılışına gelmeyerek kendini artık açıkça konumlandırmıştır. Kendisini, ona cumhurbaşkanlığını altın tepside sunabileceğini düşündüğü bu dostlar meclisine ait görmektedir.

Peki bu plan da tutmazsa ne olacaktır. Bunlarda oyun bitmez, yeni bir şer planı düşünebilecek madrabazlık kabiliyeti bu cephenin arkasındaki güçlerde fazlasıyla mevcuttur. Peki ya Türkiye'ye ne olacak. Adam sende, kendilerine verilen talimat doğrultusunda hele bir Tayyip'i devirsinler, ondan sonra bakarlar o işe, yapacak şeyleri söylenir onlara.

 

Firuz TÜRKER

31.07.2020

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.