DEPREM OLMADAN YIKILAN BİNALAR

28 Nisan 2019 13:38 / 704 kez okundu!

 

 

Son günlerde durduk yerde yıkılan bina haberleri çoğaldı. Bina durduk yerde yıkılır mı? Yıkılıyor işte. Yanına bir başka bina inşa edilecek, temeli sağlam olmayan da yan tarafı boşalınca oyuncak gibi yuvarlanıp o çukuru dolduruyor. Aslında yıkılan bina yapılırken zemin etüdü  (yani zeminin sağlamlık derecesinin ölçülmesi) yapılmadığı, yarım yamalak yapıldığı, usulüne uydurulduğu için zemin durumunun gerekleri yerine getirilmediğinden yıkılıyor o bina. Yeni yapılan da zamanında o binanın, yanında bir çukur açılırsa yıkılmaması için alınması gereken tedbir alınmış mı alınmamış mı bakmadan etmeden, önemsemeden, alınmamışsa şimdi alınması gereğini yerine getirmeden yapılmaya çalışıldığı için.

 

****

 

DEPREM OLMADAN YIKILAN BİNALAR

Sütlücede toprak kayması Bina canlı yayında çöktü

 

Son günlerde durduk yerde yıkılan bina haberleri çoğaldı. Bina durduk yerde yıkılır mı? Yıkılıyor işte. Yanına bir başka bina inşa edilecek, temeli sağlam olmayan da yan tarafı boşalınca oyuncak gibi yuvarlanıp o çukuru dolduruyor. Aslında yıkılan bina yapılırken zemin etüdü  (yani zeminin sağlamlık derecesinin ölçülmesi) yapılmadığı, yarım yamalak yapıldığı, usulüne uydurulduğu için zemin durumunun gerekleri yerine getirilmediğinden yıkılıyor o bina. Yeni yapılan da zamanında o binanın, yanında bir çukur açılırsa yıkılmaması için alınması gereken tedbir alınmış mı alınmamış mı bakmadan etmeden, önemsemeden, alınmamışsa şimdi alınması gereğini yerine getirmeden yapılmaya çalışıldığı için.

 

Ülkemizde kapitalizmin gelişmesiyle köyden kente göç başlayınca kentlere akan kitleleri barındıracak yapı ihtiyacı arttı. Önceleri  'şirin mi şirin gecekondu evleri' olarak başlayan bu konut açığını kapatma çabaları zamanla gecekondu apartmanları dikmeye dönüştü. Bu öyle büyük bir rant kapısıydı ki köyünden evini barkını, tarlasını sabanını satarak büyük kente göç eden Anadolu köylüsünün birikimini elinden kaparak kapitalist ekonomiye kazandırma yarışı hız kazandı. Bu yolda yeterince yetişmiş elemanımız olmadığından 'alaylı' yani çekirdekten yetişme denilen, inşaatçılara gün doğdu. Ben çekirdekten yetişmişliği küçümsemem. Az buz iş değildir, senelerini vermiştir. Lakin yüksek yapılar yüksek eğitim ister.

 

Gerçi bizdeki eğitim de o yıllarda ihtiyaca cevap verecek nitelikte değildi. Bina yapacak insan yerine, teoriye boğulan insan yetiştiriliyordu. O da işin başına gidip de pratiği gözleyene anlayana kadar bir kaç senesi geçiyordu. Sizin anlayacağınız 'robot mühendis' yetiştiriliyordu. Gerçi o bile aransa bulunacak kadar değildi; kimyaydı mübarek.

 

O zaman da bilime ve hesaba kitaba uygun yerine, keseye uygun binalar yapıldı. Durumu kurtarmak için 'bir şey olmaz' icat edildi. Siyasetçiler de bu duruma dur demek yerine, sisteme uydular. Aldılar avantalarını yumdular gözlerini. Gerçi göz yummayan siyasetçi de tutunamazdı. Ve şimdiki durum ortaya çıktı.

 

Hali pür melalimiz kısaca budur. Şimdi ne yapalım? Öncelikle ketsel dönüşümün gerekliliğini kavrayalım. Ona rant kapısı gözüyle bakmayalım. Ama onu da geçmişteki gibi yalap şalap yapmayalım. Bilime ve teknolojiye (ki teknoloji çok gelişti) uyalım artık. Yeni bina yapılırken çevredekilerin emniyetini de gözetelim. İstinat duvarları öyle kâğıt gibi yıkılmasın. Eski yapıların altındaki zemin un gibi boşalmasın. Çelik iksaysa iksa, beton kazıksa o; gereğini yerine getirelim. Belediyeler teknik eleman kapasitesini arttırsın. Nushdan ders alalım. Maazallah bir de deprem olsa kim bilir ne kötekler yiyeceğiz. 

 

Firuz TÜRKER

28.04.2019

 

Son Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2019 11:23

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.