BİRAZ DA CİDDİ

28 Ocak 2019 17:59 / 857 kez okundu!

 

 

Yılmaz Özdil'in yaptığı iş çok makaraya sarıldı. Gerçekten de hak ettiği budur. Yani iyi bir mizah konusu sundu. Fakat iş, mizahtan da öte bir toplum gerçekliğidir.

Atatürk üzerinden prim yapmak günümüzde bazılarının olmazsa olmazı. Eğer Atatürk olmasaydı onlar olamazdı. Çünkü kendilerine özgü bir şeyleri yok. Ne siyaset, ne edebiyat, ne de bir toplum görüşü. Cumhuriyetin kurulduğu anda bu kesimde saatler durmuş. Yılmaz Özdil de bu işin kaymağını yiyenlerden biridir.

 

****

 

BİRAZ DA CİDDİ

 

Yılmaz Özdil'in yaptığı iş çok makaraya sarıldı. Gerçekten de hak ettiği budur. Yani iyi bir mizah konusu sundu. Fakat iş, mizahtan da öte bir toplum gerçekliğidir.

Atatürk üzerinden prim yapmak günümüzde bazılarının olmazsa olmazı. Eğer Atatürk olmasaydı onlar olamazdı. Çünkü kendilerine özgü bir şeyleri yok. Ne siyaset, ne edebiyat, ne de bir toplum görüşü. Cumhuriyetin kurulduğu anda bu kesimde saatler durmuş. Yılmaz Özdil de bu işin kaymağını yiyenlerden biridir.

Özdil Atatürk üzerine bir çok kitap yazdı. Bunları makul fiyatlarla satışa sürdü. Alıcısı olduktan ve yasal vergisini ödedikten sonra ne karışırız. Adamın geçim kaynağı bu. Yazmak. Yazdıkları doğruymuş değilmiş, bir araştırmaya, belli kaynaklara dayanırmış dayanmazmış ne gam. Atatürk gelip onu dava edecek değil. Bu kısmını o kitaplara sırf Atatürk sevgisi yüzünden para ödeyenler düşünsün. Hoş; onlar da işin bu tarafıyla ilgili değiller. Bunun için 'dolandırıldıkları' gibi bir düşünceyi akıllarına bile getirmek istemezler. Alan razı veren razı...

Fakat bu son kitap üzerinde durulması gerekir. Fiyatı astronomik. 'Atatürk için değmez mi' diyebilirsiniz. Haklı da olabilirsiniz. Ama Yılmaz Özdil için değer mi o ayrı bir konudur. Yani her 'Atatürk' etiketine talip olacaksanız bol paranız var demektir. İnsan hiç merak etmez mi bunun içinde ne var? Kuru fasulye severmiş, kavrulmuş leblebiyi ağzıyla havada tutmaya çalışırmış gibisinden zırvalar. Zırva diyorum çünkü Özdil bunları sanki Atatürk'le röportaj yapmış gibi yazıyor. Bunları nereden almış, kimden duymuş belli değil. Sıradan sayılabilecek söylemleri 'bilgi' gibi sunuyor.

Bu kitap altın yaldızlı olsa bile içindekiler nedeniyle o para etmez. Asgari ücret brüt 2558, neti 2020 lira, kitap 2500. Şimdi ironi yapıp asgari ücret çok düşük demeliymiş Özdil. Bu kitabın gelirinin nereye gittiği önemlidir. Özdil'in cebine giriyorsa kar oranı çok yüksek. Acaba vergiden indirilecek giderleri arasında nelerin faturaları var? Yok eğer Özdil aracı, bu kitap başka amaçlar için gelir getirmek üzere düzenlendi ise onun da açıklığa kavuşması gerekir. Bir partiye gelir getirmek midir amacı? Yoksa bazı tazminat giderlerini karşılamak üzere kimi milletvekillerinin oluşturduğu fona mı aktarılacak? Böyle şeyler varsa o parayı veren insanların olduğu kadar kamuoyunun da bilmek hakkı.

İstismar büyük. 1881 adet basılmış. 23 Ocak saat 9'u beş gece satışa sunuluyor. Hani 10 Kasım olsa bir derece diyeceğim. Ne yaptığını savunuyor Özdil; 'Atatürk adına kalıcı bir eser' yarattığı kanısında. İşin esası, elitler içim 2500 liraya alınacak 'ayrıcalıklı' bir hava atma malzemesi. 'Bak... o kitaptan bende var' diyebilme imkanı veriyor. Nasıl... Sende yok mu? Çok yazık. İçinden de; o kadar paran yok; ya da paraya kıyamadın değil mi; ya da lafa gelince Atatürk ha... Gibisinden kişilik tatminleri. Kendisinin kazıklanmış olabileceği ihtimalini hiç aklına getirmez.

 

Firuz TÜRKER

24.01.2019 

 

****

 

HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR

 

İki kötü olay iki hayırlı sebebe vesile oldu. 

Birincisi; Venezuela'da seçilmiş lideri azletme, yerine başka birini atama yetkisini kendinde gören ABD nin tezgahladığı yeni nesil darbe. Amerika'nın ve AB nin ve de bilcümlesi demokrasi havarisi kesilmişlerin, bize demokrasi aklı verenlerin maskesi düştü gerçek yüzü ortaya çıktı. Dünya hegemonyasının Amerika'da olmasına boyun eğenler ve onun müsaade ettikleriyle yetinenler Venezuela'nın karşısında, Venezuela'nın satılmış evlatlarının yanında saf tuttular. 

Böylesi bir dünya düzenine direnenler, Venezuela'nın yanında yer aldılar.

İkincisi siyasi bir Çiftlikbank olayı. Yılmaz Özdil 'kitap' adını verdiği bir alavere tezgahladı ve 5 milyona yakın bir parayı cebine indirdi. Bu da Yılmaz Özdil'in gerçek yüzünü ortaya serdi. Ben, o iğrenç, o acımasız, o gözünü para bürümüş yüzü görmek istemeyenler için bile üzülüyorum. Çiftlikbank mağdurları için nasıl üzülüyorsam işte öyle üzülüyorum. Vermeseydi kerizler diyesim gelmiyor. Çünkü, hırsızı bırakıp ev sahibini dövmek olmaz. Özdil 1881 samimi Atatürk sevgisi taşıyan insanın o duygularını sömürmüştür. Sahte Atatürk severler zaten almadı o kitabı merak etmeyin. Yılmaz kimi söğüşleyeceğini bilir.

Haaa.... Bu olaylardan çıkarması gereken dersi anlayamayanlar için ne demeli? Ben demeyeyim; doktor onlar için ne yerse yesinler dedi...

 

Firuz TÜRKER

25.01.2019

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.