BİR ZAMANLAR KRAVAT TAKMAK 'MECBURİ' İDİ

11 Mayıs 2018 21:16 / 231 kez okundu!

 

 

Kravat, Hırvatların insanlığa kattığı bir giyim aksesuarı. Hırvat askerleri boyunlarına bu günkü kravatın atası sayılan bir çeşit fular takarlardı. Kravat adı da onlardan gelir. Hırvatistan'ın batılıların dilindeki adı Croacia (Kroaşya diye okunur), Croacia'lılar ise Croatian olarak adlandırılır. Croacialı bizim dilimize Hırvat, Croacia ise Hırvatistan olarak yerleşmiştir.

 

*****

 

BİR ZAMANLAR KRAVAT TAKMAK 'MECBURİ' İDİ

 

Kravat, Hırvatların insanlığa kattığı bir giyim aksesuarı. Hırvat askerleri boyunlarına bu günkü kravatın atası sayılan bir çeşit fular takarlardı. Kravat adı da onlardan gelir. Hırvatistan'ın batılıların dilindeki adı Croacia (Kroaşya diye okunur), Croacia'lılar ise Croatian olarak adlandırılır. Croacialı bizim dilimize Hırvat, Croacia ise Hırvatistan olarak yerleşmiştir.

Hırvatların fuları ise kravat olarak kullanılır. Ben çocuktum çevremdekiler kravat kelimesini kullanmazdı. Boyunbağı derlerdi. Zaman ilerledikçe boyunbağı sözcüğü kravata yenildi, yerini ona bıraktı. Ortaokul ve lisede kravat, en büyük baş belamızdı. Çıkışta daha okul kapısına varmadan fora ederdik boyunbağlarını. Herhangi bir öğretmene; hele de müdüre ya da yardımcılarına kravatsız yakalandın mı yandığının resmiydi; doğru disiplin kuruluna sevk edilirdin. Sonra sonra zayıfladı bu mecburiyet.

Dahası, kravat takmak mecliste de mecburdu (belki de kalkmadı o yasak hala). Meclise nasıl başörtülü giremezsen, kravatsız da giremezdin. Hatta bir AP milletvekili olan (sonradan AP den ihraç edildi) Osman Yüksel Serdengeçti, bu mecburiyeti protesto etmek için kravatı beline bağlayıp gelmişti meclise. Sorulunca da 'kravat takmak mecburiyeti var ama nereye takılacağı belirlenmiş değil' diye yanıtlamıştı. Tabi çok da tepki çekmişti. O yıllarda daha çok 'sağcı' siyasiler sevmezdi kravatı. Batı kültürünün bize kakaladığı bir aksesuar olarak görürlerdi ve takılmasını, hele ki mecburiyeti hiç istemezlerdi.

Halbuki aşağı yukarı o tarihlerde batı ülkelerinde gelişmekte olan 'yeşil' hareketin parlamenterleri de atmaya başlamıştı kravatı boyunlarından. Bu durum 'resmiyete' karşı bir başkaldırı idi. İnsanlar 'serbestliğe' meylediyorlardı.

Şimdilerde ise bizde de özellikle geleneksele karşı olma iddiası taşıyan siyasilerde bir kravatsızlık modası yayıldı. Avrupalı yeşiller, Yunanistan'a 'umut' olarak doğan ama amaçladıklarının hiç birine öyle sadece söylemle ve kolayca ulaşamayacağı gerçeğiyle acı bir şekilde yüzleşen Çipras bu modanın yayılmasında etkili oldu.

Bu modaya uyan Muharrem İnce Cumhurbaşkanı ile görüşmeye kravatsız ve spor bir giyimle gitti. Cumhurbaşkanı ise grand tuvalet karşıladı İnce'yi. İnce'nin bu tavrı nezaketsizliğe yoruldu. Bence de Muharrem bey giyimine özen göstermiş olsaydı daha 'ince' bir davranış göstermiş olurdu. Bunu yapmadı. Halbuki kravat takmaya alışkın olmayan biri değildir. Muharrem bey aynı zamanda 'sıkı' bir Kemalist. Ben Atatürk'ün neredeyse mayolu resimleri dışında kravatsız bir haline rastladığımı pek hatırlamıyorum. Bazı çok özel durumlarda bir kaç fotoğrafı olabilir.

Muharrem İnce çıkışta bir şut daha çekti; basına açıklama yaparken cumhurbaşkanı yerine 'sayın genel başkan' dedi. Yani 'madem ki sen beni parti genel merkezinde ağırladın, ben de senin cumhurbaşkanı unvanını kullanmam' mesajı verdi. Bu tür davranışlar diplomat inceliğindeki davranışlar. Böyle hesaplar yapılmasa ilişkileri daha yumuşatıcı olur ama siyasi ortam o kadar gerildi ki 'siyasi nezaket' bir kenara, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a edilmedik küfür, edilmedik hakaret kalmadı. Açtığı tazminat davalarının haddi hesabı yok.

Bu gerilim politikası muhalefete pek hayırlı gelmedi. Yeni oy kazanamadı. Ama kendi tabanını konsolide etti ve kinle yükledi. Sayın İnce bu durumdan çıkılmasını samimiyetle istiyor ise daha fazla çaba harcamalı, daha az hata yapmalı ve de daha titiz davranmalı. Ha, Cumhurbaşkanı bu iyi niyete karşılık vermezse. Böyle peşinci düşünülmez. O zaman kimin gerginlik istediği de ortaya çıkmış olur. Şimdiye kadar olan, Cumhurbaşkanının ait olduğu siyasete 'Sözcü' kafası ile 'zenci' muamelesi yapılmış olmasıdır.

 

Firuz TÜRKER

10.05.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.