AYMAZLIK

14 Ekim 2019 19:55 / 460 kez okundu!

 

 

Bugün çeşitli medya organları bir haber geçti. Bir Amerikalı gazeteci Başkan Trump'a 'Türkiye'ye neden izin verdiniz' diye soruyor. Trump da 'izin istemedi, biz giriyoruz askerlerinizi çekin diye bilgi verdi' diye cevaplıyor.

 

****

 

AYMAZLIK

 

Bugün çeşitli medya organları bir haber geçti. Bir Amerikalı gazeteci Başkan Trump'a 'Türkiye'ye neden izin verdiniz' diye soruyor. Trump da 'izin istemedi, biz giriyoruz askerlerinizi çekin diye bilgi verdi' diye cevaplıyor.

Herkesin bildiği gibi Trump'ın, o telefon konuşmasının ertesinde 'Suriye'nin kuzeyinden askerlerimizi çekiyoruz, Türkiye harekata başlıyor' açıklaması üzerine bir tartışma başladı. Konu, Erdoğan Trump'a ne dedi de ikna etti idi. Ben de bir paragraflık kısa bir not yazıp 'Afrin harekatı öncesi ne dediyse ona benzer şeyler söyledi' gibi görüşümü belirtmiştim. Neden öyle yazmıştım; çok mu hamasete kendimi kaptırmıştım? Hiç de değil. Erdoğan'ı yeterince tanıyordum. Trump'ı da öyle. Erdoğan 'izin' isteyecek biri değildi. Trump da zoru görmeden boyun eğecek biri değildi. Üstelik daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Trump'ın ricası üzerine harekatı bir aya yakın ertelediğini' açıklamıştı. Görünen köyü görmek için kahin olmaya ya da hamasete kapılmaya gerek yoktu.

Trump'ın açıklama yaptığı günün akşamında harekatın başlamasını bekliyordum, yanıldım. Meğer dış ülkelere kuvvet gönderme teskeresinin günü dolmuş. Bu da dikkatimden kaçmıştı. Ama bu bir detaydı, sonuçta harekatın hemen başlayacağı konusunda haklı olduğumu gördüm çünkü teskerenin süresi uzatılır uzatılmaz, akşamın erken saatlerinde harekatın başladığı haberleri gelmeye başladı.

Bunun akabinde CHP sözcüsü Faik Öztrak'ın açıklaması geldi; 'Anlaşılan Amerika'nın izniyle' diye başlıyordu. CHP durum analizi yapmak yerine Erdoğan'a artı sağlamasın öznel düşüncesiyle gerçeklere arkasını dönmüştü. Gerçi CHP bunu uzun zamandır yapıyor ve çoğunda ters köşe oluyor. Ama ne gam. CHP'nin açıklamalarına inanmak isteyen bir kitlesi var. Onlar kendi sözcülerinin açıklamalarını dinliyor, ondan sonrasına kulaklarını tıkıyor.

Trump'ın 'askerimizi çekiyoruz' açıklamasının akşamı bütün açık oturumlarda 'Amerika izin verdi ama tehdit de etti; Erdoğan 13 Kasım'da Trump'la yüz yüze görüşmeden harekat başlayamaz' tarzı düşünceler ağırlıktaydı. Nedense bu tartışmalarda AK Parti eğilimli konuşmacılar da pasif kaldılar. Bu tezler karşısında afallamışlar, daha doğrusu onlar da etkilenmişlerdi. Demek ki liderlerini onlar da yeterince tanıyamamış.

Fakat o 'harekat yapılamaz, kolay değil; yapılırsa başımıza büyük belalar açılır' tarzı düşüncenin etkisinde yorum yapanlar da ertesi gün ters köşe oldular. Ama hiç bu tarz düşünüp konuşmamışlar gibi yine açık oturumlarda boy göstermeye devam ediyor ve alttan alta hala güvensizlik, çekingenlik, tedirginlik hatta korku yaymaya devam ediyorlar. Halbuki harekatın daha beşinci gününde iki ilçe merkezi kontrol altına alındı bile. Türkiye'yi işgalci ve Kürt katliamcısı gibi tanıtmaya çalışan düşünceleri dillendiren kişi ve devletler de kendileri söyleyip kendileri dinliyor. Çünkü gerçekte olan, onların dediği gibi değil.

Görünen o ki; eski Türkiye'nin 'eziklik' etkisini çoğu kişi hala üstünden atabilmiş değil. Yeni Türkiye'yi anlayabilmiş değil. Bu Türkiye'yi nasıl bir iradenin inşa etmekte olduğunu da anlayabilmiş değil. Bu, Erdoğan'ın şahsında simgeleşen Türkiye insanının o ezilmişlik ve bağımlılık duygusu zincirini kırma iradesi ve azmidir. Halkın harekat karşısındaki tutumuna bakın daha iyi anlarsınız. Yeri gelmişken bir şeyi daha belirteyim. Bu kararları Erdoğan'ı 'tek adamlıkla' suçlayıp da tek başına aldığını sananlar da yanılıyor. Bu kolektif devlet aklıdır. Benim bildiğim Erdoğan, başta TSK olmak üzere ilgili bütün kurumlarla görüş alışverişinde bulunmadan bu kararları vermez. Onun ağırlığı mutlaka vardır ama kolektif kararlardır bunlar. Türkiye'nin geleceğine yönelik kararlardır, o kadar basit alınmaz. Olur mu öyle şey?

Çoğu aydın geçinenin kolay anlayamadığı bir gelişmedir bu. En başta ideolojik formattan, bu iktidara her şeyde muhalif olmayı vazife edinmiş olmaktan, Siyasi İslam dedikleri şeyin böyle başarılara imza atıyor olmasını kafalarındaki şablona sığdıramıyor olmaktan gibi sebeplerden dolayı aymazlıkları sürüyor. Ben başlığı 'Aymazlık' olarak attım ama bu durum daha çok beyinlerin eskimiş bir formata takılı kalmış olmasından kaynaklanıyor. Demek ki bireylerin beyni, yeni durumlara alışmakta ve onları kavramakta epey geriden geliyor.Fakat halkların değil.

 

Firuz TÜRKER

13.10.2019

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.