Dünyayı yok edebilir miyim?

02 Mart 2015 15:29 / 1240 kez okundu!

 

 

Eğer kimsenin bilmediği süper güçleriniz yoksa yada evde atom bombası yapmayı bilmiyorsanız muhtemelen hayır. Fakat çok uzun yıllar boyu, bilinçsiz tasarım, üretim, tüketim ve sizin gibi davranan milyarca insanın da yardımıyla, neden olmasın?

Ancak bu evrenin sorumlu bir bireyi olarak; dünyayı, doğayı ve içerisindeki canlıları yok etmek yerine yaşatmayı ve gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmayı amaçlıyorsanız, sürdürülebilirlik sizin için yabancı olmayan bir kavram olmalı.

Sürdürülebilir tasarım, sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir gelişim, sürdürülebilir enerji, sürdürülebilir mimari, sürdürülebilir komşuluk…

Sonuncusu çok doğru olmayabilir ama sürdürülebilirlik, günümüzün moda kavramı olarak sanki hangi kavramın önüne konulsa oluyor gibi. Tabi kendisinden sonra gelen kavramı daha sıkıcı bir hale getirmesi, onun suçu değil; keşke daha az akademik, daha tane tane; adeta anneye anlatır gibi açıklansaydı.

Bir çok yerde karşımıza çıkan, çoğu zaman eko tasarımla karıştırılan bu kavramı, tam olarak anlayabilmek, daha güzel yarınlar için bu kavramı özümsemek (hiç olmadı gerekli gereksiz cümle içerisinde kullanabilmek için) konuya daha yakından bakalım.

Sürdürülebilirlik kavramının doğuşu; toplu kullanım için standart objeler üretmeye dayanan endüstriyel tasarım kavramıyla ilişkilendirilir. Endüstriyel tasarım kavramının bilinen ilk örneklerinden birine ise binlerce yıl önce yaşanan bir savaşta rastlanır. Yayılmacı bir politika izleyen 1. Çin imparatorunun okçuları, savaşlar sırasında kullanmak için kendi yaylarını kendileri imal ediyorlardı. Fakat okçular öldüklerinde ise yerlerine geçecek diğerlerinin okları, rahmetlinin yayına uymuyordu. Bunun üzerine imparator, danışmanlarının da tavsiyesiyle, standart ok ve yay imal edilmesine karar vermişti.

Bu binlerce yıllık standardizasyon örneğine ve tasarımın doğal bir insan içgüdüsü olmasına rağmen, modern anlamda endüstriyel tasarımın bir meslek kolu haline gelmesi ve kendisine bu ünvanı veren tasarımcıların ortaya çıkışı ise iki asır bile değildir. Ancak insanoğlu bu durumda dahi konuyu geç idrak edip, sürdürülebilirlik kavramına son 30-40 yıldır eğilmiştir. Yani insanlık Antik Çin’den bu yana, çok yavaşta olsa, iki asırlık sanayileşmenin meydana getirdiği zararlı etkilerine bir tepki olarak, doğru noktaya ilerlemektedir.

Peki bu uyanışın sebebi neydi? Doğada, insan dışındaki tüm varlıklar, doğaya uyumlu yaşamaya öğrenirken, insanoğlu doğayı kendi lehine dönüştürmektedir. Bu zoraki dönüşüm çabası; aşırı nüfus artışı, kentleşme, endüstrileşme ve tüketim çılgınlığı ile birleşince, geri dönülemez etkilerinin somut bir şekilde görülmeye başlandı. Sonunda insanlık artık geri dönülemez bir noktaya doğru gitmekte olduğunu gördü. Özetle bütün bu olanlardan sonra insanlık ‘başka dünya yok’ ilkesi üzerinde fikir birliğine varabildi (burada tüketiciye sesleniliyor; adeta tüket, tüket nereye kadar ey nazlı güzel deniliyor).

Bu soruna çözüm olarak, olayın kaynağına inmek gerekiyor; endüstriyel tasarım. Çünkü eğer daha tasarım aşamasında bir bilinç aşılanabilirse, sorunun büyük bölümü hallolmuş olacaktı ancak oraya varmak için bir hayli yolumuz var, zira konu sermaye sahiplerini de ilgilendiriyor.  

Biz yine konuya dönelim; sürdürülebilirlik nedir ne değildir? Çevre dostu yaklaşımlar -bazen doğru bazen yanlış olarak- ‘sürdürülebilir’ olarak adlandırılıyor. Ancak sürdürülebilirlik, eko-tasarımdan daha başka olarak, geri dönüşümlü malzemeden üretmek demek değildir. Örneğin, eğer ülkenizde geri dönüşümlü malzemeden üretilen ürünü tekrar işleyebilecek bir tesis yoksa, siz istediğiniz kadar geri dönüştürebilir malzeme kullanın, ürünün sürdürebilir olarak ne kadar çevre dostu olduğu tartışılacaktır.

Buraya kadar iyi dayandınız ama şimdi sıkı durun çünkü bir paragraf kadar tanım okuyacaksınız. Piyasaya tüketilmek üzere sürülen ürünlerin yapısında bulunan hammaddeler, kullanım ömrü, kullanıcıda yarattığı tüketim arzusu ya da neden olduğu diğer davranışlar, enerji kullanımı ve ömrünü tamamlayıp atık haline gelmesi gibi tüm aşamaları sürdürülebilirlik kavramının altında değerlendirilir. Dolayısıyla sürdürülebilirlik, gelecek kuşaklara daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için çevre, dünya, hammade, geri dönüşüm, eko-sistem gibi birçok kavramı çatısı altında toplayan bir kavramdır.

Peki ama ben bu konuya nasıl bir katkı yapabilirim derseniz, daha çok bisiklet ve toplu taşıma, daha az su, elektrik vb. kullanın. Geri dönüşümlü ambalajı olan ürünleri satın almaya çalışıp, doğayı kirlettiğini düşündüğünüz ürün ve markalara prim vermeyin. Alışverişe giderken file yada bez torba götürün, gereksiz ise satın alınmayın(evet malesef buna ayakkabı da dahil). Özetle evreni ve kaynaklarını sonsuz olarak düşünmeyin, gelecek nesillere de birşeyler bırakın.

Tabi ki son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde, son balık avlandığında suçlananlardan olmak istemezseniz…

 

Fatih BALTAŞ

02.03.2015

 

Son Güncelleme Tarihi: 02 Mart 2015 15:34

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.