YSK ve MAZBATALAR

16 Nisan 2019 14:13 / 221 kez okundu!

 

 

İyi kötü bir yerel seçimi geride bıraktık. Tabi ufak tefek sıkıntıları da beraberinde getirdi. Zaten hayat sıkıntısız olmaz, hayatta da yüzde yüz başarı yoktur.

Şu mübarek şehrin 17 ilçesinden sadece ikisini AK Parti, birini Saadet ve 15 tanesini HDP kazandı. Hak etmiş miydi etmemiş miydi, orası tartışılır. Ama ben bu başarının Ak Parti'nin Diyarbakır’da meydanı boş bırakmasına bağlıyorum, belki de bir devlet politikasıdır.

 

****

 

YSK ve MAZBATALAR

 

İyi kötü bir yerel seçimi geride bıraktık. Tabi ufak tefek sıkıntıları da beraberinde getirdi. Zaten hayat sıkıntısız olmaz, hayatta da yüzde yüz başarı yoktur.

Şu mübarek şehrin 17 ilçesinden sadece ikisini AK Parti, birini Saadet ve 15 tanesini HDP kazandı. Hak etmiş miydi etmemiş miydi, orası tartışılır. Ama ben bu başarının Ak Parti'nin Diyarbakır’da meydanı boş bırakmasına bağlıyorum, belki de bir devlet politikasıdır.

Üç yıl önce AK Parti'nin yetkili kurullarında “artık yerel yönetimlerin seçim süreci başlamıştır” dedim, maalesef onlar seçim çalışmasını son üç aya sığdırdılar, ki bu son üç ayda dahi hakkını verdikleri söylenemez, tabi olacağı budur.

Malum ülkenin muhtelif illerinde olduğu gibi Bağlar ilçesinde de KHK ile görevden uzaklaştırılan biri HDP’den seçilince, YSK mazbatayı ona vermeyi uygun görmedi ve ikinci durumunda olan partinin adayına verdi, isim üzerinde konuşmaya gerek yok, üstelik bu uygulama sadece Bağlar’a özgü bir karar değildir. Doğru mu yanlış mı onu tartışırsınız, ama bu kararı kavga ve kargaşa haline getirmenin bir anlamı yok. Kaldı ki eğer her gelen başkanın amacı hizmetse, ha o çalışmış ha diğeri çalışmış, madem kardeşiz ne fark eder?

Gelelim sürecin paydaşlarına,

1- YSK madem bu durumu biliyordu, o zaman neden başta müracaatını kabul etti. Başta bu aday uyarılmalıydı. Dolayısıyla bugün haksızlık niteliğini taşıyan bir durum oluşmazdı. Ben dahi bu karara karşı bağırıp çağırmadığım için bir çok takipçim/okurlarım tarafından eleştiriliyorum, hem de haksız yere. Çünkü devletin en üst merciinin verdiği bir kararı doğru ya da yanlış dersiniz, fakat hakaret edercesine eleştiremezsiniz. Ama evrak kabulde hangi vazifelinin bir ihmali varsa muhakkak soruşturulmalıdır diye düşünüyorum.

2- Adayın kendisi bunu bildiği halde müracaat etmişse onda da ayrı bir suç var, bu günleri görüp de bu haliyle müracaat etmek hayra alamet değildir. Akıl var, fikir var, devlet seni memurluktan atmış getirip bu kadar önemli bir kurum olan yarı özerk belediyenin başına geçirecek, bu hiç inandırıcı olur mu?

3- HDP parti olarak burada kusurludur, malum partilerin avukatları var, bu durumu hukuk birimine sorabilirlerdi. Maalesef bunu ya yapmamış ya da üstün körü bir cevap almış ki, bu günleri düşünmeden karara varmışlar. Şimdi soruyorum Garip Kandemir de bağlar adaylığı için müracaat etmişti niye ona vermediniz? En azında bu gün bu sıkıntı olmazdı, üstelik orijinal bir Kürt olarak halkına ciddi ciddi hizmetler de yapabileceğine inanıyordum. Ey HDP, siz belediye başkanı mı seçiyorsunuz ya da partiye emir eri mi?

Şimdi sıra geldi AK Parti adayı Hüseyin Beyoğlu’na kendisi bunu kabul etmeyip üçüncü, dördüncüye mi bıraksın diyorsunuz. Bana hiç makul gelmiyor böyle bir geri adım atmak.

Tam tersine madem ona bu görev tevdi edilmiş, o zaman hatırladığım kadarıyla gayet iddialı bir seçim beyannamesi vardı, buyursun onun için bir eylem planı ortaya koysun ve halkına hizmet etsin. Eğer amaç hizmetse HDP’nin de ona yardımcı olmasını bekliyorum, yok eğer Bağlar halkına hizmet dışında hala iki kelime Kürtçe ile, kültür evleriyle, militan yetiştirmekse o ayrı.

Zaman zaman söylüyorum ey HDP bu yanlışlıktan vazgeç, bak her geçen gün oyların düşüyor, dengen bozuluyor.

Sen hep Reisle kavga ediyorsun ama onun oyları % 52'den düşmüyor niye boşa kürek  çekiyorsun? Leyla Zana’nın dediği gibi “bu Kürt sorununu çözse çöze ancak o çözer ve çözecek de, Allah’ın izniyle. Engellediniz ama yine toparlandı, Şırank’a, Bitlis’e, Muş’a, Ağrı’ya teşekkür ederim, bu mesajı Külliye'ye gönderdikleri için.

Aslında siz de bunu fark ettiniz, “halkların kardeşliği” sloganı da buradan çıktı galiba. Çünkü yapışacak bir dalınızın kalmadığını siz de anladınız.

Şimdi soruyorum seçim sonrası yaptığınız ilk değerlendirme toplantısında “herne peş, herne peş” marşını niye okuyorsunuz? siz memleket mi fethettiniz? Hem bu marşın neresi Kürt marşı? Solcu bir kısım Kürtlerin uydurduğu bu marş Kürt marşı mı oldu?

Yapmayın etmeyin, bu ucuz politikadan vazgeçin, Kürt halkına hizmet edin. İşinizi düzgün yapın, Kürt halkına da rahatsızlık vermeyin, “zaman Kürdü hapse gönderme zamanı değil, hapisteki Kürdü hayata kazandırma zamanıdır.” Benden söylemesi.

Geride bıraktığımız seçimler hayırlı olsun, biri hariç İstanbul seçimlerine hile karıştı, inşallah sadece Büyükşehir düzeyinde yeniden seçim yapılır da gelecek beş yıl bunun tartışmasıyla geçirmeyiz.

Selam ve selametle kalın.  

 

Eyüphan KAYA

15.04.2019, Diyarbekir

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.