Oy da bizim, Ötesi de bizim

21 Haziran 2019 21:58 / 322 kez okundu!

 

 

Bundan birkaç yıl önceydi TkMM aracılığıyla “Oy ve Ötesi” adında bir oluşumla tanıştım. Çok ilgimi çekmişti, zaman zaman bildirimlerini alıyordum, derken bu sene İstanbul seçimlerinin iptali münasebetiyle İstanbul/Taksim The Marmara otelde bir konferans vereceği davetini aldım ve ta Diyarbakır’dan gelip bu konferansa katıldım.

 

****

 

Oy da bizim, Ötesi de bizim

 

Bundan birkaç yıl önceydi TkMM aracılığıyla “Oy ve Ötesi” adında bir oluşumla tanıştım. Çok ilgimi çekmişti, zaman zaman bildirimlerini alıyordum, derken bu sene İstanbul seçimlerinin iptali münasebetiyle İstanbul/Taksim The Marmara otelde bir konferans vereceği davetini aldım ve ta Diyarbakır’dan gelip bu konferansa katıldım.

Aslında başka başka çalışımlarım da vardı, ama o konferans için bir gün önceden gelmiştim. Konferansa konuşmacı olarak Prof. Dr. Bertil Emrah Öder, Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, Doç. Dr. Didem Yılmaz davet edilmişti.

Katılımcı kitlesi daha çok CHP seçmen kitlesine benziyordu. Öyle olunca da konuşmacı tespitinde de ona dikkat edilmişti sanki.

Konuşmacılar katılımcı profiline uygun bir yaklaşımla 31 Mart İstanbul seçiminin iptalinin yasal dayanağı olmadığı fikri etrafında konuşmalar yaptılar. Söz alanlar da onları destekler mahiyetinde katkı veriyordu. Kendimi taraflı bir televizyon ekranında tartışma izler gibi hissettim.

Birkaç defa elimi kaldırmama rağmen bana söz sırası gelmedi. En son yüksek sesle itiraz ettim. Etrafımda toplanan birkaç gence dedim ki; “oy da bizim, ötesi de bizim” ama oya takıldık ötesine gidemedik.

Olan ile ölen geri gelmezmiş, bu kadar önemli bir zamanımızı buna vermek ne kadar doğruydu anlamakta zorlanıyor.

Oy ve ötesine da söyleyeceklerim var;

1- Daha iyi çalışıp her partiden üye ve katılımcıları olsun,

2- Seçimde sandık sayısı kadar keçim kanunu hakkında seminer almış bilgili müşahitler yetiştirsin,

3- “Oy ve Ötesi” adına her sandığa bir müşahit verme ruhsatını YSK’dan alsın.

Böyle kayda değer çalışmalar yapsalar varlığı hissedilir, yoksa kendini avutmaktan ibaret bir iş yapmış olurlar diye düşünüyorum. Böyle bir çalışma yapılmadığı takdirde “sandığın avukatı benim” “seçim varsa biz de varız”, “oyum oyun değil” sloganları havada kalır.

Peki  ya ötesi, asıl sorun ötesinde.

Mesela genel seçimlerde liste yöntemiyle vekil seçimi hala devam ediyor. Parti genel başkanları tarafından listenin ilk sırasında yer alıp, seçilen vekiller halkın vekilleri değil parti liderlerin adamlarıdır.

Ne acıdır ki; seçilebilecek sıralarda yer almak için para pul alış verişinden de bahsediliyor. Seçilen vekil öncelikle verdiğinin iki katını toplamak için ihale ve rant peşine düşüyor, bir bakıyoruz ki dönem bitti vekilin ne yasamadan ne de denetimden haberi var. Böyle bir durumda oyunuzu ne kadar sağlam kullansanız da ötesinde keramet  yok.

Çaresi ise “dar bölge seçim yöntemidir” bu yöntemde bir şehrin kaç vekili varsa o kadar seçim bölgeleri olur ve her vekil birebir, yüz yüze vatandaş kendini anlatıp oy talep eder, yani muhtar seçer gibi vekil seçilir. Bu durumda seçilen vekil vatandaşın istediği doğrultusunda Mecliste faaliyet gösterir.

Aslında başkanlık sisteminin olmazsa olmazı da dar bölge seçim yöntemidir. Allah var bir defasında Erdoğan bu sistemi tartışmaya açmak lazım dedi ama pek kimseden haber çıkmadı. Böyle güçlü bir Meclisiniz olmazsa Başkanı kolaya kolay frenleyemezsiniz.

İkincisi Başkanlık seçimlerinde adaylardan biri Başkan olarak seçiliyor. Diğer aday Meclise partisi adına vekil gönderdiği halde kendisi dışarıda kalıyor, burada da bir sıkıntı var.

Muhalefet başsız beden gibi bir duruma düşüyor ve varlığı pek hissedilmiyor. Mesela Muharrem ince partisinden daha fazla oy aldı, ama vekil olamadı. Örneğin İYİ Parti dışarıdan idare ediliyor, çünkü Genel Başkanı Meral Akşener vekil olamadı.

Başka bir sorun da yerel yönetimlerde yaşanıyor, belediye başkan adaylarından bir başkan olarak seçiliyor, diğer parti Meclise encümen azası gönderdiği halde başkan adayı dışarıda kalıyor. Bu da bir sıkıntı, dolayısıyla yasal bir düzenleme ile başkan adayı da encümen olarak meclise girip grubuna başkanlık fırsatı kendisine verilmelidir diye düşünüyorum.

Bu tür konularda siyaset mekanizmasını zorlamazsak bu yanlışlar aynen devan edecek ve bunun sıkıntısını biz vatandaşlar yaşayacağız.

Tabi keşke söz sırası bana gelseydi de, bunları salonda dillendirip, katılımcılarla paylaşabilseydim, ama siz saygıdeğer okuyucularımla paylaşmam da bana ayrı bir mutluluk veriyor.

Haydi hayırlısı olsun.

 

Eyüphan KAYA

21.06.2019, Diyarbekir

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.