Ölünün Arkasında Telkin Okumak

02 Ağustos 2020 12:58 / 2883 kez okundu!

 

 

Malum bir Müslüman vefat edince, farzı kifaye cinsinden her Müslüman’ın cenazeye karşı  birkaç sorumlulukları oluşuyor.

Farzı kifaye’nin fıkıhtaki hükmü şudur; söz konusu iş yapılmazsa tüm Müslümanlar Allah katında sorumludur, ancak bir kısım Müslümanlar o vazifeyi yerine getirmişse sorumluluk herkesin üstünden kalkar, katılmayanlar günahkar olmaz, ama sadece katılanlar ve katkı verenler sevap kazanır.

 

****

 

Ölünün Arkasında Telkin Okumak

 

Malum bir Müslüman vefat edince, farzı kifaye cinsinden her Müslüman’ın cenazeye karşı  birkaç sorumlulukları oluşuyor.

Farzı kifaye’nin fıkıhtaki hükmü şudur; söz konusu iş yapılmazsa tüm Müslümanlar Allah katında sorumludur, ancak bir kısım Müslümanlar o vazifeyi yerine getirmişse sorumluluk herkesin üstünden kalkar, katılmayanlar günahkar olmaz, ama sadece katılanlar ve katkı verenler sevap kazanır.

Farzı kifaye cinsinden yerine getirilmesi gereken vazifeler;

- Cenazeyi yıkamak,

- Kefenlemek,

- Namazını kılmak,

- Defin etmek.

Dikkat buyursanız bunlar arasında “telkin okumak” diye beşinci bir vazife yoktur.

Bazı fıkıh kitaplarında mevtanın defin işlemi tamamlandıktan sonra Kabir suali için gelecek meleklere cevap mahiyetinde bir hatırlatmada bulunulur denilmektedir. Pek sahih bir rivayet olmamakla birlikte manasından alınacak dersler vardır, belki sağlar ibret alır diye çok ciddiye alınmış ve nerdeyse farza dönüşecek kadar bir değer telkine ithaf ediliyor.

Memuriyet hayatımın ilk yıllarında İmam-Hatiptim, ben telkini okurken bir de anlamını açıklıyordum, belki sağ olanlar da kendince bir ders, ibret alırlar diye.

Ben kendim Allah rızası için yapılan her hayrın sağa da ölüye de faydalı olduğuna inanıyorum. Ama bu telkin sanki; “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” babından bir metin olduğu ağırlık basıyor.

Telkinin en can alıcı paragrafı soru-cevap faslıdır.

Hoca efendi derki;

“Şu anda iki melek yanına gelecek, onlardan korkma, onlar Allah tarafından görevlendirilen muhterem, muvazzaf meleklerdir.

Sana soracaklar;

- Rabın kim?

- Peygamberin kim?

- Dinin nedir?

- İmamın nedir?

- Kadın erkek kardeşlerin kimdir?

Sen de onlara fesih bir dille deki;

- Rabbım Allah,

- Peygamberim Muhammed,

- Dinim İslam,

- İmamım Kur’an,

- Kadın erkek tüm müminler kardeşlerimdir.

Ondan sonra da “Allah’ım cevap verebilmeyi kendisine nasip et” denilerek dua edilir.

Bu cevabı  verebilenlere  ne mutlu tabi.

Tabi bu cevapları verebilmek için hayattayken bu değerleri bilmek, tanımak ve ona göre yaşamak lazım.

“Telkinin asıl mevtayi ilgilendiren kısmı budur”, ama hocalarımız bazı faydalı dua ve tespitlerle öncesine ve sonrasına eklemeler yapması da yabana atılır cinsten değil.

Mesela ey Allahın kulları;

“Bilin ki hem eşraf hem ami üzerin ölüm haktır, sonunda herkes ölüme tadacaktır. 

Biliniz ki ölüm haktır, Kabir haktır, Kabirdeki sual haktır, Haşir haktır, Cennet ve Cehennem haktır…” Allah aşkına bu ölüye mi söylenir yoksa sağlara mı?

Kimisi diyebilir ki günahkar olan bir kimseye telkinin faydası var mı?

Özellikle dua edenlerin duaları makbul ise, mevtanın da imanında bir halel yok, amelinde sıkıntı varsa da katkısı olur, hatta kimi Allah dostu Münker ne Nekir adıyla bilinen sual meleklerine dahi müdahale edebilir.

Bununla birlikte telkin okunması ne fazdır ne sünnettir, olsa olsa bidayı hesenedir.

Bilinçli bir Müslüman’ın bunu böyle bilmesi ve kabul etmesi de lazımdır. Eğer kabirde mahcup olmak istemiyorsak sağken bu telkinin anlamını aklımızda tutup ona göre yaşamamız lazım.

Mesela kimler kardeşlerimizdir sorusuna hayatta cevap verip yaşayabilsek dünya ve ahretimizin ne kadar verimli olacağını düşünmek dahi insanı mutlu ediyor, hayali bile hoştur.

“Mümin erkekler ile mümine kadınlar benim kardeşlerimdir” cevabını hayattayken yaşamımıza tatbik edebilsek birçok sorunlarımız kendiliğinden ortadan kalkacak değil mi? bunun anlamını siz düşünün bunu açarak bu manidar yazıya siyasi renk katmak istemiyorum.

Eğer sual meleklerine şu cevabı verebiliyorsan ne mutlu sana;

-Hayattayken kime secde etmişsen RABBIM o dur.

-Hangi peygambere Salat ve selam getirip model almışsam PEYGAMBERİM o dur.

-Hangi dinin prensiplerini hayatıma uygulamışsam DİNİ o dur,

-Hangi İlahi kitabı okuyup ona göre yaşamışsam İMAMIM o dur,

-Hayattayken kimlere kardeşane duygularla muamele etmişsem KARDEŞLERİM o dur.

Üstüne üstük meleklere; “fazla sesinizi yükseltmeyin, burada sağır yoktur” diyebilsen ise işte adam gibi adam sensin diyebilirim.

Allah o dar vakitte insanı mahcup etmesin!

Allah cenneti İman edip, Salih amel işleyenler için hazırladığını söylüyor. Onun sözü söz, vadi haktır. Ama biz mümin miyiz, amelimiz Salih midir? O konuda kendimi yoklayalım olur mu?

Ne mutlu Mümin olana, Müslüman’ca yaşayana, gerisi oyun ve eğlenceden ibarettir.

Selam ve selametle kalın.

 

Eyüphan KAYA

01.08.2020, Diyarbekir

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.