Kürdistan Rojavasında neler oluyor?

11 Ekim 2019 00:36 / 406 kez okundu!

 

 

Diyeceksiniz ki, nedir bu Kürtlerin başına gelenler? Ben söyleyeyim dostlar, İslami duyarlılık ve İslam kardeşliği duygularıyla Batılı devletlerin devlet kurma taleplerini reddettikleri için dünyanın karanlık aklı onları cezalandırıyor, bir açıdan da Ortadoğu’nun huzur bulmaması için Kürtleri kullanıyorlar. Zaten Kürdistan coğrafyasını dört parçaya ayırdıkları gün bugünün alt yapısını hazırlamışlardı.

 

****

 

Kürdistan Rojavasında neler oluyor?

 

Diyeceksiniz ki, nedir bu Kürtlerin başına gelenler? Ben söyleyeyim dostlar, İslami duyarlılık ve İslam kardeşliği duygularıyla Batılı devletlerin devlet kurma taleplerini reddettikleri için dünyanın karanlık aklı onları cezalandırıyor, bir açıdan da Ortadoğu’nun huzur bulmaması için Kürtleri kullanıyorlar. Zaten Kürdistan coğrafyasını dört parçaya ayırdıkları gün bugünün alt yapısını hazırlamışlardı.

Malumunuz ağırlıklı olarak Kürtler, çoğunluk Türkiye olmak üzere Irak, Suriye ve İran’da yaşamaktadırlar.

Türkiye’de yaşayan Kürtler yakın tarihe kadar inkâr ve asimilasyon politikalarına tabi tutuldular. Emsali görülmemiş zulümlere maruz kaldılar. Bu sıkıntıları hisseden Özal,  Erbakan, Erdoğan gibi duyarlı liderler olmasaydı ülke bir felakete yuvarlanırdı, Allah onlardan razı olsun, kavli fiili olarak soruna işaret etmeleri Kürt vatandaşlarımızı teselli ediyordu, bu ülkenin parçalanmasına engel oldular.

Hatta Demirel, Yılmaz gibi cıvık sağcı liderler dahi bu sorunun varlığına işaret ediyorlardı, ama uygulamada bir çalışmaları olmadı.

Irak Kürtleri çok acımasız bir tecrübe yaşadılar, on binlerce Irak Kürdü öldürüldü, ama onlar  hep bağımsızlıklarını savundular. Halepçe katliamı hala dünyanın alnında bir kara leke gibi duruyor. Çünkü bir kimyasal silah saldırısı ile 8 BİN Kürt, kadın/erkek, çocuk/yaşlı demeden öldürüldü ama İslam Konferansı Örgütü de dahil kimse kınamadı bile. Şimdilik dahi yıl dönümü gelince yine sadece Kürtler o mağdurların ruhuna Fatiha okuyor. Onlara bu zulmü reva gören Saddam’ın azabı bol olsun.

İran Kürtlerinde bir sessizlik var, bir az içine kapanık vaziyetteler. Ama eskiden beri onların bir Eyaleti vardı, Radyoları vardı, Meclis’e giden vekilleri de Kürdistan Eyaleti vekili  ve Milli Kıyafetiyle gidiyordu.

Evvel ki sene İran’da gerçekleşen Dünya İslam Formuna Yezd kentinde katılmıştım. Hasan Ruhani’nin Selamlarıyla konuşan bir Ayetüllah dedi ki  “Biz İran olarak Kürt vatandaşlarımıza minnettarız, onlarla birlikte kalkınıyoruz” bu da demektir ki Kürtlere karşı varlığını kabul etmede bir sorun yoktur, ama orada da ay geçmiyor ki, birkaç Kürt idam edilmesin, asıl sebebini de tam bilemiyoruz.

Suriye Kürleri çok gadre uğradılar, yakın zamana kadar Kimlikleri dahi yoktu, bir alışverişte bulunamıyor, mülk edinemiyor, pasaport alıp ülke dışına çıkma, seyahat özgürlükleri bile yoktu. Türkiye’nin de katkılarıyla onlara Kimlik verildi. O esnada birçoğu Türkiye’ye geldi.

Batman’da Suriye’den gelen biri soruyor, “bu binalar kimin?” Oradaki vatandaşlar “bizim” deyince Suriye’den gelen Kürt vatandaş “daha ne istiyorsunuz” diyor. Çünkü mülk edinme hakları olmayınca hayret etmişlerdi.

Sene 2008 yılı, Suriye’ye birkaç günlüğüne seyahat etmiştik, bir sahra lokantasında kahvaltı yapmak için durduk, ben lokanta çalışanlarıyla Arapça konuşmaya çalışıyorum, bir de baktım ki aralarında Kürtçe konuşuyorlar ben garsona Kürtçe seslenince şefleri heyecanla masama oturdu ve tanıştıktan sonra derdini/Suriye Kürtlerinin derdini bana anlattı.

Suriye iç savaşı başladıktan sonra PYD/YPG bölgede hakimiyet kurmak istedi. Örgüt Türkiye’deki PKK’nin Suriye versiyonu gibi çalışınca muhalefeti kabul etmedi ve farklı düşünen Kürtleri sindirmeye çalıştılar.

Türkiye’den Erbil’den defalarca aralarına giren oldu, yapmayın etmeyin bu makul bir idari tarz değildir diye. 2012 yılında Erbil’de bir araya gelip 7 maddelik bir sözleşmeye imza atmalarına rağmen birkaç ay sonra YPG verdiği sözü tutmadı.

Hem Türkiye’ye hem Irak Bölgesel Kürt yönetimine rest çektiler. YPG’nin Kürtlere yaptığı zulüm hadsiz/hesapsızdır. Bunlar Kanton/Komün tarzı bir çadır devleti kurmuşlar İslami değerleri yerle bir etmiş, komünist bir yönetim tarzı ile Kanton’u idare etmeye çalışıyorlar.

Kısacası Kürd’ün iki önemli hassasiyeti Din ve Namus kavramı rafa kaldırılış, Mülkiyet hakkı yok, Nikah yok, “İlahi Öğreti” tedavülden kaldırılmış. Peki soruyorum Kürtlük iki kelime Kürtçe konuşmaktan mı ibarettir, yoksa inanç ve kültürünü yaşamak mıdır?

Özünü kaybetmiş bu serseri örgüt sırtını ABD’ye dayayınca beklemedik bir vaziyette orta yerde kaldılar.

Kuvvetini Kürt halkından almayan YPG şu anda ortada kalmış vaziyettedir. Bir İnsan Hakları aktivisti olarak savaşı tavsiye edemem ama bu zulmü Kürtlere reva görüp bir sorunun çıbanbaşı olan bu örgütün arkasında da duramam. Bu oluşum Türkçe de konuşsa, Arapça da konuşa benim yanımda fark etmezdi. On binlerce TIR ABD silahıyla Kanton/Komün devleti komşularınıza meydan okuyarak oluşturursanız başınıza gelenlere de hazır olmalısınız.

Zaten kendi değerlerini/tarihini, kültürünü, halkının inancını yerle bir eden bir örgütün bir diplomatik tavrı/tarzı da olamaz. Yoksa eğer siz bir değer olsaydınız hem Türkiye hem Irak Kürdistan’ı ile ilişkilerinizi düzgün tutmalıydınız.

Göreceksiniz Türkiye bir önceki hareketleri gibi yine başarı elde edecek, çünkü sizinle savaşan sizin halkınız, Türkiye sadece onların önünü açıyor. Eğer YPG’de akıl olsa Türkiye ile anlaşacak, zaten şu anda maaşlarını Suriye yönetiminden alıyorlar, katil Esat’tan taraf olacağına Türkiye ile işbirliği içinde olmaları daha iyi değil mi? Hiç olmazsa Türkiye Kürtleri ile de entegre olurlar.

İşte görüyorsunuz Türkiye 90 BİN Camide askerine dua ediyor, YPG’de İslami değerlerle alay ediyor. Türkiye ordusu halkın dualarını alırken YPG Kürtlerin nefretini kazanıyor. Türkiye askeri Allahuekber diyor, YPG bu ifadeyle kavga ediyor. Allah aşkına soruyorum böyle bir hareketin başarı şansı var mı?

*Halktan destek alamıyor,

*Komşularıyla barışık bir politikaları yok,

*İslam’a savaş açmış,

Kürdistan Rojavasında olup bitenler bundan ibarettir. Hangi orijinal Kürt bu oluşuma destek everebilir?

“Ya İman ve Namus, ya da YPG” tercih sizin, yaptığı zulümler, öldürdükleri Kürtler de ayrı bir dert. Bu kadar gaddar bir örgütün yaşama şansı yoktur, Türkiye ordusu da bunun için harekete geçti. Bu savaşı Kürt/Türk savaşı gibi anlatanlar utansın. Miskali zerre alakası yok.

“Sulh daima hayırlıdır” diyen ilahi öğretinin etrafında halka tutabilirsek yaşam kolaylaşır ama bu değerlerle kavgalı olursak başımıza ne geleceğini de kestiremeyiz.

Bizim de başımıza bir çorap örülmek isteniyor, galiba bu günler de Türkiye Cumhuriyeti kavramı yerine sık sık Türk kelimesi kullanılıyor. Yarın bazı ahmaklar Türkiye Cumhuriyetine Türk Devleti dese, al başına belayı. Böyle ucuz düşünen vatandaşlardan nefret ediyorum, çünkü Allah’ın peygamberi veda hutbesine bu ırkçı zihniyete sahip kimseleri lanetlemiştir.

Bir an evvel bu harekâtın, az zayiatla sonlanması dileğiyle.

 

Eyüphan KAYA

10.10.2019, Diyarbekir

 

Son Güncelleme Tarihi: 18 Ekim 2019 12:11

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.