Eyüphan Kaya: İki başlılık ülkeyi sıkıntıya sokar

01 Mart 2017 20:17  

 

Eyüphan Kaya: İki başlılık ülkeyi sıkıntıya sokar

Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti(OGC) Diyarbakır İl Temsilcisi Eyüphan Kaya “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” hakkında ozgurhabergazetesi.com'dan Engin Öztürk'ün sorularını yanıtladı. “Bu sistem değişikliğine gerek var mıydı?” sorusuna Kaya, “Evet, gerek vardı, çünkü bu iki başlılık ülkeyi sıkıntılı duruma düşürüyor, Kalkınma hızını yavaşlatıyordu. Tıpkı aday sürücü arabalarında olduğu gibi siz gaza basıyorsunuz bir de bakıyorsunuz bir başkası firene bastı, üstelik görünmez adam” dedi.

Özgür Haber: Bu sistem değişikliğine gerek var mıydı?

Evet, gerek vardı, çünkü bu iki başlılık ülkeyi sıkıntılı duruma düşürüyor, Kalkınma hızını yavaşlatıyordu. Tıpkı aday sürücü arabalarında olduğu gibi siz gaza basıyorsunuz bir de bakıyorsunuz bir başkası firene bastı, üstelik görünmez adam.

Bir yandan Cumhurbaşkanının geniş yetkileri var, diğer yandan Güçlü bir Başbakan var, maalesef bundan dolayı ülke yönetiminde sıkıntı yaşanıyor.

Mesuliyet makamında Başbakan var, diğer tarafta da sorumluluğu olmayan Cumhurbaşkanı, daha düne kadar tanımı bile olamayan vatana ihanet suçu hariç hiç bir konuda yargılanamayan Cumhurbaşkanı.

Eskiden diyebilirdiniz ki ya cumhurbaşkanının bu kadar yetkisinin olmaması lazım ama 2007’den sonra onu da söyleyemezsiniz, çünkü Cumhurbaşkanı artık halk tarafından seçiliyor. Halkın yüzde 52 oyu ile seçilen bir cumhurbaşkanı var. Bu Cumhurbaşkanına yetkilerini kullanma diyemezsiniz.

Özgür Haber: Cumhuriyet tarihinden iki başlılık için birkaç örnek verebilir misiniz?

Hem de nasıl, malum cumhuriyetin ilk yılları partili Cumhurbaşkanı sistemi varmış. Mustafa kemal 15 yıl cumhuriyetin başında kalmış, üstelik halka da sormadan. 1937 yılında bir akşam yemeğinde yaşanan bir tartışma sonucu İsmet İnönü’ye “İsmet galiba siz yoruldunuz” demiş ve onu görevden azletmiştir. Hatta o dargınlıkla öldüğü söyleniyor. İsmet İnönü 12 yıl ülkenin başında kalmış Başbakanlarla hep kavgalı olmuş, öyle ki Adnan Menderes’se hitaben “seni ben bile kurtaramam” diye uyarıda bulunmuş.

Yakın tarihten aynı partiye mensup Cumhurbaşkanı ve Başbakanların durumuna bakalım. Özal-Yıldırım Akbulut, Özal-Mesut Yılmaz, Demirel-Tansu Çiller. Bir memleket sevdalısı olan Özal nerdeyse istifa edip yeni bir parti kuracaktı.

Özgür Haber: Peki, bu yeni sistemde Meclis ile Başkanlık arasında nasıl bir dengeleme söz konusudur?

Bilindiği gibi cumhurbaşkanı süreci iki dönemle sınırlandırıldı. Ama Cumhurbaşkanının “seçimleri yenileme” gibi bir yetkisi var. Ancak buna karar verebilmesi çok zor, çünkü kendisi de seçime gitmek durumunda kalıyor, dolayısıyla çok ciddi bir sorun ortada yoksa seçimi yenilettiğinde seçilmememe ihtimali yüksektir. Diyelim ki birinci dönemin 3.yılında seçimleri yenileme kararı verdi gerekçesini halka anlattı ve tekrara seçildi. İkinci dönemin bir aşamasında böyle bir karar verirse üstelik aday da olamaz. Ancak eğer Meclis seçimlerin yenilenmesine karar verirse üçüncü defa da yine cumhurbaşkanı aday olabilir. Yani bir yandan 600 vekil diğer yandan başkan, eğer Meclis Başkanı yanlışlıkları anlatamıyorsa varsın başkan başkanlığına devam etsin değil mi?

Özgür Haber: Birçok kimse Cumhurbaşkanı meclisi fesheder derken siz özellikle seçimleri yeniliyor dediniz arasındaki fark nedir?

Dikkat ederseniz hem meclis hem cumhurbaşkanı seçime gidiyor. Feshte öyle değil eğer meclis seçime gider de cumhurbaşkanı makamında kalsaydı o zaman fesh olurdu. Aslında şu anda var olan yasada bu fesh söz konusudur. Yani hayır diyenler bu yetkinin Cumhurbaşkanında kalmasını istiyorlar, farkına varmadan.

Özgür Haber: Bu bütçe meselesi nasıl oluyor? Başkanlık hazırlıyor, meclis onaylıyor, ya onaylamazsa ne olacak? 

Malumunuz bütçe yürütme için yapılıyor, yani bakanlar bütçeye göre kurumlarını işletirler, geliştirirler, hatta başkan yeni kurumları ve kurumlara kadro tahsisi bile yapabilir. Dolayısıyla bütçenin kabulü meclisin onayına bağlanmış. Diyelim ki Cumhurbaşkanlığının bütçesi kabul edilmedi, başkanlı ikinci bir konsolide bütçe hazırlayıp sunar, yine kabul edilmezse bir önceki yılın bütçesi enflasyon oranında bir artış yapılarak kabul edilir. Bu önemli bir güvence başkana da bir güvenoyu niteliğini taşıyor. Eğer Meclis bir evvelki yılda Başkanın bütçe disiplininden memnun değilse kolay kolay onay vermez değil mi?

Özgür Haber: Cumhurbaşkanının Anayasa mahkemeye üye ataması nasıl olur?

Bildiğiniz gibi AYM üyelerinin görev süresi 12 yıldır. Eğer bunlardan birinin görevi sona ererse ilgili kurum üç aday belirler, Cumhurbaşkanı da bu üç adaydan birini atar. Tabi 17 den 7’sini Başkan atıyor, diğer 10 üyenin atama yetkilileri başkalarındır. Mesela cumhurbaşkanı yeni anayasaya göre seçime girdiğinden bir yıl önce AYM’ye atama yapılmışsa başkan 5+5=10 yıl Cumhurbaşkanlığını yapsa da bu üyeyi değiştiremez. Tabi herhangi bir ölüm yada görevden alıma söz konusu olmazsa eskiden Meclis Anayasa Mahkemesi üyelerine müdahale edemiyordu yeni sisteme göre Meclis üye sayısının salt çoğunluğuna göre AYM üyelerini görevden alabilir, yani yine halkın vekillerine iş dönüyor. Ayrıca bir değişiklik de meclis icap ederse yüksek mahkeme üyelerini görevinden alabilir, ama Başkan bunu yapamaz.

Özgür Haber: Vekil sayısın 600 çıkmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Asıl olan yasama organının nitelikli çalışmasıdır. 1995 yılında ülke nüfusu 58 milyondu vekil sayısı 450’den 550’ye çıkarıldı. Şu anda nüfusumuz 80 milyona dayandı. Kıyaslama yapıldığı zaman bir anormallik gözükmüyor. Bir de her ne kadar devleti yasama, yürütme, yargı olarak üç erke ayırsak da asıl olan parlamentodur. Parlamentosu güçlü olan devletlerin sırtı yerine gelmez. Baksanıza meclis bu haliyle yeni bir anayasa yapamadı, ancak kısmi bir değişiklik yapabildi. İşin iyi olmayan yanı muhalefet müdahil olmadı. MHP sürece müdahale ederek üç maddeyi paketten çıkardı, diğer iki parti de kenarında durup üçer madde ekleselerdi, fena mı olurdu? Ama gel gör ki dünyanın her yerinde bir referandum olduğu zaman “evet” diyenler, “hayır” diyenler ve “çekimser” kalanlar olmak üzere daima üç grup vatandaş mevcuttur.

 

“FATİH SULTAN MEHMETHAN’DA BU KABİLİYETİ, ÜSTAT BEDİUZZAMAN’DA BU DEHAYI GÖREBİLİYORUZ”

 

Özgür Haber: Vekalet yaşının 18’in altına inmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pek cazip bir madde değil, ama olması da bir sıkıntı oluşturacağına inanmıyorum. Madem 18 yaş seçme yaşıdır, seçilme yaşı da olsun. Yapılan araştırmaya göre; 57 ülkede seçilme yaşı 18’dir. Peygamberimizin, “7 yaşına kadar çocukları sevin, 7 ile 14 yaşları arasında eğitin ondan sonra onlarla istişare edin” şeklindeki bir hadisi aklımda geldi. Pratikte de Zeyd hazretlerini ordu komutanlığına atadığı zaman 17 yaşında olduğunu unutmayalım. Mesela Fatih Sultan Mehmethan’da bu kabiliyeti, Üstat Bediuzzaman’da bu dehayı görebiliyoruz.

Özgür Haber: Kimisi şöyle bir soru soruyor zaten anayasa mahkemesi üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor, bu mahkeme Cumhurbaşkanını nasıl yargılayabilir? Buna ne cevap vereceksiniz?

Birincisi cumhurbaşkanı öyle sıradan bir şikayetle Yüce Divana Gidemez, 351 vekille soruşturma ve 400 vekil oyuyla mahkemeye gider. Bu kadarlık bir alt yapı hazırlığıyla mahkemeye giden bir kişi yargıç tarafından rahat bir şekilde yargılana bileceğine inanıyorum. AYM üyeleri ayrıca 17 üyenin 7 tanesi ilgili kurumların gösterdiği üç üyeden biri seçilir, 10 tanesi başka kurumlar tarafından atanıyor. Bir de mahkeme üyelerinin çalışma süreleri 12 yıldır, hangi kurumun adayı boşalmışsa ancak ondan boşalan yere atama yapılabilir, sanki ortada bir şey yok da sıfırdan tüm üyeler atanacakmış gibi düşünmek doğru değildir. Belki tekrar gibi oldu ama anlaşılması için defaatle tekrarlamaya değer. Çünkü çok su-i istimal ediliyor. Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresi 12 yıl olarak belirlenmiştir. Bu üye ataması öyle ciddi bir mesele ki başkanlığın bir dönemi boyunca üç beş tanesi bile belki değişmez. Üye Seçimine gelince; 3 üye Yargıtay'ın kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday arasından Cumhurbaşkanınca 2 üye Danıştay'ın kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday arasından Cumhurbaşkanınca 1 üye Askerî Yargıtay'ın kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday arasından Cumhurbaşkanınca 1 üye Askerî Yüksek İdare Mahkemesi'nin kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday arasından Cumhurbaşkanınca 3 üye Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden, Cumhurbaşkanınca 4 üye üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar veya Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından Cumhurbaşkanınca 2 üye Sayıştay'ın kendi üyeleri arasından önereceği üçer aday içinden TBMM tarafından 1 üye baro başkanlarının avukatlar arasından gösterecekleri üçer aday içinden TBMM tarafından. Ayrıca mahkemelerin bağımsızlı gibi tarafsızlığı da pakette yer almaktadır.

 

“‘EVET’ YA DA ‘HAYIR’ DEMEK VATANDAŞIMIZIN TERCİHİDİR”

 

Özgür Haber: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Her ne kadar 18 madde deyip geçiyoruz ama içeriği çok zengin, vatandaşlarımızı aydınlatmak bizim görevimizdir bizim yaptığımız budur. “Evet” ya da “hayır” demek vatandaşımızın tercihidir. Ancak her vatandaşımızın bu maddeleri iyi okumasında anlaşılmayan maddeleri bir bilene sormasında fayda var.

*Mesela askeri mahkemeler kalkıyor,

*Sıkıyönetim artık uygulanamaz,

*KHK kararname temel haklar konusunda çıkarılamaz, çıkarılan KHK yasalara aykırı olamaz.

*Partili Cumhurbaşkanlığı geliyor,

*Vekil olmayan biri de 100 bin imza ile Cumhurbaşkanı adayı olabiliyor,

Tabi paket eksik olabilir, ama şu madde olmasın, şu madde sakıncalıdır diyebileceğimiz bir madde bulamıyorum. Umarım bu paket memleketimizin önünü açacaktır ve vesayet sisteminden kurtulup milletimizin huzur ve mutluluğu için ne gerekiyorsa onu yapmış olacağız”

ozgurhabergazetesi.com

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0