Ey bilene bilene tükenen bıçak - Sibel Oral

23 Ağustos 2012 13:22  

 

Ey bilene bilene tükenen bıçak - Sibel Oral

Geçen gece Turgut Uyar’ın bugün olan ölüm yıldönümü ile ilgili bir yazı yazmak için bilgisayar başına oturdum

Sibel Oral

“...başarısız boktan bir kış geçirdik kanımız bile doğru dürüst akmadı bir sürü çocuğu öldürdüler...”

Geçen gece Turgut Uyar’ın bugün olan ölüm yıldönümü ile ilgili bir yazı yazmak için bilgisayar başına oturdum. Alışkanlık, önce twitter’a baktım ülkede bayram akşamı olan biten bir şey var mı diye... Vardı. Yaralılar, ölüler, ağıtlar... Gaziantep’te patlama. Gazetecilik değil, insanlık refleksiyle takip etmekten, bilgi almaya çalışmaktan alıkoyamadım kendimi. Kafam dağıldı, yazamadım, okuyamadım; sabah yazarım dedim. Sabah oldu, hoop Roboski’de kaza. Ülke olmuş yine bir cehennem.

Haber toplantısında tüm bu olanlar konuşuldu. Önümde duran kültür sanat servisi gündemine baktım. Boş geldi her şey. Üzgünüm ama çok da önemi yoktu haberlerin. Fena bir ruh hali sadece. Sonra Turgut Uyar’ın bir yazısı geldi aklıma. Yazı şöyle başlıyordu: “Sorun, şiirin –üstelik insanın kendi şiirinin– çıkmazda olduğunun bilincine varmaktır. Bu çıkmazın bilincine varmak biraz da çözmek demektir onu.” Bu, aslında şiirle ilgili bir yazıydı ama aslında insanın çıkmazda olduğunun altını çiziyordu. Zaten diğer bir yazısında da şöyle diyordu: “Meselemiz bir şiir meselesi değildir. Yaşama meselesidir. Hayatımızda olmayan mesele şiirimizde de olamaz.” Şimdi, insanın, ülkenin çıkmazda olduğu bu öğle vakti gazetede, bilgisayarıma ajanslardan yanmış otobüslerin, kana bulanmış sokakların, çocuklarına ağlayan annelerin fotoğrafları düşerken, ölü yaralı rakamları değişirken ve ben Turgut Uyar’a dair bir şeyler yazmaya çalışırken aklıma geliyor Edip Cansever.

Hani Mendilimde Kan Sesleri’nde diyordu ya; “Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar/ Ve dağılmış pazar yerlerine memleket”... İşte şimdi yine öyle memleket. Bense yazamıyorum. Turgut Uyar –ki o şairlerimizin en “sıkıntılı”larından– bu günleri görse... Cansever gibi memleketi dağılmış pazar yerlerine benzetir miydi? Daha da fazlasını yapardı belki... Yine “Ey bilene bilene tükenen bıçak” derdi... Benim gibi, belki de sizin gibi...



Turgut Uyar’dan

Güllerin bedeninden dikenlerini teker teker
koparırsan
dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar
dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân
sanırsan
Kürdistan’da ve Muş-Tatvan yolunda bir yer
kanar (Yokuş Yol’a)

*
Gülü çiğdemi filân bırak
sardunyayı karidesi filân bırak
acıyı ve ölümleri bırak
oy pusulalarını ve seçimleri bırak
evet
seçimleri özellikle bırak
çünkü açlık çoğunluktadır (Açlık
Çoğunluktadır)


*
Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe
karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk (Geyikli
Gece)


*
Umut yoktur
kimse yoktur umut etmemeyi önleyecek
çünkü umut kaçınılmaz gelecektir
bütün gümbürtüsüyle
umut kaçınılmaz gerçektir çünkü
biri Asya’da biterken sözgelişi, Şili’de öbürkü
başlar (Umuttur)



sibelo@gmail.com

Taraf, 22.08.2012

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0