Kübalı ihtiyarların verdiği ders

20 Eylül 2011 12:52 / 3321 kez okundu!

 


Binlerce ve binlerce kilometre yolun yorgunluğuyla Vinales’te kaldığım evdeydim. Havana, Matanzas, Villa Clara, Cienfiegos, Guantanamo ve daha birçok kent, kasaba… Küba’da gezmediğim, görmediğim yer kalmış mıdır acaba? Ev halkıyla kısa bir hoş söyleşiden sonra odamdayım. Artık uyuyabilirdim. Yatağa değil yatmak, gömüldüm. Çok yorgunum, yorg…

Uyumuş da rüyamda mı duyuyordum, yoksa duyduğum müzik sesi mi beni uyandırmıştı? Nasıl içten, nasıl duygulu bir müzik ve insan sesiydi bu böyle? “Te amo, te amo” Uyuyabilmem olası değildi. Yatağımda dikildim, ayakuçlarımda yükselerek pencereden müziğin geldiği yere baktım. Evet, müzik yandaki evin bahçesindeki televizyondan geliyordu. Kimler dinliyordu ki? En iyisi gideyim hem tanışayım, hem de bu aşk şarkısını söyleyenle parçanın adını öğreneyim. Bu müzik parçasının olduğu CD’yi alamazsam Türkiye’ye çok büyük bir hüzünle döneceğim; aklım bu müzikte kalacak. Derhal odamdan çıktım; ev halkı şaşkın. Müzik bitmeden yetişmeliyim.

Komşu bahçeye geçtim. Çalışan işçilerden televizyonun olduğu yere doğru gidemiyorum. Kimisi kum eliyor kimisi de briket taşıyor. Bata çıka, atlaya, zıplaya, tık nefes müziği dinleyenlerin yanındayım. Üç ihtiyar adamcık. Kafadar oldukları da besbelli. Ellerindeki rom şişelerinden içerek ve purolarını tüttürerek dinliyorlar müziği. Bunlar seksenlerinden fazlalar. Şapkalı olanının yüz ve boyun kaslarının yarısı yok, gırtlağı da delinmiş. Gırtlak kanseri demek ki. Keyifleri tavan yapmış vaziyette; kendilerince salınıp dans ediyorlar. Televizyona bakıyorum, sığır çobanı şapkalı bir adam, bende Orhan Gencebay’ı çağrıştırıyor tipi. “Te amo, te amo…” Müthiş güzel bir parça; nasıl da içten söylüyor adam. Kendimi tanıtıyorum ve hemen şarkıcıyla ve parçasının adını soruyorum. Öyle ya, program bitmeden öğreneyim ki; bu ihtiyarlar sonra bilemeyebilirler. Ev sahibi olduğu anlaşılan ihtiyar kumandayı aldı masadan ve durdurdu parçayı; DVD seyrediyorlarmış demek ki. Daha doğrusu dinliyorlar da seyretmiyorlar. Joan Sebastian söylüyor ve parçanın adı da “Un idiota” Tamam, dememden sonra tekrar başlatıyor.

Müziklerini beğenmemden hoşnut ihtiyarlar. Romlarından da purolarından da içmiyorum; şaşırıyorlar nasıl yaşıyorum böyle diye. DVD’i nereden alabileceğimi soruyorum. Çalışma saati bittiği için alamazmışım, “yarın satın alırsın” diyorlar. Havana’ya gideceğim, olası değil. Siz bunu bana satın, siz alabilirsiniz diyorum. Gülüyorlar. Müzik devam ediyor. Göz ucuyla baktığımda şarkıcı at üstünde sahneye çıkıyor. Atı ve kendisi tek beden olmuşlar müziğin ritmine göre dans ediyorlar. Artık bu DVD’i almam mutlak gerek! Fakat ihtiyarlar satmıyorlar. Yahu yirmi ulusal pezoluk DVD’ ye kırk kat fazla para veriyorum; aylıklarından fazla. Vermiyorlar, keyiflerini satmıyorlar. Oysa yoksul bu ihtiyarlar. Bu arada şarkıcıya, sahneye fırlayan bir kadın sarılıyor. Birlikte söylüyorlar, öpüşüyorlar, dans ediyorlar…

Bu DVD’i almalıyım! Hayır, satmıyorlar. Keyifli ve mutlular; parayla değil yaşamla ilgililer.

Bu Kübalıların karşıdevrimci olmayanları böyle; pek keyifli ve mutlular.

İhtiyarlar, DVD’i bana satmadılar. Belki çok paraları olacak daha çok puro ve rom alabileceklerdi DVD’i bana satsalardı. Ama o anın keyfini bir daha yakalayabilecekler miydi acaba? Öyle az zamanları vardı ki yaşanacak, kaybedecek bir anları bile yoktu. Çaresiz bir gün daha kaldım Vinales’te ve DVD’yi edindim.

Şimdi o ihtiyarlarla birlikte dinliyorum Türkiye’deki evimde bu müziği; ama müziğin esas vermek istediği duygulardan daha başka ve daha yoğun insancıl duygularla…


Ertuğrul BARKA

20.09.2011

***

Editörün notu:

>> Joan Sebastian "Un Idiota"



 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
24 Eylül 2011 23:07

hurkus

Mustafa Kemal Emül:

"Güzel İnsanların yazdıkları da çok güzel oluyor..."

23 Eylül 2011 15:56

hurkus

Sevgili Ayten Gül hanıma bir not :))

Ayten hanım,

Maalesef internet ortamında yapılan iletişimlerde paylaşılan yazılar kaynak gösterilmeden ya da link verilmeden olduğu gibi kopyalanıp yapıştırılıyor. Hatta bunu pek çok haber sitesi de yapıyor. Ama bazen de önemli bir ayrıntı unutuluyor ya da dikkatlerden kaçıyor. Bilgi mümkün olduğu kadar çok kişi ile paylaşılmalıdır elbette ama bunu yaparken de daha etik olunmalı ve bu konuda başta yazar olmak üzere emeği geçen insanlara biraz daha saygı ve özen gösterilmelidir diye düşünüyorum.

Sözün özü; sizin Youtube'da aradığınız "Joan Sebastian", Ertuğrul beyin yazısının sonunda zaten vardı. Biz sizler için bunu en başından düşünmüştük yani. :)

Selam ve sevgilerimle,

Hürriyet Mısırlıoğlu

izmirizmir.net
Haber ve Yazı İşleri Editörü
23 Eylül 2011 15:36

hurkus

Merhaba Ertuğrul Bey,

Yazınıza bayıldım öylesine doğal ve yalın ki kendimi sizlerle birlikte orada hissettim. İnşallah tüm insanlar bir gün o Kübalılar gibi paranın önemli olmadığını aslolanın insanınsevdiği istediği şeyleri yapabilmek olduğunu anlar. elinize sağlık paylaştığınız için teşekkür ederim

Sevgi ve Selamlarımla
Ayla Yönet
23 Eylül 2011 13:42

umur gürsoy

Biraz google araması yaptım. Şarkını sözleri şöyle, google çevirisi de en altta olacak, Amazon e kitapçısında da bu albüm yok.

"Un idiota"
Hablado :
Hola mi amor
se que cambiaste tu numero de telefono
y que cambiaste hasta el color de tu pelo
porque empiezas una nueva vida sin mi
sabes amor, deseo que encuentres toda la felicidad
que yo soñaba poder darte
no lo logre, perdoname

Se que te marchaste sin saber
sin escuchar, sin comprender
que hay una daga envenenada aqui en mi pecho
el mal ya esta hecho.. ahora

Se que no merezco tu perdon
que lastime tu corazon
hoy me averguenzo fui el motivo de tu llanto
queriendote tanto... pues
te amo, te amo
soy un idiota te perdi, pero te amo
te amo, te amo
soy un idiota te perdi, pero te amo

Hablado:
No, no puedo exigir que me perdones
mis errores son graves y es muy duro
camine por la senda equivocada
cuando me diste amor, ese amor puro
hoy no sirven de nada mis pregones
cuando quise volver ya era muy tarde
camine por la senda equivocada
y te hice llorar, soy un cobarde

Se que otro amor encontraras
que te de luz, que te de paz
que te de todo lo que yo no supe darte
quisiera abrazarte, pero
se que no merezco tu perdon
que lastime tu corazon
y hoy naufrago en este mar de tu abandono
ni yo me perdono.... y

Te amo, te amo
soy un idiota te perdi, pero te amo
te amo, te amo
soy un idiota te perdi pero te amo
te amo, te amo
Soy un idiota te perdi,
pero te amo

***

"Bir aptal"

Konuşma:
Konuşma:
Aşkım Merhaba
Telefon numaranızı değiştirdiğiniz
ve saç rengini değiştirebilir
Bana olmadan yeni bir hayata başlamak için
sevdiğini biliyorum, ben tüm mutluluğu bulmak istiyor
Ben size verebilir hayal
özür dileyişim başarılı değil

Ben bilmeden bilmek
anlamadan, dinlemeden
Göğsümde zehirli bir hançer olduğuna dair
kötü zaten yapılır .. şimdi

Onlar af hak etmiyorum
kalbiniz zarar olduğunu
Bugün utanıyorum senin gözyaşları için nedeni
çok seviyorum ... beri
Seni seviyorum, seni seviyorum
Seni kaybettim bir aptal, ama seni seviyorum
Seni seviyorum, seni seviyorum
Seni kaybettim bir aptal, ama seni seviyorum

Konuşma:
Hayır, beni affet zorunlu olamaz
benim hataları ciddi ve çok sert
yanlış yolda yürümek
Beni sevdiğini verdi, bu saf aşk
işe yaramaz şimdi ağlıyor vardır
Geri gittiğimde çok geçti
yanlış yolda yürümek
ve ben yas, ben bir korkak

Başka bir aşk bulmak
Işık, huzur verir
Sana vermek bilmiyordum her şey
kucaklamak, ancak olur
Eğer af hak etmiyorum
kalbiniz zarar olduğunu
Lütfen terk bu deniz ve bugün gemi enkazı
ve ben affet .... ve

Seni seviyorum, seni seviyorum
Seni kaybettim bir aptal, ama seni seviyorum
Seni seviyorum, seni seviyorum
Seni ben aptal değilim kaybetti ama seni seviyorum
Seni seviyorum, seni seviyorum
Ben, seni kayıp bir aptal değilim
ama seni seviyorum


23 Eylül 2011 12:40

AYTEN

Ertugrul bey merhaba,

İmece iletişimden gelen bir maili açtığımda, sizi tanıdım bugün..
Yazınızı bir solukta okudum.Daha "Joan Sebastian" ismini okur okumaz solugu youtube'da aldım. Parçayı buldum ve dinledim..
Sonunda yorumları okudugumda pek çok kişinin de benim gibi yaptıgını gördüm.
Yaşadıgınız anı bana da hissettirdiniz. Yüreğinize, ellerinize, dilinize sağlık.
Şimdi arşivimde, hem Kübalıların hayat felsefesinden, hem de müzğinden hatıralar var.

Sevgiler

Ayten Gül

22 Eylül 2011 09:11

granyoz

Feridun abi;(sanırım bu ismini kimse kullanmıyor)70-80 li yılları yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum. yazdıkların ve you tube daki 19 parçalık joan sebastian serisi yeni nesil için ne kadar anlam ifade ediyor bilemiyorum. Ağzına sağlık. Haremten koyunda seneye görüşmek üzere...SELİM SUNGUR
21 Eylül 2011 23:09

hurkus

Ayşen Göreleli Kaypak:

"YAZI DA, MÜZİK DE ETKİLEYİCİ. TEŞEKKÜRLER ERTUĞRUL BARKA."

21 Eylül 2011 14:33

umur gürsoy

Küba, hep ilgimi ve merakımı çekmiştir. Bir ekolojist olarak da ayrıca beğenimi kazanır. Anayasasına "Topraklarında ekolojik tarım yapılma" zorunluluğunu koyan tek ülkedir sanırım. Kentlerdeki bahçelerde yetiştirdiği besinlerle de ABD ambargosuna karşı koyarken dünyaya da önemli mesajlar vermiştir. İlaç ambargosuna karşı tıbbı bitki yetiştiriciliği ve bitkilerden ilaç yapmayı ve kullanmayı tarif eden el rehberi ve tıbbı ile de. Yazınızı ilgi ve beğeniyle okudum. Görüşmek, tanışmak üzere.
Umur Gürsoy, Osmaniye

21 Eylül 2011 12:21

hurkus

Şeyma Ertan:

"Yazın da, müzik de çok güzel; kalemine, yüreğine sağlık..."

21 Eylül 2011 09:48

Hasibet

Bu bana bizim erenleri hatırlattı "Yolun kıyısında tarlada uzanmış dinlenen Bektaşi'ye köyün çalışkan adamlarından biri selam verdikten sonra:
"Yahu erenler tembel tembel yatacağına bir şeyler yapsana!" der.
"Ne yapayım?"
"Mesela git çalış biraz."
"Eee, sonra?"
"Para biriktir."
"Sonra?"
"Bu üzerinde uzandığın tarlayı satın al."
"Sonra"
"Sonrası mı var, bir ev yap kedine, yan gel yat!"
"Yahu zaten yan gelmiş yatıyorum, aynı durumu elde etmek için bu kadar uğraş-maya ne gerek var ki?”

21 Eylül 2011 00:06

hurkus

Seval Akbaba:

Yazı da, müzik de çok güzel... ellerinize, yüreğinize sağlık hocam...

21 Eylül 2011 00:05

hurkus

Veyis Polat:

"Sen yazarsın da kötü olur mu? Çok teşekkür ederim.."

20 Eylül 2011 23:40

hurkus

Hâlâ dinliyorum, 19 şarkısı var linkte, resmen dinlendiriyor insanı....

Mustafa Kemal Emül

20 Eylül 2011 23:38

hurkus

Sevgili Ertuğrul ağabey,

yine çok içten, samimi ve bilgece yazılmış bir yazı. Ferahi boşuna ekletmemiş sizi bana facebookta. Kübalı 80'lik delikanlılar, bizim sufi kültürümüzde "dem bu dem" dedikleri; ne geçmiş- ne gelecek ", yaşam sadece şu andır" diyerek hareket ediyorlar. Ne güzel onlara yaşamın gerçek sırrına erişmiş oldukları için.

Sevgiler, selamlar...

Fatma Parmaksızoğlu
20 Eylül 2011 20:20

ruhi çilek

Aklımız ve gönlümüz Küba'da kaldı. Olanağım olsa ben de sizin gibi defalarca giderim bu kutsal topraklara. Yazınız için de zihin ve el sağlığı dilerim. Yazılarınızı beklediğimi biliniz...
20 Eylül 2011 18:34

mertrustem

Sevgili Hocam,

Her zamanki akıcı, içten tarzınızla güzel bir hayat dersi yazmışsınız... Kaleminize sağlık...

20 Eylül 2011 15:42

Sonad Pelit

Sevgili Üstadım,

Kübalılar sadece "keyiflerini" değil, RUHLARI nı da satmamışlar. Paradan daha önemli değer yargıları var ve onları koruyorlar.
Yaşamı, beyinlerinin SAĞ tarafıyla, sezgi ve duygularıyla yaşamayı; SOL tarafa, mantığa tercih etmişler.. Dilerim bu özelliklerini CASTRO sonrasında da sürdürebilme becerisini gösterirler...

Keyifle okuduğum yazınız için, bilginize, yüreğinize, elinize sağlık.

En içten sevgi ve saygılarımla.

Sonad Pelit

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.