Gezi ve 17 Aralık 'darbesine' nasıl direnmeli?

27 Ocak 2014 21:17 / 716 kez okundu!

 

 

Elimde çok garip bir bildiri var.

"Tehlikenin farkında mısın?" yazıyor kapağında.

2006 yılında, Cumhuriyet gazetesi tarafından kullanılan bir slogan aslında. 2014 yılında hala aynı tehlikeye mi dikkat çekmek istiyor dağıtanlar?

Hayır.

Bildirinin içini açınca, "17 Aralık operasyonu ve Gezi olayları aynı mahfillerin hain planlarıdır. Kimler mi? Yahudi ve faiz lobisi ve dış mihraklar" diyen bir bildiri.

İmzasında "gerçekte hiç var olmayan bir platform" olsa da, belli ki AKP'nin bildirisi.

"Türkiye'nin büyümesini, 3. havaalanını, 3. köprüyü engellemek isteyenler, faizler artsın isteyenler" 17 Aralık ve Gezi'yi planlamış bildiriye göre.

Türkiye'nin egemen ideolojisi, "iç ve dış mihrakların nedeni olmayan ve bitmek bilmeyen Türk düşmanlığı" üzerine kuruludur. AKP, şimdi bu söylemi kendi konumuna uyarlayarak kullanmaya devam ediyor.

Bu söylemin içi o kadar boş ki, tartışmaya bile değecek gibi görünmüyor.

Bir yandan da Gezi'nin ve 17 Aralık'ın bir "darbe girişimi" olduğu iddia ediliyor. Bu iddia, solun "darbe karşıtı olmayan" kesimleri açısından bir önem taşımasa da, AKP'nin bu süreçleri az sarsıntıyla karşılamasının arkasında yatan çok temel bir argüman aslında.

AKP, uzun yıllardır süren iktidarı boyunca, toplumun büyük kesimleri tarafından, askeri vesayete karşı görünen, baskı altındaki müslüman kimliğe öyle ya da böyle nefes aldıran, ekonomik olarak ise istikrar sağlayan bir parti olarak görüldü.

Askerin siyasete karşı müdahalelerinde, bu müdahaleleri "göğüsleyen" görüntüsü, bugün atılan "dik dur eğilme, bu millet seninle" sloganının temelini oluşturdu. Şapkasını alıp çıkan değil, vesayete karşı çıkan ve hatta vesayeti gerileten görüntüsü, toplumun büyük çoğunluğunun AKP'nin arkasında durmaya sevketti.

Şimdi, AKP'nin yolsuzlukları etrafa saçılmışken, bu yolsuzlukların üzerini örtebilmek için bir yandan darbecileri de aklamaya çalışan ama öte taraftan da AKP'ye karşı her hareketi "darbe" olarak yaftalamaya çalışanlar türedi.

Bir park için toplanan insanlara akla izana gelmez bir şiddet uygulayarak devasa bir sokak hareketine yol açan hükümet, bu şiddetten dolayı sorumlu değil de, bu şiddete karşı canı pahasına sokağa çıkanlar "bir planın parçası".

Akla hayala gelmeyecek paralar, rüşvetler suç değil de, bunu gündeme getirenlerden dolayı, "yolsuzlukların açığa çıkması" darbe.

Türkiye solunda baskıya faşizm deme hastalığı gibi AKP'yi aklamaya çalışanlarda da, AKP karşıtı her harekete darbe deme hastalığı olduğundan darbenin ne olduğunu uzun uzadıya tartışmayacağım.

Hatta, ileri gidip, bu tezi kabul edeceğim.

Gezi de, 17 Aralık operasyonu da darbedir.

O halde, AKP darbeye karşı mücadele etmeli, öyle değil mi?

Darbeye karşı mücadele, hayırlıdır.

Darbeye demokrasi ile direnilir.

Darbecilerin, iktidarı toplumun büyük kesimlerine rağmen, hatta toplumun büyük kesimlerine karşı ele geçirmek isteyenlerin ilacı, demokrasidir.

Eğer bir darbe tehdidi varsa, demokrasinin bütün kanalları, bütün imkanları seferber edilmeli ve toplumun bütünün düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlükleri yanı sıra temsil hakkı da garanti altına alınmalıdır.

O halde, seçim barajı düşürülmeli, toplumun bütün kesimlerine temsil hakkı sağlanmalıdır.

Özel yetkili mahkemeler, kaldırılmalıdır.

TMK, kaldırılmalıdır.

2911 sayılı "gösteri yürüyüşleri kanunu" kaldırılmalıdır.

Askeri mahkemeler tamamen tasfiye edilmeli, askerlerin bütünüyle sivil mahkemelerde yargılanması sağlanmalıdır.

Devletin her türlü konumundaki bürokratlar hakkında soruşturmaların izne tabi olmasına son verilmelidir.

HSYK bırakın 2010 referandumundan geriye götürülmeyi, tamamen demokratik işleyişin hakim olduğu bir yapıya dönüştürülmelidir.

Dokunulmazlıklar kaldırılmalı, devletin bütününe ama istisnasız bütününe şeffaflık hakim olmalıdır.

Savcılık makamı, yargı makamının bir parçası olmaktan çıkarılıp, savunma ile eşit konumlara indirilmelidir.

Kolluk kuvvetleri hakkında, işine gelince yer değiştirme yapıp, işine gelince katil olduğu halde yargılanmasının önünü tıkayan her türlü yasal mevzuat değiştirilmelidir.

Darbeye, demokrasi ile direnilir.

Bir yandan "kazanılmış" demokratik adımları budayarak, bir yandan darbecileri aklamaya çalışarak, bir yandan da sokaklarda terör estirilerek darbeye direnilmez.

Tamam, ikna olduk "darbe" girişimlerine, tamam "tehlikenin farkındayız". O halde, gereğini yapın.

 

Ersin TEK

27.01.2014

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.