Kımıl'dan günümüze

27 Ağustos 2012 17:59 / 1969 kez okundu!

 


53 yıl önce, 31 Ağustos 1959 tarihinde, Diyarbakır'da yayınlanan İleri Yurd Gazetesi'nde "KIMIL" başlıklı bir yazı yayımlanır. Yazının yazarı, hepinizin yakından tanıdığı, 29 Eylül 1992 tarihinde Diyarbakır'da Katledilen, Kürt Bilgesi Musa Anter'dir.

Gaziantep'te yaşanan, kendisine insanım diyen herkes tarafından lanetlenmesi gereken, insanlık dışı bir eylemle ilişkilendirilen "Kürt sorunu", yoğun biçimde gündeme geldi ve yoğun biçimde tartışılmaya başlandı. Bugünlerdeki yazışmaların, tartışmaların hangi düzeyde ve boyutta olduğunu, nasıl seyrettiğini hep birlikte okuyoruz, biliyoruz, görüyoruz, yeniden tekrarlamaya ve hatırlatmaya gerek yok. 1959 yılında "KIMIL" yazısı etrafında kopan fırtınayı hatırlamak daha anlamlı diye düşünüyorum.

1959 yılında "KIMIL" yazısı yayınlanır yayınlanmaz, Türkiye'nin gündemine oturur, o tarihlerde. İşte bu basit bir yazı ile başlayan tartışma ve yazışmalar hangi boyuttaydı hatırlamakta yarar var. Bu anlamda o günden bugüne bir yolculuk yapalım istiyorum. Kımıl yazısını okumamış ve okumak isteyen arkadaşlar için bu yazının sonuna tamamını alıntıladım.

Yazıda en çok tepki alan, Kürt'çe bir şiirin yer almasıdır. Kürtçe şiirde işlenen ana konu ise şudur: Siverekli bir kız, Kımıl'lı sade samanı kalan bir torba buğdayı, çerçiye (İşportacı) götürür. Çerçi buğdayın işe yaramadığını görünce, bu buğdaya karşılık mal veremeyeceğini söyler. Kızcağız da bu üzüntüsünü Kımıl'lı türküsüyle dile getirir... "Apo (Amca) ne yapalım kımıl geldi biz fakirlerin buğdayını yedi. Sen de böyle dersen biz ne yapalım.?" der.

İşte özetle bu satırların Kürtçe'sinin yer aldığı şiirin arkasından, ülke genelinde basında oluşan tepki ve hava üzerine, zamanın DP hükümeti de gazete sorumluları ve yazının yazarı hakkında dava açar.

Tam da bu noktada yaşananların ilginç tarafı, o dönemde bu yazıya karşı ilk tepkiyi başlatan ve tepkilerin başını çeken kim biliyor musunuz?

Günümüzde, Neo İttihatçı, "Kemalist-Ulusalcı-Solcu" çizginin başını çeken İlhan Selçuk'un Cumhuriyet gazetesi ve Ulus gazetesi. Ne kadar ilginç değil mi?

O dönemin Cumhuriyet gazetesinin ilk tepkileri şu satırlarla dile getirilir:

"Doğu illerimizden birinin merkezinde çıkan bir gazetede anlaşılmaz sebeblerle Kürtçe bir şiir neşrediliyor."

Bu şekilde 6 Eylül 1959 tarihindeki nüshasında, önce suçu(!) tespit eden Cumhuriyet gazetesi, sonra o ilin valisine neden anında müdahele etmediğini ve daha gazete çıkmadan engel olmadığının hesabını sorararak şöyle devam eder:

"İnsaf edelim. Bu Doğu ili İstanbul değil ki, 20-30 gazete çıksın da insan meşgul bir gününde hepsine bakamasın. Sonra hadi kendisi bakamadı, o il merkezinin zabıtası yok mu, adliyesi yok mu?"

Evet, gördüğünüz gibi, 1959 yılında Kürtçe şiir yazmak bile Cumhuriyet gazetesinin ve destekçilerinin sinirlerini o kadar zıplatmış ki, Vali'den, Zabıta'dan ve Adliye'den bile hesap soracak kadar ileriye götürmüşler işi.

Hatta o günlerin havasına uygun olarak oluşturulan linç havası içinde, işi o denli ileri boyuta götürenler olmuş ki, 19 Eylül 1959 tarihli sayısında Ulus gazetesi, bakın oluşturulan linç havasını nereye taşıyor:

"Suçlu: Kürtçe şiiri yayınlayan Diyarbakır'da İleri Yurd adlı gazete. Vali'ye, bu ne iştir diye sormuşlar. 'Bilmiyorum meşgul olacağım' demiş. Bir soru da benden: Bu gazeteye kim kağıt veriyor"

Görüyorsunuz değil mi? Günümüzün ayrımcılık şampiyonları o tarihte yaşamış olsaydı belki de şunun hesabı bile soracaklardı:

"Bu adamlara kim ekmek satıyor? Bu adamlara kim gıda maddesi satıyor? Kim bunlara su veriyor. vs."

Yıl 1959 Kürtçe şiir yazanlar önce "suçlu! ilan edilip" sonrasında ise "nasıl bunlara nasıl kağıt verirsiniz" tarzında linç ortamına maruz bırakılırlar. Kımıl'ın yayınlandığı günlere göz atmaya devam edelim.

O günlerin oluşturulan linç ortamında, eline taşı alan "vurun K..." mantığı ile, Musa Anter'e ve gazeteye saldırırken, Musa Anter yazısında şöyle der:

"Üzülme bacı seni Süne (Kımıl) ve Sünme'nin ıstırabından kurtaracak kardeşlerin yetişiyor artık..."

Gerçekten de bu kardeşlerin sesi o dönemde önce Ödemiş'ten gelir. Ödemiş'te yayımlanan Cephe İsimli gazete her türlü baskıyı göze alarak, Diyarbakır'a Ödemiş'ten destek verir:

"İstanbul Gazeteleri Kıyamet koparıyor. Diyarbakır'da çıkan İleri Yurd gazetesi Kürtçe bir şiir neşretmiş. Bakın Küstaha. Genelevlere kadar 'Welcome' diye Amerikanca yazılan memleketimizde, Kürt'çe şiir Garbi'lik şerefimize dokunuyor.......İleri Yurd gazetesi mesullerini, vatan cephesine ihanet suçundan idam etmek caizdir."

Günümüzde de, Kımıl'a desteğine veren Ödemiş'lilerin sesine o kadar ihtiyaç var ki. Bu konu artık, Ödemiş'li kardeşlerimizin ortaya çıkıp olaya el koyması ile çözülecek diye düşünüyorum.

Aksini düşünmek bile istemiyorum. Ya olacak. Ya olacak. Başka çare yok.

Bu hafta 1 Eylül "Dünya Barış Günü"nü de kutlayacağız, hep birlikte. Her Dünya Barış Günü'nde, savaş tamtamları, savaş sloganları ve glu glu dansları ile bu günü kutlama iki yüzlülüğü ve sahtekarlığını duymak, bana sıkıntı veriyor. Her Dünya Barış Günü'nde, özünde savaş yanlısı olanların sahte barış taleplerini duymak, yüreğime bir hançer gibi giriyor. Gerçek barışı, Ödemiş'li kardeşlerimle birlikte omuz omuza kutlamak istiyorum.

Sevgi ile kalın.


Ergün EŞSİZOĞLU

27.08.2012


NOT: 31 Ağustos 1959 tarihinde İleri Yurd gazetesinde yer alan Kımıl yazısını sizler için aşağıya alıntılıyorum. Bu konuyu detaylı öğrenmek isteyen arkadaşlar Avesta yayınevinden çıkan Kımıl isimli kitaptan edinerek öğrenebilirler. Kürtçe şiirde geçen Apo; amca anlamındadır.

***

KIMIL

Asırlar boyunca iktidarların sui zannı altında yaşayan Şark halkı, maruz kaldıkları her zulum ve afeti ancak müzikle ifade etme imkanı bulabilmişlerdir.

Bu babta halen halkımız arasında binlerce arya, opera, piyes, senaryo vesair modern edebi çeşnilere mevzu olabilecek eserler vardır. Bu makalede okuyacağınız parça, bu tip eserlerden alınmıştır. Mevzu şudur:

"Bi çiya ketim lo apo, çiya melûl bûn rebeno
Ceh seridî lo apo, genim hûr bûn evdalo
Qimil hatî lo apo, bi refa ye rebeno
Xwar genimî lo apo, hiştî ka ye rebeno
Hat qimil lo apo, ji zozanolo apo
Xwar genimê me, xizana lo apo
Ro hatibû lo apo, wexta dana lo apo
Pez herikî lo apo, ser şivana rebeno
Car kulekê me man apo, li ser guhana rebeno"

Siverekli kızın senelerden beri Şark'ı perişan bir hale sokan Kımıl afetine karşı bu necip ve içli ifadesine bir şey katmak istemiyoruz.

Tahmin ediyoruz ki, bu afetten ıstırap duyanlar yukardaki ifadeyi karine dahi olsa anlatmakta güçlük çekmeyeceklerdir.

Mamafih kızımız demek istiyor ki: "Apo (Amca) Kımıl geldi bizi bu sefil ve perişan hale soktu, bari sen insaf et, yapma"

Üzülme bacı, seni süne ve sünmenin ıstırahından kurtaracak kardeşlerin yetişiyor artık...


Musa Anter
İleri Yurd Gazetesi/Diyarbakır
31 Ağustos 1959

(Avesta yayınevinden çıkan Kımıl isimli kitaptan alıntılanmıştır.)

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.