İsmail Beşikçi Hocayla

17 Eylül 2012 15:46 / 2898 kez okundu!

 


İsmail Hoca ile yolum, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, Gölcük Sıkıyönetim Komutanlığına bağlı Seymen askeri cezaevinin bir koğuşunda kesişti. Seymen'den Adapazarı cezaevine götürülene kadar sürdü koğuş arkadaşlığımız.

İsmail Hoca'nın uluslararası Hrant dink vakfı ödülü'nü aldığını basından ve iletişim organlarından okuduğumda, Sevgili İsmail Beşikçi hoca ile, 12 Eylül'den sonra askeri cezaevinde birlikte geçirdiğimiz günler, bir film şeridi gibi gelip geçti gözümün önünden.

İsmail Hoca'yı anlatmaya sayfalar ve kelimeler yetmez. Onunla yaşamak gerekir, ona ithafen söylenen şeylerin ne kadar doğru olduğunu, hatta ve hatta hocayı yansıtmakta ne kadar az bile olduğunu anlamak için.

Onu İstanbul'dan Gölcük'e bir soruşturma için getirmişlerdi. Bizi de bir grub arkadaşla birlikte Konca askeri cezaevinden, yine aynı il (Kocaeli - İzmit ) sınırları içinde yeni açılan Seymen askeri cezaevine bir gece ansızın, apar topar alıp getirmişlerdi. Yolda hepimizi, 12 Eylül'ün o karanlık günlerinde nereye götürüleceğimizi ve sonumuzun ne olacağını bilememenin verdiği bir kuşku ve karamsarlık kaplamıştı. Seymen'e geldiğimizde hepimizin yüzündeki rahatlama ifadesi görülmeye değerdi.

Gençliğimin en güzel yıllarını benden çalan, çete lideri, darbeci Kemalist Kenan Evren'e yıllar geçse de kırgınlığım ve kızgınlığım azalmadan devam etse de, gıyabında tanıdığım İsmail Beşikçi Hoca gibi bir çok değerli insanları tanımama, arkadaşlıklar edinme me vesile olması anlamında da anlamlı buluyorum o yılları ve yaşadıklarımı.

Bir gün İsmail Hoca ile aynı gün, aynı askeri savcıya, Yüzbaşı Avni Emirler'e, ifade vermeye beraber götürüldük. Avni Emirler'in özelliklerinden bir tanesi de, sorguladığı kişileri, savunduklarını inkar etmeye, arkadaşlarını ihbar etmeye, vs ye kendince ödüller vererek teşvik etmesiydi.

İlk önce beni alıp götürdüler Avni Emirler'e, konulduğumuz adliye hücresinden. Savcı yargılanacağım dosyada kod adı ile yer alan "Dayı Kemal" isimli bir şahsın gerçek ismini söylememi, söylemem halinde benim için iyi şeyler yapacağını ve çok hayrıma olduğunu söyledi, "Dayı Kemal" denen şahsı tanımadığımı söylemem üzerine, kovarcasına, aşağılayarak hücreye geri gönderdi. Benden sonra İsmail Hocayı hücreden alıp götürdüler Avni Emirlere', sorgu için.

İsmail Hoca sorgudan geri geldiğinde, biz hücredekiler ona nasıl geçtiğini sorduğumuzda, o her zamanki güleç yüzü ile, naif, sakin ve tane tane anlatan uslubuyla anlattı sorgusunda geçenleri bize.

Avni Emirler ona "Çorumlu bir Türk'sün neden bunlarla bu kadar ilgileniyorsun. Gel ifadende Kürt diye bir şey yoktur de ben de bu sorguyu kapatayım" der. İsmail Hoca da ona cevaben "Siz bana 2+2 nin 5 ettiğini, nefes almadan yaşanabileceğini söyler ve ispat edebilirseniz, ben de size bir sosyolog olarak Kürt'lerin olmadığını söyleyebilirim, nasıl nefes almadan yaşanamayacağı ilimsel bir gerçeklikse, Kürt'lerin varlığı da bir gerçektir" der.

İnandığı doğrulara ne kadar hakim olduğunu ve ne kadar inançlı biçimde onları savunduğunu, birlikte geçirdiğimiz günlerde daha da iyi anlıyorduk. Koğuşta bizlere yabancı dil öğretme konusunda da Hoca olarak emeği geçerken, onun okuduklarını hiç unutmama özelliğinden dolayı koğuşun ayaklı kütüphanesiydi de. Hangi konuda kafamıza bir şey takılsa yada bir kitaptaki alıntıya ihtiyacımız olsa Hoca bıkmadan usanmadan bizlere yardımcı olurdu. Koğuşun duvarında yayınladığımız "Ekin" köşesine de yazıları ile katkısı büyük olmuştu.

Hele cezaevi idaresinin bıyık kesme operasyonunda, bıyıkları olmadığı halde bizimle birlikte tavır koyması, narin yapısından dolayı "Hocam, sen katılma istersen" dememize rağmen, askerlerin bile büyük saygı duydukları hocaya sen kenarda dur demesine rağmen, o bizlerle kolkola olmaktan geri durmadı.

Hepimizin, hocası, abisi, arkadaşı ve korkusuz yürekli bir eylem arkadaşı idi.

Bu ödülü en fazla hak edenlerden birisi olduğunu düşündüğüm, sevgili İsmail Beşikçi'yi bu vesileyle anarken, kendisini kutlar en güzel şeylerin kalan ömründe ona hep eşlik etmesini dilerim.

Sevgiyle kalın.


Ergün EŞSİZOĞLU

17.09.2012


Not: Bir kaç hafta anayasa üzerine başladığım yazıları yazmayı düşünüyordum. Hoca'nın ödül alması üzerine bu hafta ara verdim. Haftaya kaldığımız yerden devam ederiz.


> İsmail Beşikçi, Uluslararası Hrant Dink Ödülü'nü aldı/izmirizmir.net

> Kırk yıl sonra Sarî Xoce Dîyarbekir'de - Şeyhmus Diken

> Avrupa, Kürdler ve Kürd kimliği - İsmail Beşikçi

> İsmail Beşikçi Hakkında


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.