1982 Anayasası'nın dili

24 Eylül 2012 15:46 / 1629 kez okundu!

 


1980 Darbesinden sonra Gölcük'te tutuklu bulunduğumuz askeri tutukevinde, yeni anayasa için, 7 Kasım 1982 tarihinde yapılacak halk oylamasında bizlere (tutuklulara) oy kullanma hakkı verilmediği için bu şansımızı ne yazık ki kullanamadık. Düşünebiliyor musunuz, yeni bir anayasa ile yönetileceğiz, bu yeni anayasa yaşamımızı belirleyecek ama bizlere oy kullanma hakkı verilmiyor. Böylece yüzbinlerce tutuklu 82 Anayasası oylamasında oy kullanamadı.

En azından benim için konsensüs sağlamayan bu anayasa, kabul edilebilir bir şey olamazdı benim adıma. Bu yüzden yargılandığımız dava'nın ilk duruşmasında söz alarak "İlerki yaşamıma yön verecek olan anayasa oylamasında oy kullanma hakkımın verilmemesini protesto ediyor ve bu anayasaya Hayır dediğimi belirtir ve bu söylediklerimin kayıtlara geçirilmesini istiyorum" dedim. Talebim üzerine söylediklerim kayıtlara geçirildi.

Bilindiği üzere Anayasa'lar devletle birey arasında yapılan bir sözleşmedir. Bu sözleşme, "Birey"in öncelikle devletten beklediklerini, devletin hizmet etme misyonun ne olduğunu ve nasıl yapılacağını, ve de bireyin devlete karşı sorumluluklarını belirler .

Yeni bir Anayasa yapma sürecindeyiz. Bu süreçte toplumun bütün birimlerinde yer alan bireylerin ve toplulukların nasıl bir Anayasa istediklerini, nasıl bir sistemde yaşamayı düşündüklerini mutlaka ve mutlaka yüksek sesle dile getirmeleri gerekmektedir.

Yapılması düşünülen yeni Anayasa, 1982 yılında silahların gölgesinde, şeffaf zarflarla yapılan darbe Anayasasının değiştirilmesini hedefliyor. 1982 Anayasası'nın değiştirilmesi konusunda, Ulusalcı-Solcu-Kemalist'ler hariç, bütün siyasi taraflar arasında bir konsensüs sağlanmış görünüyor.

Yeni bir Anayasa yapılacaksa her şeyden önce 1982 Anayasası'na neden karşı olduğumuzu belirtelim ki yenisini yapacak zemin de oluşsun. Bu yazımda da 1982 Anayasa'sının diline ilişkin görüşlerimi belirtmek istiyorum. Gerçi tek başına bir birey olarak görüşlerimi yazmam ne kadar anlamlı onu da bilmiyorum ama Fuzuli'nin dediği gibi "Söylesem faydası yok, Sussam gönlüm razı değil". Ben yine de "denize atacağım" yazdıklarımı.

1980 darbe Anayasa'sını yapan darbeci çetenin terörist başı Kenan Evren'in daha Anayasa oylaması hakkında ki konuşmalarına bakıldığında, sürekli olarak bir şeyin altını önemle çizdiği görülür. Mesala 24 Ekim 1982 de yaptığı konuşmasında şöyle der:

" ...... 12 Eylül öncesinin olayları yeniden yaşanmak istenmiyorsa, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmesi arzu edilmiyorsa .... " İşte böylece 1982 darbe Anayasa'sında hayat bulacak dilin temelleri atılır.

Dikkat ederseniz bu dilin temel mantığı şudur: "Devlet'in Ülkesi ve Milleti". Yani önce Devlet vardır. Sonra bu Devlet'in Milleti vardır, Devlet'in Ülkesi vardır.

Anayasa'nın ve sonrasında da yaşamın merkezine, önce Devlet'i oturtan bu anlayış, giderek Anayasanın her köşesine sızmaya başlar. 1982 darbe Anayasası okunduğunda görülecektir ki bu anlayış her tarafa sızmıştır ve yaşadığımız bütün sorunların temel kaynağı da bu dildir.

Somut bir örnek verecek olursam, Anayasa'nın değiştirelemez maddeleri arasında yer alan Madde 2 ye bakıldığında bu anlayışın ve dilin yeni anayasaya nasıl nüfuz ettiği ve yerleştiği görülür.Anayasa ikinci madde aynen şöyledir: "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı "İstiklal Marşı"dır. Başkenti Ankara'dır."

Dikkat ediyor musunuz darbeci başı terörist Kenan Evren'in konuşmalarında iki adet olan devlet'e ilişkin özellik, darbeci Anayasada kaç adet olmuş? Bunların hepsi devletin alt öğeleri. Millet devletin diğer öğeleri ile yan yana olan bir öğe. Devletin öğesi olan unsurlardan bir tanesi de "Devletin Dili".

Halbuki devletin dini, dili, cinsiyeti, ırkı, vs si olmaz. Olmamalıdır da, diye düşünüyorum.

Eğer bir şey olacaksa, bu da Millet'in devleti, Ülken' in devleti, Bireylerin devleti, vs olur. Devlet hizmet üreten bir mekanizmadır. Şayet olacaksa Devletin hizmet dili olur. Bu başka bir şeydir, Devlet'in dili ise bambaşka bir şeydir. Zaten Devlet dili denildiği için de halkın konuştuğu, var olan diller red edilmiş ve yasaklanmış. İşte böylece bugün yaşadığımız bir soruna kaynak olunur yıllarca.

Eğer yeni bir Anayasa yapılacaksa her şeyden önce Anayasa'ya nüfuz eden bu dil terkedilip, Anayasa'ya sızan bu eski dilin bütün sızıntıları tespit edilip, yerine Devlet'i bireye hizmet eden bir mekanizma olarak gören anlayışı yansıtan farklı bir dil egemen olmalıdır diye düşünüyorum.

Sevgiyle kalın.


Ergün EŞSİZOĞLU

24.09.2012

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.