Kayıp Nehir-Lost River

24 Mayıs 2018 22:32 / 496 kez okundu!

 

 

Basit bir hikayeyi karmaşık bir görsellikle paketleyen Gosling, Avrupa Art-House sinemasının izini sürüyor. Sinemanın özel tadlarını sevenlerin hoşlanacağı türden...

 

*****

Kapkara, capcanlı bir masal...

Kayıp Nehir-Lost River


Yönetmen: Ryan Gosling
Oyuncular: Christina Hendricks, Ian De Casteckaer, Matt Smith

Son yılların gözde aktörü Ryan Gosling ilk yönetmenlik deneyiminde şaşırtıcı bir sinema dili kullanıyor. Basit bir hikayeyi masalsı, gerçeküstücü bir görsellikle süslüyor. Son yıllarda birlikte çalıştığı Danimarka asıllı yönetmen Nicholas Winding Refn esintileri taşıyan renkler, sentetik atmosfer, arka planı döşeyen etkileyici saykodelik müzik boşa atılmayacak bir ilk film ortaya çıkarıyor. Esinlendiği diğer ustalar arasında David Lynch, Dario Argentino hatta Bunuel bile sayılabilir. Öyküyü anlamak veya anlatmak için çok gayrete gerek yok, kapkara atmosfer ve camp (bilinçli bayağı estetik) görsellik seyirciyi esir alıyor.

Hikaye Detroit'in terkedilmiş, metruk mahallerinin ürkütücü atmosferinde bir annenin iki çocuğuyla hayatını sürdürebilmek için verdiği mücadelenin damarından besleniyor. Hayaller ve çıkışsızlık ön planda yer alıyor. Gençlerin para kazanmak için hurda toplamaktan başka bir çaresi olmadığı mahallelerde en zalim olan kraldır. Bull'da (Matt Smith) boş sokaklarda krallığını ilan eden bir tipdir. Anne Billy (Christina Hendricks) ise para kazanmak için çareyi Grand Guignol tiyatrosunda kanlı şovlara çıkmakta bulur.

Grand Guignol 1900'lü yılların başında Paris'te ürkütücü, kanlı gösterilerin sahnelendiği bir tiyatro sahnesi. Eva Mendes'in canlandırdığı Cat karakterinin yönettiği tiyatro, öykünün masalsı atmosferini renklendiriyor.

Filme kan kırmızısı, mor, koyu mavi renk paleti hakim. Yanan evler, mor yansımaların boyadığı nehir kadrajları, görüntü yönetmeni Benoit Deloe'nin mevzu aşırılık olduğunda ne kadar yaratıcı olduğunun kanıtı. Zaten Gasper Noe gibi ekstrem sınırlarda dolaşan bir yönetmenin değişmez kameramanı. Müzikleri besteleyen Johnny Jewel tınılarıyla hipnotik bir ton yakalıyor, öykünün bulanık kafasını daha da bulandırıyor.

Basit bir hikayeyi karmaşık bir görsellikle paketleyen Gosling, Avrupa Art-House sinemasının izini sürüyor. Sinemanın özel tadlarını sevenlerin hoşlanacağı türden...

 

Emin YEĞİNBOY

23.05.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.