Karl Marx'ın Gençlik Yılları

22 Mayıs 2018 01:43 / 379 kez okundu!

 

 

Komünizmin umut dolu doğuşu

Komünizmin artık romantik bir geçmiş olduğu günümüzde, neden ve nasıl çıktığına muhakkak tanıklık edin.. 68 kuşağının çok şey anımsayacağı bir film.

 

*****

 

Karl Marx’ın Gençlik Yılları

 

 

Yönetmen: Raoul Peck

Oyuncular: August Diel, Stephan Korske, Vicky Krieps

Alman vatandaşı Karl Marx yazdığı Komünizm Manifestosu ve Kapital ile insanlık tarihinin en önemli sosyal değişimlerinin teorisini yarattı. Onun fikirleri insanlığın makus talihini değiştirmese de idealin ne olduğunu ortaya koydu. Film 25 yaşındaki Karl Marx’ın düşüncelerinin tomurcuklandığı 1843 yılından açılıyor. Yazılarını yayımlayan Ren gazetesi kapatılır, gazeteciler tutuklanır. Yoksulluk sınırındaki yaşamını karısı Vicky ile Paris’e taşır. Buradaki ikameti de uzun sürmez, sınır dışı edilir. Friedrich Engels ile kader birliğine dönüşecek dostluğun temelleri burada atılır. İplik fabrikası sahibi babasının yanında çalışan Engels, işçilere yapılan sömürünün farkındadır. Onların acılarını dertlerini yansıtan yazılar yazmaktadır. Engels uzaktan Marx'ın yazılarını takip etmekte ve beğenmektedir. 


Belgeselden gelme yönetmen Raoul Peck komünizmin doğuş öyküsünü, temel tartışmaların ışığında, sağlam bir metin ile yansıtıyor. Olayın heyecanını da gittikçe artan bir dozda seyirciye hissettiriyor. Bakunin, Proudhon gibi dönemin anarşist düşünürleri de öyküyü tamamlıyor. İşçi hayatındaki yoksulluk özenli bir dönem çalışmasıyla karşımıza geliyor. Keşke film komünizm tarihini anlatan bir üçleme olarak düşünülseydi. Bertolucci’nin “1900” ikilemesi gibi. Proletarya burjuvazi savaşları insanoğlu var oldukça sürecek. 


August Diehl, Marx’ı inandırıcı bir performansla canlandırıyor. Farklı karakter, aynı düşünce insanı Engels’te Stephan Konarske nüansları gayet iyi veriyor.


Filmden çıkarabileceğimiz mesaj 1840’lı yılların işçi sömürüsü, çocuk işçiler, baskıların kapitalizmde daha da artarak sürdüğüdür. Thomas Pketty “21. Yüzyılda Kapital” kitabını boşuna yazmadı.


Finalde insan eşitliği için mücadele etmiş tüm önemli, isimler perdeye yansırken Bob Dylan "like a rolling stone" diye sesleniyor. Müthiş, göz yaşartan bir final. 


Komünizmin artık romantik bir geçmiş olduğu günümüzde, neden ve nasıl çıktığına muhakkak tanıklık edin.. 68 kuşağının çok şey anımsayacağı bir film.

 

 

Emin YEĞİNBOY

 

20.05.2018

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.