BİR GÖÇMEN OLARAK KÜÇÜK PRENS ve WOYZECK'İN MASAL KAHRAMANI

22 Ocak 2016 13:07 / 1481 kez okundu!

 

 

Onun hikâyesi hiçbir zaman bir göç hikâyesi olarak okunmamış olsa da edebiyatın en tanınmış göçmen karakterlerinden biri hiç kuşkusuz Antoine de Saint Exupery tarafından hayat verilen Küçük Prens’tir. O evrendeki sayısız gezegen arasındaki bir gezegenden dünyaya göç etmiş; gerek yolculuğu sırasında gerekse dünyada geçirdiği zaman boyunca bir göçmen olarak yaşamanın getirdiği yalnızlık, yabancılık, parçalanmışlık, yoksunluk, yoksulluk gibi  halleri ve onların getirdiği travmaları yaşamıştır.

Her göçmenin yüz yüze gelebileceği üzere Küçük Prens’in de yaşadığı en temel yabancılıklardan biri fiziksel mekânla ilgilidir. Ev kadar küçük bir gezegende, tüm öğelerini tanıyıp bildiği bir fiziksel mekânda yaşarken kendisini ucu bucağı görünmeyen dünyanın bitimsiz bir çölünde bulan Küçük Prens’in yeni ortamına alışması kolay olmayacaktır. Küçük Prens’in göç ettiği yerle olan yabancılığına kaçınılmaz bir yalnızlık eklenir. İçine düştüğü çölle temsil edilen sonsuz dünya yalnızlığı, uçağı bozulduğu için oraya inmek zorunda kalan bir pilot olan ve içinde hâlâ taşıdığı çocukluk yüzünden büyüklerin dünyasında yadırganan anlatıcı karakterle kısmen yarılsa da, hiçbir zaman tam anlamıyla yok olmayacaktır. Yalnızlığını azaltmak için  karşısına çıkan yılan, tilki gibi hayvanlarla dost olmaya çalışır.

Küçük Prens tüm göçmenler gibi kendisini yanına yaklaşanlardan sakınır. Hikâyesini kolay kolay paylaşmayan, karşısına çıkanlarla arkadaş olmaya karar verdiğinde bile olup biteni anlatmakta çekingen davranan çoğu göçmen gibi onun da nereden, hangi nedenle, nasıl geldiğini, kalıcı olup olmadığını öğrenmek kolay değildir. Çocukken büyüklerin nesnel bakış açılarına karşılık gelmeyen resimler çizen ve anlattıklarını anlamayan büyüklerin eleştirilerinden yorulup ressam olmak yerine pilot olmayı seçen anlatıcı karakter, Küçük Prens ile resim çizme yoluyla arkadaşlık kursa bile onun hikâyesini öğrenebilmek için çok uğraşır. Yola çıktıklarında yola çıkmalarının nedenini oluşturan acıları içlerine gömen ve onları yeterince güvende olduklarına inanmadan kimselere anlatmayan çoğu göçmen gibi Küçük Prens de ketumdur. Anlatıcı karakterin  sorduğu soruları duymazdan gelir; ancak her göçmen kaçınılmaz biçimde geldiği yeri içinde, yüzünde, dilinde taşıdığı için onun hikâyesi de bir biçimde anlaşılacaktır.

Kendisini ön yargılara ve yabancı bir dünyanın olası kötülüklerine karşı sakınmak isteyen bir göçmeni ele veren en önemli unsurlardan biri dildir. Saklanmak istenen geçmiş ve geride bırakılan yere dair  kesitler,  öncelikle dil aracılığıyla anlaşılır. Küçük Prens  anlatıcı karakterin uçağıyla çöle düşmüş olan bir pilot olmasına atıfla ona hangi gezegenden geldiğini sorar. Yeryüzünde dolaşan bir insana hangi gezegenden geldiğini sorabilecek biri, olsa olsa başka gezegenden gelmiş biri olabilir; çünkü dünya insanları birbirlerine  hangi ülkeden, hangi kentten, hangi sokaktan geldiği yönünde sorular  yönlendiren kimselerdir. Öte yandan yeryüzündeki çoğu göç hikâyesinde, gelinen yer ile varılan yer arasındaki fiziksel, sosyo-ekonomik, kültürel mesafe öyle büyüktür ki bir göçmen sıklıkla kendisini başka bir gezegene gitmiş gibi duyumsar.

Küçük Prens başka bir gezegenden geldiği ortaya çıktığında bile gezegeni hakkında bilgi vermeye yanaşmaz; ancak resimler gibi cümlelerin sakladıklarını da irdelemeye meraklı olan anlatıcı karakter, Küçük Prens’in konuşmaları aracılığıyla gelinen gezegenin nasıl bir yer olduğunu anlamaya başlar. Anlatıcı karakterden gezegenine götürmesi için bir koyun çizmesini isteyen ve içinde koyun olduğu varsayılan sandık resmini hayvanın varlığıyla birlikte  algılayan Küçük Prens, koyunu bağlaması için bir ip ile bir kazık çizmek isteyen anlatıcıya kendi gezegeninde koyunun  kaçabileceği bir yer olmadığını söyleyince geldiği yerin boyutu ortaya çıkar. Onun yaşadığı gezegen,  bir evden biraz daha büyüktür. Küçük Prens’in koyunun ağaç fidanlarını yiyebileceği bilgisine gösterdiği sevinç ise, onun gezegeninde baobab tohumları olduğunun, baobab fidanlarını küçükken bulup koparmazsa onların  gezegenini sarıp, kökleriyle delik deşik ederek çatlatacağının öğrenilmesine yol açar. Küçük Prens her sabah elini yüzünü yıkadıktan sonra gezegenine çeki düzen vermek, gül fidanlarından ayırt etmekte zorlandığı baobab fidanlarını ayıklamak zorundadır. Tek eğlencesi ise  gezegenin boyutundan dolayı çok sayıda olan gün batımlarını seyretmektir.  Fiziksel ya da yaşamsal açıdan kısıtlı alanlardan gelen her göçmen gibi Küçük Prens de göç ettiği yerin koşullarını kabullenmekte zorlanır. Kendisini bazen gezegenindeymiş gibi duyumsar; alışkanlıklarından bir anda kopamaz; örneğin kendi gezegeninde güneşin batışını sıklıkla gördüğü için saati gelmeden önce güneşin batışını izlemeye gitmek ister.

Göç etmeye karar vermişlerin bırakacakları yerle vedalaşmaları her göçmen için ortak bir trajedidir. Küçük Prens de yola çıkmadan önce gezegeniyle vedalaşır.  Yaşadığı mekânı sanki oraya geri dönecekmiş gibi düzenli  bırakmaya eğilimli çoğu göçmen gibi Küçük Prens de gideceği gün erkenden kalkıp gezegenini düzenler. Yanardağların içini süpürür; yeni yeşermiş baobab fidanlarını koparır; çok sevdiği, ama huysuzluklarıyla ona acı veren çiçeğini sular. Gezegeninden kaçmak için ise  bir yaban kuşu sürüsünün göçünden yararlanır. Yolculuğunun geride kalanı bilinmezliklerle, durak noktalarındaki çeşitli gezegenler ve orada yaşayanlara dair  düşündürücü karşılaşmalarla doludur. Dünya ise Küçük Prens’in gördüğü tüm gezegenlerden daha büyük,  daha şaşırtıcı ve daha sarsıcıdır.

Geri dönmek, gemileri yakıp gelmiş göçmenler için bile yok olmayan bir umuttur. Küçük Prens, gökyüzüne baktığında gezegeninin ne kadar uzakta olduğunu görse de yıldızların herkes geldiği gezegene birgün geri dönebilsin diye parladığına inanır. Göçmen,  hüznünü,  kederini, acısını gittiği yere taşıyan ve sürekli içi  kanayan biri olduğu için  Küçük Prens,  yıldızlara her baktığında hikâyesini ve acısını görür. Geri dönemeyeceklerini, dönseler bile geldikleri yeri bıraktıkları gibi  bulamayacaklarını bilen her göçmen gibi  Küçük Prens  de içinde onulmaz bir yara taşır. Yarası giderek derinleştiği için geri dönme umudunu arkadaş olduğu yılanın zehriyle ona sunacağı ölümle eşleştirir.  

Yabancılaşmanın, yalnızlığın, savaşın, sömürünün evreninde göçmen olmaya yazgılanmışların  hayatları  irdelenecekse Antoine de Saint Exupery’in yarattığı Küçük Prens’in en gerçek arkadaşı olsa olsa  Georg  Büchner’in Woyzeck oyununun bir bölümünde anlatılan masalın kahramanı olan o yalnız çocuk olabilir.  Georg Büchner’in 19. yüzyılda yazdığı tamamlanmamış oyunu olan ve baskıcı,  adaletsiz toplum düzeni karşısında sıkışan bireyin çaresizliğini dile getiren Woyzeck’in sahnelerinden birinde anlatılan masal, aslında oyun karakterlerinin hayatlarının bir başka biçimde anlatımıdır.  Masalda yeryüzünde kimsesi kalmadığı için gökyüzüne gitmek isteyen ve bitimsiz göçüne aya giderek başlayan çocuğun içine düştüğü açmaz  “Aya ulaşınca gördü ki ay bir odun parçasından başka bir şey değil. O zaman çocuk güneşe gitti. Güneşe vardığında bir de ne görsün; solmuş bir kasımpatı değil miymiş güneş. Yıldızlara gittiğinde…Yeryüzüne dönmek istediğinde bu kez de yeryüzünü parçalanmış bir çanak olarak karşısında duruyor buldu. Tek başına kalan çocuk oraya oturdu; ağlamaya başladı; hâlâ orada oturup ağlamaktadır ve yapayalnızdır.” şeklinde anlatılır. Her göçmen gibi Woyzeck’in masal kahramanı da bir yabancı olarak gittiği yerlerin itici gerçekliğiyle karşılaşmış; geriye döndüğünde ise kendisini paramparça bir dünyanın içinde bulmuştur.

Küçük Prens’in de, Woyzeck’in masal kahramanının da göç anlatıları, acılı bir yalnızlığın, korkulu bir yabancılığın, hiçbir zaman yeniden bütünlenemeyecek bir parçalanmışlığın  ifadesidir. Tıpkı yangın yerine dönmüş yeryüzünde her gün bir başkasına tanık olduğumuz öteki göçmen hikâyelerinde olduğu gibi…

 

Emel KAYIN

22.01.2016

(Bu yazı: “Emel Kayın, “Bir Göçmen Olarak Küçük Prens ve Woyzeck’in Masal Kahramanı”, Deliler Teknesi, 2015 /52” künyeli yayından aktarılmıştır.)

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.