Homeopati

11 Şubat 2009 16:03 / 4492 kez okundu!

 

Turkuaz denizin dövdüğü karşıyakanın küçük adası İstanköy (Kos) bir efsanenin başlangıcıdır. Tıbbın babası kabul edilen Hippokrates Ege Denizi içindeki bu adada doğmuş ve fikirlerini geliştirmiştir. O günden günümüze hala kendi bulduğu yöntemler kullanılmaktadır.

Temelde tıpla ilgili üç önemli tanımlama yapmıştır: 

• Natura medikatriks: Yani otonom sistemler (ki İnsan) dışarıdan bir etki olmadıkça fizyolojik döngüsünü sağlıklı bir biçimde devam ettirir.
• Antagonizma: Karşıtlıklar yasası da denebilir. Karşıt ilaçlar ile tedavi olarak anlaşılabilir; antihipertansif, antibiyotik gibi
• Similimum: Benzerlikler yasası da denebilir. Benzer ilaçlar ile tedavi olarak anlaşılabilir; donmalarda buzla ovmak gibi

Similimum daha sonrasında ne yazıkki Galen’in de etkisi ile biraz unutulmuştur. Daha sonra bu benzerlikler kuramından modern farmakolojinin babası sayılan Paracelsus ve birkaç başka hekim daha bahsetmiş ve bilgi vermiştir. Ama 1796 yılı bu konuda bir başlangıç olmuştur. Alman doktor Samuel Hahnemann’ın ilk homeopatik ilaç deneyi olan Kinin deneyi Homeopati için bir başlangıç sayılmış ve bugüne gelinmiştir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre de % 58’lik kullanım oranı ile en çok tercih edilen tamamlayıcı tıp yöntemi olmayı başarmıştır.

Peki nedir homeopatiyi bu kadar büyüten diyeceksiniz. Elbette en önemli neden başarısıdır. Sonrasında da arkasındaki büyük lobinin katkısıdır. İngiliz Kraliyet Ailesi’nden tutun da pek çok ünlü homeopati ile tedaviyi sağlık yolculuklarında bir ilk tercih haline getirmişlerdir. Günümüzde pek popüler olan organik tarım ve hayvancılık için de Avrupa Birliği tarafından önerilen önemli yöntemlerden biri olması bu bağlamda çok anlamlıdır.

Peki homeopati nasıl yapılır diyeceksiniz. Bireyi merkez alan bir yöntem olduğu için ilk hasta hekim ilşkisi uzun sürelidir. Yaklaşık 2 -2,5 saatlik bir görüşme ve muayene sonrasında hekim hastadan çalışıp bir program çıkarmak üzere bir süre talep eder. Bu sürenin sonucunda bulunan ilaç hastaya önerilir. Bu genellkle tek bir ilaçtır ve en düşük doz ile başlanır. İlaçlar tamamen doğal kaynaklardan elde edilir. Doğada bulunan herşey ilaç kaynağı olarak kullanılabilir. Ama en yoğun kullanılan kaynaklar bitkiler ve minerallerdir.

Eee şimdi diyeceksiniz ki bunun besin tamamlayıcısı olarak satılan fitoterapik yöntemlerden farkı nedir? Homeopatik remediler(ilaç) hazırlanma aşamasında ileri dilüsyon (sulandırma) ve potentizasyon (enerjisini arttırma) aşamalarından geçerler. Bu süreç içinde materyal olarak ilaç miktarı azalır iken enerjisi artar. Bu da homeopatide yan etkileri azaltırken, ekin ve güvenilir bir şekilde tedavi şansı kazandırır.

Homoepatik hekim için hastanın yakınmalarının her biri birer hastalık semptomunu oluşturur. Yani hasta migren yakınması ile gelmiş ise bu sıradaki ayağındaki mantar ya da mide yakınmaları da matrix bir algoritma içinde birarada değerlendirilir. O yüzden de bütünsel çalışan sentetik bir değerlendirme sonucunda remediye ulaşılır. Remedinin bedende çalışması da bireyseldir. O yüzden sık kontrol görüşmeleri de homeopatinin olmazsa olmazlarındandır. Bütünsel yaklaşan ve her subjektif yakınmayı ve objektif muayene bulgularını birlikte değerlendiren homeopati günümüzde her türlü hastalıkta konvansiyonel tıp ile birlikte veya tek başına kullanılabilir.

Enerjisi artmış remediler bedende zaten varolan kendi kendine iyileşme mekanizmalarını tetikler. Böylece aslında beden kendi kendini iyileştirir. Verilen uyarı bedendeki sistemler içinde bir yeniden düzenlenme sürecini başlattığı için bedendeki biyokimyasal ve biyofizik sistemler döngüler en ölçülemezinden ölçülebilir değerlere kadar yeniden düzenlenir. Böylece diyelim kolesterol ve kan yağları düşer, diyelim immun sistem regüle olup allerjik reaksiyonlar ortadan kalkar. Yani hastalığın iyileşmesi yanında poztif yönde laboratuvar değerleri değişir. Ama en önemlisi hasta bedensel, ruhsal ve çevresi lie birlikte kendisini iyi hisseder. Böylece Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı sağlık tanımına ulaşılmış olunur.

Homeopati böyle kısa bir yazı ile anlatılamayacak kadar geniş bir konudur aslında. Bu yüzden daha sonraki yazılarımda sık sık homeopati lie ilgili konulara tekrar tekrar değineceğim. Ama çok sabırsız iseniz daha geniş bilgiye www.budasaglik.com adresindeki web sitemden ulaşabilirsiniz.

Sağlıklı günler dileğiyle! 

11.02.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
2
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.