Erdoğan kendi tabanına ters düşüyor

08 Kasım 2013 02:11 / 1047 kez okundu!

 


Başbakan en son “Meşru hayat vardır, gayrimeşru hayat vardır” demiş. Hiç değilse “hayat tarzı” deseydi. Şimdi Erdoğan kendi ahlak, yaşam tarzı anlayışına uymayanların “hayat tarzlarını” değil, hayatlarını meşru görmüyor. Felaket!

Ama diyelim ki Erdoğan sürçülisan etti. Aslında kendisine uymayanların hayat tarzlarını gayrimeşru ilan etti. Buna hakkı var mı? Evet, hakkı olabilir, herkes bir başkalarının hayat tarzını beğenmiyor olabilir. Sağlam bir laikçi İslamcıların hayat tarzını beğenmez, eleştirir, tersi de geçerlidir. Ancak diğerinin yaşam tarzını “gayrimeşru” ilan etmek, işte bu noktada mesele kişisel görüş olmaktan çıkmaya başlıyor. Bir de ardından diğer yaşam tarzına karşı idari, yasal önlemler önerilmeye başlayınca iş daha da vahimleşiyor, üstelik bunları sokaktaki bir insan arkadaşlarına değil de Başbakan tüm topluma dönük söylüyorsa işin vahamet boyutu ölçülemez.

Erdoğan’ın görüşleri ile tartışmak abes. O kadar yanlış ki, insan neresinden tutacağını bilemiyor. Peki, Erdoğan neden bu kadar saçma bir açıklama yaptı ve ısrarla arkasında duruyor? Durum biraz da Gezi olaylarına karşı Erdoğan’ın tepkisine benziyor. Bir şey söylüyor, bir tutum alıyor ve kesin geri dönmüyor.

Buradan Erdoğan’ın dik kafalı olması sonucunu mu çıkarmalı? Belki öyledir ya da kedisine oy verenlere karşı böyle siyasi çıkışların işine yaradığını düşünüyordur. Ne var ki, kendi partisinden bazen bakanlar, bazen milletvekilleri, yazarlar ve başkaları Erdoğan’ın söylediklerini düzeltmeye, farklı yorumlamaya çalışıyor. Ama başarısızlar. Erdoğan geri adım atmıyor, hatta daha da ileri gidiyor. Gezi’de böyle oldu, şimdi de aynı gelişmeyi yaşıyoruz. Bakanlar, milletvekilleri, AKP’li yazarlar ve öğretim üyeleri Erdoğan’ı yorumlamaya, açıklamalarının şiddetini azaltmaya çalışıyor, ama nafile.

Erdoğan’ı yorumlamaya çalışanlar da akıl almaz şeyler söylüyor. Kız erkek öğrencilerin aynı evde kalması terör örgütlerinin işine yarıyor açıklaması var ortalarda. Saçmalık çok açık, ama insan gene de sormadan edemiyor, iki erkek ya da iki kadın öğrenci aynı evde kalsa terör örgütü çalışması yapamaz mı?

Şimdiden valiler, emniyet, emlakçiler ve herhalde sayısız evsahibi harekete geçti. Öğrenciler zaten zor ev buluyorlardı, buldukları evler pahalı oluyordu. Şimdi daha da zor ev bulacaklar ve daha pahalı olacak. Apartman yöneticileri ve belki bazı komşular öğrencilerin geliş gidişlerini kontrol edecek. Bir erkek öğrenci arkadaşının evine ziyarete gittiğinde polise ihbarlar başlayacak.

Bütün bunların olacağı kesin ve zaten olmaya başladı, ama Erdoğan ve AKP yöneticileri aslında kendilerine oy verenlerin bile çok büyük bir kısmının bu açıklamalardan rahatsız olduğunu fark etmiyor. Kendilerine “muhafazakâr demokratlar” diyen Erdoğan, muhafazakâr demokrat seçmenin kişisel hayata karışmayacak kadar olgun olduğunun farkında değil.

AKP’ye oy verenlerin içinde çok önemli bir kesim çaresizlik içinde oy veriyor. CHP ve MHP’yi oy vermeye değer görmüyor. BDP’yi ise Türk tarafı Kürt partisi olarak görüyor ve ona da oy vermiyor. Kısacası, AKP’ye oy veriyorlar ama başka bir alternatif de arıyorlar. Üstelik bu kesimi “muhafazakâr demokrat” olarak değil “demokrat” olarak tarif etmek gerekir.

İşte bu kesim şimdi kıvranıyor, bir kere daha nereye yöneleceğini tam bilemiyor. CHP ve MHP’ye yönelmeleri mümkün değil, orası ırkçı, gerici, özgürlük düşmanı. Ama başka bir alternatif de yok.

İşte sosyalistler, demokratlar bu alternatifi oluşturmak ve bunu güçlü bir alternatif hâline getirmek zorunda. Zaman az, bu kısa zamanda belki yeni bir alternatif kurulamaz ama adımlar atılmaya başlanabilir. Daha da geç kalmadan bu düşüncede anlaşanların biraraya gelmesi ve ilerlemeye başlaması gerekir.

Bir programın oluşması çok kolay:

Gündemimizde olan her türlü demokrasi sorunu programımızın bir maddesi.

Emekçilerin yaşam koşullarını düzeltmek için her talep programımızın bir maddesi.

Düşünce, inanç, ifade, örgütlenme ve eylem özgürlüklerinin kazanılması, Kürt kimliğinin tanınması ise programımızın en önünde yer alıyor.

Şimdi gerekli olan sadece harekete geçme iradesi.


Doğan TARKAN

08.11.2013

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.