CHP'nin İzmir adayı Tunç Soyer Habertürk'e konuştu

08 Şubat 2019 15:11  

 

CHP'nin İzmir adayı Tunç Soyer Habertürk'e konuştu

CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer, Habertürk TV'de soruları yanıtladı. Soyer, 12 Eylül askeri darbesi döneminde askeri savcı olan babası Nurettin Soyer üzerinden yöneltilen eleştirilerle ilgili, "12 Eylül'le ilgili hiç iyi şeyler düşünmüyorum. Bunun savunulur yanı yok. Benim babam askeri savcı, devlet memuru ve bir asker. O hiyerarşi içinde önüne gelen davanın gereğini yapmak zorundaydı" dedi

CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer, Habertürk TV'de yayınlanan 'Türkiye'nin Nabzı' programında Didem Arslan Yılmaz'ın sorularını yanıtladı.

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer, abertürk TV'de Didem Arslan Yılmaz'ın sorularını yanıtladı. İzmir'den aday gösterilmesiyle ilgili son ana kadar haberi olmadığını söyleyen Soyer, Aziz Kocaoğlu'nun kendisiyle ilişkin sözleriyle ilgili şu değerlendirmede bulundu: Aziz Başkan kendi yerine başka birisini öngörmüş olabilir. Bunu kendisine sormak daha doğru olur. Muhtemelen Aziz Bey, bir başka ismin aday olması gerektiğini düşünüyordu. Çok net söyleyeyim, Aziz Bey'le bizim aramızda 10 yıllık süreçte hiçbir tartışma, hiçbir küskünlük, bir kaş kalkması yaşamadık... 1 Nisan sabahı 6 belediye başkanına mektup yazacağını ilk kez ulusal kanala, Habertürk TV'ye açıklayacağını söyleyen Tunç Soyer şöyle konuştu: 1 Nisan sabahı yazacağımız mektup hazır. İskenderiye, Beyrut, Atina, Roma, Marsilya ve Barselona belediye başkanlarına mektup yazacağım. Akdeniz kentler birliği kuruyoruz. Kentler ağını bütün Akdeniz çanağına yaymayı planlıyoruz" dedi. CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer, İzmir'in ihtiyacını güneş enerjisinden karşılanacağını sözlerine ekledi. Soyer, "Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret etti. Siz de benzer bir görüşme yapmayı düşünüyor musunuz?" şeklindeki soruya şu yanıtı verdi: Benim böyle bir öngörüm yok. Tabii ki İzmir için her kapıya giderim. İnsanlarımıza vaad ettiklerimizi hayata geçirmek için nerede ne yapılması gerekirse onu yaparız. Hiç şüpheniz olmasın...

İşte Soyer'in açıklamalarından satır başları: 

 

"SON ANA KADAR, 2-3 GÜN ÖNCESİNE KADAR HİSSETTİRMEDİLER"

Açıklandığı gün öğrendim. Öncesinde hiçbir netlik yoktu. Asla böyle bir şey söylenmedi. Son ana kadar 1-2 öncesine kadar hissettirilmedi bile. Örgütlerden sorumlu olan genel başkan yardımcımız var. Onlar ilçelerden, illerden gelen adayları kategorize ediyorlar ve onları MYK'ya getiriyorlar. Bu isimler konuşuluyor,tartışılıyor, arkasından bu isimler Parti Meclisine geliyor. Öncelikle Oğuz Kaan Salıcı hazırlıyor.

"6 AYRI ANKET YAPILDI, DEMOKRATİK BİR SEÇİM DİYEBİLİRİZ"

Anketler yapıldı, kamuoyu yoklamaları yapıldı. Çok titiz bir çalışma sürdürüldü. En son Parti Meclisi'nde bu isimler onaya sunuldu. Çok anket yapıldı. Farklı bölgelerde yapıldı. Bütün bunlar sentez aşamasına gelindi. Bu çok demokratik bir yöntemdi. Tabii ki ön seçim en demokratik yöntem. Ama başka birtakım etkenler nedeniyle her şeyiyle en demokratik bir seçim olduğunu söyleyebiliriz. 19 saat süren tartışmalar yaşandı. Bunlar çok sağlıklı şeyler aslında.

"MERKEZİ SİYASETTEKİLER DEĞİL DE YEREL YÖNETİCİLER ÖNE ÇIKTI"

Heyetler halinde ilçeler, iller, defalarca gidildi. Birileri gönderildi. Birileri için destek talep edildi. Bütün bunlar çok şeffaf,berrak biçimde adayların çıkmasına yol açtı. Muhtemelen böyle bir eğilim açıldı. Kentlerinde başarılı olmuş yerel yöneticiler tercih edildi. Merkez siyasette yol almış isimler değil de yerel siyasette başarısı, performansı ortaya konmuş adaylar üzerinde yoğunlaşıldı. Muhtemelen bu belirleyici sebep oldu.

"İZMİR'LE İLGİLİ FİKİRLERİMİ, HAYALLERİMİ ORTAYA KOYDUM"

Son ana kadar, 2 gün öncesine kadar kimse bana 'Sen bizim belediye başkanımız olacaksın' demedi. Sayın Genel Başkanımız da söylemedi. Birden çok kez bir araya geldik. Ben İzmir'le ilgili fikirlerimi, hayallerimi, vizyonumu ortaya koydum. Kendisi de katkıda bulundu. Ama adaylık noktasına gelince ne ben kendisine sordum, ne de bana söyledi.

"AZİZ BAŞKAN BELKİ DE BİR BAŞKA İSMİ ÖNGÖRMÜŞ OLABİLİR"

Beklemediğimiz bir şeydi, Aziz Bey'in açıklaması. Başka bir zaman 'ben aday olmayacağım' demişti. Bunu da anlamaya çalışıyorum. Sonuç olarak Aziz Başkan kendi yerine başka birisini öngörmüş olabilir. Bunu kendisine sormak daha doğru olur. Muhtemelen Aziz Bey, bir başka ismin aday olması gerektiğini düşünüyordu. Çok net söyleyeyim, Aziz Bey'le bizim aramızda 10 yıllık süreçte hiçbir tartışma, hiçbir küskünlük, bir kaş kalkması yaşamadık. Aziz Başkan 30 ilçenin bağlı olduğu bir büyük şehir belediye başkanı. Belki onlardan belki dışarıdan birinin layık olduğunu düşünmüş olabilir. Başka tercihleri olabilir. Bunu gerçekten ona sormak daha doğru olur. Beni hangi gerekçeyle istememiş olabileceğini bilmiyorum.

"10 YIL İÇİNDE AZİZ BAŞKANLA HİÇBİR SORUN YAŞAMADIK"

Mevzuat gereği biz büyükşehir belediyesine çok bağlıyız. Bizim zaten Büyükşehir'e saygıda kusur etmemiz söz konusu değil. Ayrıca parti sorumlulukları gereği de öyle bir saygımız var. Aziz Başkan her hâlükârda bizim büyüğümüz. 10 yıl içinde hiçbir sorun yaşamadık. İzmir çantada keklik değil. Sandık bu. Ne kadar anket yaparsanız yapın, sonunda insanlar sandığa oylarını atacaklar. Kim bilir o güne kadar ne gelişmeler yaşanacak memlekette.

"BABAM ŞEREFLİ BİR TÜRK SUBAYIDIR, ONUNLA GURUR DUYUYORUM"

Ben 10 yıllık başkanlığım döneminde bir kez babamla ilgili cümle kurdum. O da 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde bir şey hatırladım. Babam Fethullah Gülen'in hapse atılmasıyla ilgili kararı veren hakimdir. Bu benim için gurur vesilesidir. Bunu paylaşmak istedim. Babamla ilgili, geçmişte yaptıklarıyla ilgili hiçbir cümle kurmadım. Babam Türk ordusunun şerefli bir subayıdır. Dedem Kuvayı Milliye'nin kahramanıdır. Onlarla gurur duyuyorum. Darbeye karşıyız tabii ki. Demokrasi tabii ki sonuna kadar sahip çıkmamız gereken bir şey. 10 yıldır belediye başkanıyım ama bu tartışmalar büyükşehir belediye başkanı olunca bu tartışmalar gündeme getirildi.

"İNSANLAR, 'ÇAMUR BANA DA BULAŞIR' DİYE SİYASETE GİRMİYOR"

Ne yazık ki siyaset zemin böyle net yürümüyor. İyi temiz donanımlı insanlar biraz da bu yüzden siyasete soğuk duruyorlar. Ben siyasete girersem bu çirkinlik, bu çamur, bu kirlilik benim de üzerime yapışır diye düşünüyorlar, haklıdırlar. Ama Platon 'siyasete uzak duracak kadar akıllı olan insanlar sonunda aptal insanlar tarafından yönetilir' demiş. Gerçekten insanların siyasete girmesi lazım.

"BİZ SEFERİHİSAR'DA, MHP'YLE GRUP TOPLANTILARI YAPIYORUZ"

2014 yılında ben belediye başkanı seçildiğimde ortada şöyle bir tablo vardı. AK Partili ve CHP'li meclis üyeleri seçilmişlerdi. Mesela MHP'li meclis üyesi yoktu. Seferihisar'da yüzde 10'un üzerinde MHP oyu vardır. Biz bir davet yaptık MHP'ye. Dedik ki, 'Siz Seferihisar'da belediye meclisinde temsil edilmiyorsunuz. O nedenle gelin sizinle her ay grup toplantısı yapalım".Biz yıllardır MHP ile toplantı yapıyoruz. Bizim demokrasi anlayışımız böyle bir anlayış. O gün yaşanan acıların, karanlık günler tabii ki tartışılsın.

"DARBELER NEREDEN GELİRSE GELSİN MEMLEKETE KÖTÜLLÜKTÜR"

Kesinlikle darbelerin bu memleketi geriye götürdüğüne inanıyorum. Demokrasi en güzel yaşam biçimi.Bunu korumak, sahip çıkmak durumundayız. Hayatımızın kalitesi önce demokrasiye bağlı olmaktan geçiyor. Çok net olarak söylüyorum: Darbeler nereden gelirse gelsin, bu memlekete yapılmış büyük kötülüktür.

"BABAM HUKUKÇU VE DEVLET MEMURUYDU, HUKUKU KORUDU"

12 Eylül'le ilgili hiç iyi şeyler düşünmüyorum. Bunun savunulur yanı yok. Benim babam askeri savcı, devlet memuru ve bir asker. O hiyerarşi içinde önüne gelen davanın gereğini yapmak zorunda. Bu bazen MHP'ye, bazen Dev-Genç'e, bazen TÖBDER', rahmetli Ecevit'e.. Babam bir devlet memuru, hukukçu. O günün koşullarında hukuku korumak için elinden geleni yaptığını biliyorum.

"SAYIN CİNDORUK VE SAYIN BAYKAL BANA BABAMI ANLATTI"

Geçen Hüsamettin Cindoruk beni aradı. "Babanı bana sorsunlar. Ben onun ne kadar iyi olduğunu biliyorum" dedi. Sayın Baykal'ı ziyaret ettim. Benzer şeyleri söyledi. Ben demokrat bir insanım, demokrasiye aşkla inanan bir insanım. Nasıl ülkücülerle, MHP'lilerle her ay toplanıyorsam demokratlığıma daha nasıl örnek verebilirim size bilmiyorum

"12 EYLÜL DÖNEMİNİN NERESİNİ SAVUNACAKSINIZ Kİ..."

O dönem karanlık dönem. Neresini savunacaksınız. Babamla konuşurduk. Uğur Mumcu'yla yaptıkları bir kitap var 12 Eylül adaleti üzerine. Bende o donem ve demokrat ve görevini yapan birisi olarak bir algısı var bende babamın.

"İYİ PARTİ İLE KURULAN İTTİFAKIN, İYİ OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM"

Ben özellikle yerel siyasette çok daha geniş ittifaklar kurulması gerektiğini düşünüyorum. Yerel siyasetin merkezi siyasetten çok önemli farkı, ayrıştırıcı değil, kucaklaştırıcı olması gerektiğini düşünüyorum. İYİ Parti ittifakının mutlaka iyi olacağını düşünüyorum.

"MERKEZİ SİYASETİN AYRIŞTIRDIĞI SONUÇLARI BİR KENARA BIRAKTIK"

İYİ Parti yöneticilerin ittifak ruhuna uygun, vicdanen sahip çıktıklarını görüyorum. İYİ Parti'yle bir çok ilçede kuvvetli. Birlikte çalışacağız. Merkezi siyasetin ayrıştırdığı sonuçları bir tarafa bırakmak zorundayız. Bir parkta aydınlatma yok diyelim. O parktaki insanların hangi partide olursa olsun hepsi birlikte etkileniyorlar. İnsanlar zaten ona bakıp, bakmadığınıza göre size oy verirler.

"MİHRİBAN TÜRKÜSÜYLE HERKESİN YÜREĞİNDE BİR ŞEYLER TİTREDİ"

Ben bizi ayrıştıran sebeplerden çok daha fazla buluşturan sebepler olduğunu düşünüyorum. Siyasi argümanlarla ortaya çıkan kutuplar, ayrışmalar. Bunların hiçbirini doğru bulmuyorum. Bundan birkaç sene önceydi. Bir konser vardı. Sahnedeki sanatçı Mihriban türküsünü söyledi. Dönüp seyreden insanlara baktım, herkesin yüreğinin şurasından bir şey aktığını gördüm. Bu kıymetli bir şey. O izleyenler arasında AK Partili, MHP, CHP'li herkesin şurasında bir şey titredi.

"TÜRKİYE'YE BUZ KİTLESİ YAKLAŞIYOR BİZ BAŞKA ŞEYE BAKIYORUZ"

Türkiye çok ciddi bir ekonomik krizin peşinde. Devasa bir buz kitlesinin size yaklaşmakta olduğunu göz önüne getirin. Biz buz kitlesinin en üstündeki kısımla ilgileniyoruz. Dolar ne kadar indi, Euro ne kadar çıktı? Ama o kütle yaklaşmaya devam ediyor. Siz bunu beka diye çözemezsiniz. Bizim gelecek başarı hikayesine ihtiyacımız var. Bu da siyasi ayrışmaları bir tarafa bırakarak, kucaklaşmayı becererek olur. Bunun yapılacağı yer yereldir en güzel yer de İzmir'dir.

"ŞU ANDAKİ SİSTEM BİZİ DEMOKRASİDEN UZAKLAŞTIRIYOR"

Sistem tartışması her daim olacak. Hayatın akışını geri çeviremezsiniz. Otoriteyi merkezleştirdikçe demokrasiden uzaklaşıyorsunuz. Demokrasi hepimizin nefes alması, refahın anahtarı aslında. Demokrasi yoksa belki büyürsünüz ama Çin gibi büyürsünüz. Demokrasiyle kalkınmak zorundayız. Daha çok işler hale getirmek durumundayız. Sistem bizi demokrasiden uzaklaştırıyor. Demokrasi katılımcılıktır, şeffaflıktır, yerelde birlikte yaşamayı becermek ve oradan daha farklı sesi kendini ifade etmesidir.

"DEMOKRASİDEN UZAKLAŞIRSANIZ HUKUKTAN DA UZAKLAŞIRSINIZ"

Cumhurbaşkanlığı sistemi otoritenin giderek merkezileştirdiği, giderek Cumhurbaşkanının iki dudağı arasında kararların aldığı bir sisteme gidiyor. Ben sistemle ilgili konuşuyorum. Eğer hukukun üstünden uzaklaşırsanız, demokrasiden uzaklaşırsanız eğitimin kalitesiyle ilgili bir sorun yaşamaya başlarsınız. Hukukun üstünlüğüne dayanmak zorundasınız. Bunlar fırsat eşitliğini, adaleti getirir. O nedenle demokrasinin vazgeçilmez olduğunu düşünüyorum.

"MARDİNLİ ARKADAŞIM MEMLEKETİNE GİDİNCE 'İZMİRLİYİM' DİYOR"

İzmir Akdeniz çanağında ticaret hacminin yüzde 30'unu tek başına yapan bir kentmiş. İzmir liman kenti olmak nedeniyle farklı kültürlerin bir arada yaşamasını mümkün kılmış. İzmir bir yürektir. Kan kaybediyor ama sonuçta o yürek hem Doğu'ya hem Batı'ya değerleri pompalamaya devam ediyor. İzmir bir arada yaşama kültürü geliştirmiştir. İzmir'de herkes İzmirlidir. Benim Mardinli arkadaşım memleketine gittiğinde 'İzmirliyim' diyor.

"İZMİRLİ CUMHURİYET'İN DEĞERLERİNDEN HAYAT BULUYOR"

İzmir bir arada yaşamanın güzelliğini keşfeden bir yer. İzmir herkesi sarıp sarmalıyor. İzmir'i değerleri savunucusu olduğu için CHP'ye oy veriyor. Cumhuriyet, cumhuriyetin erdemleri, Mustafa Kemal Atatürk'ün erdemleri, değerleri. Bundan aslında hayat buluyor. İzmirli her şeyden önce bu yaşam kültürünün sürdürülmesinin, güvence altında tutmak istiyor.

"AK PARTİLİ GENÇLER BANA OY VERECEK! HDP'YLE İTTİFAK YOK"

HDP'le ne örtülü ne açık, böyle bir ittifak yok. Ben AK Parti tabanından da oy almak istiyorum. Gençleri bana oy verecek. Kadınlar oy verecekler. Yerel yönetim başka bir şey. O sokak lambası yanmayan parkın lambasını onaracak mı? Yerel seçim dinamikleri çok farklı işliyor. İyi ki de öyle işliyor. Çünkü demokrasi ancak o zaman gelişiyor. Demokrasi her şeye rağmen demokraside daha çok nefes alıyor.

"TEKNOLOJİYİ NET BİR ŞEKİLDE KULLANACAĞIZ"

Demokrasiyi savunarak, birlikte yaşam kültürünü savunarak, birlikte yönetmeye davet ederek HDP'den oy alacağız. İzmir'in kökleri, geleneklerini demokrasiyi en iyi serpiştirecek bir mecra. Demokrasinin erdemleriyle, değerleriyle teknolojiyi buluşturmak demek. Cep telefonunuza yükleyeceğiniz aplikasyonlarla kimin hangi mahallede neye ihtiyacı var. Bütün bunları öğrenip ona göre irade ortaya koyacağız. Bunun için net bir biçimde teknolojiyi kullanmanız lazım. Biz İzmirlilerin oyuna talibiz. Sadece demokrasiye inansınlar yeter. Demokrat İzmir o yüzden demokrat...

"İZMİR DOĞU'NUN BATISI, BATI'NIN DA DOĞUSUDUR..."

İbn-i Haldun diyor ki, coğrafya kaderdir. İzmir'in kaderi bu. Batı'nın en doğusu bir yandan Doğu'nun en batısı. Yalıçapkını diye bir kuş var. Batılı gezginler Anadolu'ya İzmir'den girdikleri için bu kuşa Simirna ismini veriyorlar, anlamı Yalıçapkını. İlk kez bu kuşu İzmir'de gördükleri için adı Yalıçapkını oluyor.

"SİYASET HAYATA ÇENTİK ATMA DÖNÜŞTÜRME SANATIDIR"

Siyaset hayata çentik atma sanatıdır. Hayatı dönüştürmek sanatıdır. Hayatı iyileştirmeye çalıştırmak, siyaseti onun için yapıyorum. Bu coğrafyada yaşanan insanların çok daha iyi yaşam standartlarını hak ettiğini düşünüyorum. Nasıl olacak bu iş? Siyaset yoluyla. İzmir onun için çok iyi bir fırsat.

"BİZ AK PARTİLİ BELEDİYELERİN SAKİN ŞEHİRLERİNİN LİSTESİNİ HAZIRLIYORUZ"

Ben 10 yıl sahadayım. Türkiye'nin birçok kent ve kasabasına gittim. Şavşat'ta bir Şubat günü gittiğimizde bizi çocuk belediyesi pankartıyla çocuklar karşıladı. Bizi Seferihisar'da yaptığımız uygulamayı AK Partili belediye orada hayata geçirmiş. AK Partililerin elindeki 'sakin şehirler' listesini biz hazırlıyoruz. Demokrasi böyle bir şey yerelde.

"İZMİR'DE YENİ KİMLİK ARAYIŞINDA DEĞİLİZ"

Ben Expo'nun Genel Sekreterliği'ni yaptım. Dünyanın birçok yerinde İzmir'i anlattım. İzmir'i anlatırken gördük ki, aslında mucize bir İzmir. Biz İzmir'i 'herkes için sağlık' temasıyla anlattık. İzmir iyi yaşanan, sağlıklı yaşanan kent demek. Allı turna nedir biliyor musunuz? Flamingo. İzmir'de flamingo yaşıyor. Bu toprağının, denizinin hala temiz olduğunu gösteriyor. Biz şunu söyledik dünyanın her yerinde, tıbbın sembolü o çift başlı yılan burada doğmuş. Biz İzmir'i buradan anlatacağız. Yeni kimlik arayışında değiliz. İzmir'in köklerinde var olanı anlatacağız.

"1 NİSAN SABAHI 6 BELEDİYE BAŞKANINA MEKTUP YAZACAĞIZ"

İzmir'in altyapı meselesi var, çöp meselesi var. Ama bu hikayeyi dönüştürmek mümkün. Malzeme olağanüstü zengin orada duruyor. Şimdi o güzellikleri ortaya çıkarmanın vakti geldi. Akdeniz çanağında göz kamaştıran İzmir'i ortaya koymak gerekiyor. Öncelikle altyapı, ulaşım, trafik, çöp, katı atık bertarafıyla ilgili meselelere odaklanacağız. İki temel şey var. 1 Nisan sabahı 6 belediye başkanı: İskenderiye, Beyrut, Atina, Roma, Marsilya, Barselona'ya mektup yazacağız. Akdeniz kentler birliği kuruyoruz. Kentler ağını bütün Akdeniz çanağına yaymayı planlıyoruz.

"TEKNOLOJİYİ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN KULLANACAĞIZ"

Trafik meselesi yol meselesi değil, planlama meselesidir. Öylesine gelişti ki teknoloji, siz bir kavşakta araç yoğunluğunu, nereye doğru akmakta olduğunu birtakım sensörler koyarak öğrenebiliyorsunuz. Teknolojiyi bu tür çözümler üretilmesi için kullanacağız.

"PERSPEKTİFİ İZMİR'DE ARKA TARAFLARA DOĞRU AÇAĞIZ"

Biz İzmir'i tekrar dünyaya açacağız. Dünyanın global bir aktörü hale getireceğiz. Perspektifi arka tarafa açacağız. Biz hep protokole proje ürettik. Denizi görmeyenler var, sahneyi görmeyenler var. O mahallelere de gerek Aziz Kocaoğlu'nun, Yüksel Çakmur'un, Osman Kibar'ın, Burhan Özfatura'nın tabii ki yaptıkları var. Ben perspektifi değiştirmekten bahsediyorum. Bunun içine giren çok sayıda proje var. Bunları cebimde taşıyor değilim.

"BİR BUĞDAY TANESİNDEN 500 DÖNÜMLÜK KARAKILÇIK ÜRETİYORUZ"

Seferihisar deneyimi bizim için inanılmaz bir süreçti. Bir amcamız buğday tohumu vermişti. Hiç oynanmamış tamamen doğal. Binlerce yıldır o topraklarda üretilen bir tohum. Biz 280 tür tohum toplamıştık ilk yıl. Kavonoz diplerinden, çeyiz sandıklarından topladık. 80 türünü çimlendirmeyi başardık. Her yıl çoğaldı. O bir avuç karakılçık tohumunu yıllarca uğraştık. Önce saksılarda, sonra 6 dönümlük bahçeye döndük. Bu yıl 500 dönümün üzerinde Seferihisar'da karakılçık üretiliyor.

"ELEKTRİK ENERJİSİ İÇİN GÜNEŞTEN FAYDALANACAĞIZ"

Biz senede 300 gün güneşi olmakla övünen bir şehiriz. Eğer siz güneşten elektrik elde etmiyorsanız bunun mazareti olamaz. Enerji Üretim Kooperatifi kurduk Seferihisar ölçeğinde. Paneller kurduk, belediye binasının elektiriğini oradan sağladık. Bu bir model. Hep birlikte enerjiden para kazanacağız, İzmir'in elektrik ihtiyacını bu kaynaklardan karşılayacağız.

"İZMİR İÇİN YENİ PROJE: GENÇ ELÇİLER PROJESİ..."

Brexit oylaması yapıldı. Gençler çok muhaliftiler. Yaşlılar yaşamayacakları devrin kararlarını o masada aldılar. Gençlerin gelecekleriyle ilgili kararları alabilmesi lazım. Bizim onlarla ilgili karar almaya hakkımız olmadığını düşünüyorum. Genç elçiler, digital dönüşüm, nanoteknoloji elçisi olacak. Bu elçileri gençler seçecek. Mahalle meclislerinden çıkacak o gençler. Biz gençlerle beraber yürüyeceğiz.

"ÇOCUK BELEDİYELERİ MAHALLE KÜTÜPHANELERİ KURACAĞIZ"

Kent konseylerini çok aktif mecralar olarak kullanacağız. Dijital teknolojilerini çok yoğun kullanacağız. Çocuk belediyelerini kuracağız. Mahallelerde mahalle kütüphaneleri kuracağız. Ücretsiz internet erişimi, çorba ve ısıtma olacak. Burada kast ettiğimiz şey gençler oraya geldiklerinde internet üzerinden her türlü bilgi, belgeye ulaşabilir olsunlar. Sosyalleşsinler.

"BİZ İZMİR'E GELEN İNSANLARI İZMİRLEŞTİRECEĞİZ..."

İzmir Türkiye'yi değiştirecek. İzmir çok renk, çok ses, çok nefes demektir. İzmir daha çok nefesi Türkiye'ye verecek. İzmir bir lokomotif gibi vagonları arkasına takacak. İzmir bu yaşam kültürünü korumak istiyor. İzmir bu zenginliği, iklimi korumak istiyor. İzmir gelenleri kucaklıyor. Bütün mesele bunu sürdürebilir kılmakta. Biz geçmişimizi biliyoruz, geçmişimizin ne kadar muhteşem olduğunu biliyoruz. Buradan bir gelecek tahayyülü kurmak lazım. Gelen insanları İzmirlileştireceğiz, İzmirleştireceğiz.

"SİNEMA VE MÜZİK ENDÜSTRİSİNİ İZMİR'E TAŞIYACAĞIZ"

İstanbul'da sinema endüstrisi tıkanmış durumda. Ama set İzmir'de ise set çalışanları mutlu oluyor. Çünkü hava güzel, mevsim iyi. İzmir sinema endüstrisine ev sahipliği yapacak alanlara, imkanlara sahip. Müzik endüstrisini de İzmir'e taşıyacağız. İzmir'in böyle bir potansiyeli, gücü var. İzmir onlara yaşam alanı gösterecek.

"BENİ RUH ZEHİRLENMESİNDEN EŞİM KURTARIYOR"

Eşim hayatımın en büyük muhalifi ama en çok destekçimdir. Çok alkışlandığım bir toplantıdan gelince 'seni yeterince alkışlıyor zaten' diyor. Bu koltuklarda oturanlar bir süre sonra en akıllı olduklarına inanıyorlar. Onun için bu onların sonu oluyor. O beni ruh zehirlenmesinden engelliyor. Siyasette maddi ve manevi açlığınız varsa ruh zehirlenmesi çok etkili olabiliyor.

"SEFERİHİSAR'DA KADINLAR EKONOMİK HAYATA KATKI SUNDULAR"

Seferihisar'da 75 yaş üstü partisi yaptık. Onlara sorular hazırlamıştık: Anneannen ne yemek yapardı, baban kızınca ne yapardı gibi. İnanılmaz güzel hikayeler, yemek tarifleri ortaya çıktı. Sonra kadın kooperatifi kurduk. Eşimin başında olduğu. Onlar Sefertası adı altında lokanta kurdular. Para kazanmaya başladılar. Ondan sonra sanal ortama taşıyalım dediler. Bir site açtık. Türkiye'nin her yerine ürün gönderdiler. Giderek büyüdüler. Bu kadın kooperatifi ile beraber kadınların toplum içindeki yeri değişmeye başladılar, aile ekonomisine katkı verdiler.

"KADINLARIN ÇOCUKLARINA BAKILDI KENDİLERİ PARA KAZANDI"

Bol keseden vaat vermek istemem. Kadınların hayatını iyileştirecek, duruşlarını güçlendirecek yapabileceklerden bahsetmek istiyorum. Seferihisar'da masal evi yaptık. Eşi çalışmayan, hasta, hapiste, ölmüş, boşanmış kadınlar. Küçük çocukları var, çalışamıyor. Çocuğunu bırakacak bir yeri yok, işi yok. Sunay Akın isim babasıdır. Bu masal evi 10 tane çocukla başladı. Bu durumda annesi olan çalışamayan, çocuğunu bırakamayan anneler. Çocuklarını getirdiler, hem çocuklar gün boyu orada eğitmenler tarafından bakıldı. Arkada bir çamaşırhane açtık. Orada da bizim anlaşma yaptığımız restaurantlar, butik otellerin çamaşırlarını kadınlara taşıdık. Kadınlar o çamaşırları yıkayarak para kazanmaya başladılar, bir yandan çocuklarına bakılmaya başlandı.

"GASTRONOMİ İZMİR'İ DÜNYADA MARKA YAPACAK BİR GÜÇ"

Sadece jeotermal değil gastronomi. Bizim Akdeniz mutfağımız var. Biz zeytinyağı mucizesiyle beraber yaşıyoruz. Akdeniz gastronomosi tek başına İzmir'i tek başına dünyada marka yapacak bir güç.

"İZMİR'DE KAYNAK YARATMAK KONUSUNDA BİR SORUN GÖRMÜYORUM"

Seferihisar'da bugün bütçemiz 80 milyon lira, borcumuz 90 milyon lira. Büyükşehir belediyesi şanslı belediye. Bu Aziz Kocaoğlu'nun sıkı para ve tasarruf politikasıyla oldu. Kaynak problemi olduğu için bir şey düşünmüyorum. Burada kaynak yaratmak konusunda hiçbir sorun görmüyorum.

"İZMİR İÇİN CUMHURBAŞKANI İLE GÖRÜŞECEK Mİ?"

Benim böyle bir öngörüm yok. Tabii ki İzmir için her kapıya giderim. İnsanlarımıza vaad ettiklerimizi hayata geçirmek için nerede ne yapılması gerekirse onu yaparız. Hiç şüpheniz olmasın. Zeybekci ile biraraya gelmedik, umarım geliriz. Ama önümüzdeki günlerde mutlaka biraraya geliriz.

"SAYIN KOCAOOĞLU'NA GİTTİM, HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERECEK"

Görevlendirme yapıldıktan sonra eşimle birlikte Aziz Başkanımıza gittim. Aziz Bey kurumsal kimliğe çok saygı gösteren birisidir. Kampanya döneminde her türlü desteği vereceğini ifade etti. Ben kendisiyle görüşme talebinde bulundum. Daha sonra Yılmaz Büyükerşen'e gittim. Ondan da el almaya gittim. Ekrem Bey'e de o vesileyle hayırlı olsun demeye gittim. Kadirşinas protokol ziyaretleri bitti. Sahada daha çok koşuşturmaya başlayacağız.

"İZMİR'İN GÜLERYÜZLÜ İNSANLARI TÜRKİYE'YE UFUK AÇACAK"

İzmir Türkiye'yi değiştirecek potansiyele sahip şehir. Türkiye izmir'den değişecek. İzmir'in dağlarında çiçekler açacak. İzmir'in güleryüzlü insanları Türkiye'ye muazzam bir ufuk açacaklar.

haberturk.com

04.02.2019

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0