NINE (DOKUZ)
27 Şubat 2010 22:57 / 176 kez okundu!
FELLINI’NİN RUHU HOLLYWOOD SEMALARINDA
Fellini’nin ruhu Hollywood semalarında uçarken tesadüfen Dokuz ile karşılaşsa belki biraz eğlenir fakat sonuçta ne yapmışlar benim Sekiz Buçuğuma der. Şahsen ben öyle yaptım.
***
NINE-DOKUZ
YÖNETMEN: ROB MARSHALL
OYUNCULAR: DANIEL DAY LEWIS, MARION COTILLARD, PENELOPE CRUZ, NICOLE KIDMAN, JUDI DENCH, SOPHIA LOREN, FERGY
Fellini’nin bir film yönetmeninin yaratıcılıkta zorlandığı, sorunlu bir dönemini anlattığı ‘Sekiz Buçuk’ tüm zamanların en iyi on filmi arasında sayılır. Sanatla ilgili herkesi etkileyen film sanatçının dehasını, hayallerini istediği gibi şekillendiremediği zamanlarda içine düşebileceği bunalımı Marcello Mastorianni gibi dev oyuncunun canlandırdığı Guido karakterinde yansıtmıştı. Filmin kahramanı Guido Anselmi (Marcello Mastorianni) ilham perisi kaçmış bir yönetmendir. Hiç tarzı olmayan bir bilim kurgu filminin senaryosunu yazmakta zorlanmaktadır. Yaratıcılığı tükenmiş bir yönetmen olarak anılma korkusu tüm benliğini kemirmektedir. Kurtuluş olarak kendisini bir ılıca merkezine atar. Motor demek için sabırsızlanan yapımcı, set amirleri, sanat yönetmenleri, oyuncu adayları tüm ekibin başına toplanmasıyla Guido’nun kafası daha bir karışır. Hayaller, rüyalar, çocukluk anıları her geçen gün daha fazla sığındığı kaçışlar olur. Fellini gerçek ve hayal arasındaki büyülü karelerini yer yer bir sirk atmosferinde sunar. Karısı Luisa ile olan kopuk ilişkisi, sevgilileri ile olan problemleri, hayal kızı Claudia Cardinale Fellini’nin her filminde işlediği sürekli arayış içindeki erkek figürünün yansımalarıdır. Çevresinde sürekli konuşan hareket halindeki insanlar, Katolik rahiplerin karikatür tasvirleri sonraki filmlerinin değişmez karakterleri olur. Sıkışmış yönetmen öyküsü gelecekte bir çok filmin esin kaynağı olur. Coen’lerin Barton Fink’i bunun en iyi örneklerinden birisidir. Fellini 1963'de ‘Sekiz Buçuk’ ile en iyi yabancı film Oscar ödülünü kazanır. Filmden yola çıkarak Arthur Copit’in yazdığı kitap Maury Yeston’ın müzikleriyle ilk kez 1982'de Broadway’de sahnelenir ve bir çok Tommy ödülü kazanır. Müzik ile birlikte sekiz buçuğa yarım sayı eklenir ve dokuz olur. Müzikal filmlerin usta ismi Rob Marshall 2007'de Dokuz’u filme dönüştürme çalışmalarına başlar.
Rob Marshall, orijinalinin zamanına sadık kalarak öyküyü altmışlı yılların İtalya’sında kurgulamış. Guido Contini (Daniel Day-Lewis) ve çevresindeki birbirinden güzel, şarkı söyleyen ve dans eden kadınlar Hollywood dünyasına ait rengarenk bir atmosfer sunuyor. Öykünün özü orijinali ile bire bir aynı. Karısı Luisa (Marion Cotillard), metresi Carla (Penelope Cruz), ilham kaynağı Claudia (Nicole Kidman), yapımcısı, sırdaşı ve kıyafet tasarımcısı Lilliane (Judi Dench), Amerikalı bir gazeteci Stephanie (Kate Hudson), çocukluğundan bir fahişe Saraghina Fergy) ve annesi (Sophia Loren) yaşamını etkileyen kadınlardır. Onlar arasındaki dengesizliği çözümleyemeyen orta yaş sendromu yaratıcılığını çıkmaza sokmaktadır.
Fellini’nin görsellik ile yarattığı düş dünyası Marshall’ın müzikalinde şarkılar ile vücut buluyor. Esasında ‘Sekiz Buçuk’ ile çok fazla bir kıyaslama yapmak hata olur. ‘Dokuz’ ondan yola çıkan bir müzikal sadece. Örneğin final tümüyle farklı. Anneyi oynayan Sophia Loren’in Guido’nun hayallerinde oynaması mükemmel bir seçim olmuş. Hala güzel ve etkileyici. Kaynak filmin en unutulmaz sahnelerinden olan küçük çocuklara para karşılığı Rumba yapan fahişe Saraghina ‘nın dansı yine çok çarpıcı. Fergie kendisine çok yakışan bu bölümde mükemmel bir performans sunuyor. Daniel Day Lewis’in varlığı ise Marcello ile karşılaştırıldığında çok sönük hatta itici. Yüzünde mutsuz bir ifade, dudaklarından düşmeyen sigara ile bunalımı resmen bir depresyona dönüştürmüş. Kısaca nerede Marcello Mastorianni’nin o emsalsiz yaramaz karizması, bunalımın altında yatan o Akdenizli ruhu. Kadın oyuncu seçimleri ise tam yerinde, Carla’da Penelope Cruz veya Luisa‘da Marion Cotillard bir Akdeniz kadını gibi oynuyorlar. İlham perisi Claudia’da Nicole Kidman orijinalindeki Claudia Cardinale’ye yakın duruyor. Gerçek ile düş arası bir yansıma.
Fellini’nin ruhu Hollywood semalarında uçarken tesadüfen Dokuz ile karşılaşsa belki biraz eğlenir fakat sonuçta ne yapmışlar benim Sekiz Buçuğuma der. Şahsen ben öyle yaptım.
Emin Yeğinboy
28.02.2010



